Türk devletinin işgal ve soykırım saldırısını tartışmak amacıyla Federal Almanya Parlamentosu’nda bir oturum yapıldı. Oturumda, Almanya’nın AB’nin Türkiye’ye dönük silah ambargosunu engellemesi kınandı, soykırım suçunu işleyen Erdoğan rejimine daha etkili yaptırımlara gidilmesi istendi.

Almanya’da siyasi partiler, AB çapında uygulanacak bir silah ambargosunun Merkel hükümeti tarafından engellenmesine tepki göstererek, Türk devletinin Rojava işgali karşısında sonuç alıcı yaptırımlar hayata geçirilmesini istiyor.

Alman Federal Parlamentosu’nda önceki gün Sol Parti’nin (Die Linke) talebiyle Türk devletinin işgal saldırısı karşısında Almanya’nın Ankara rejimi karşısında nasıl bir pozisyon alması gerektiğine ilişkin özel bir oturum gerçekleşti. Merkel kabinesinden bakanlar ile Parlamento’da grubu bulunan partilerin parlamenterlerinin hazır olduğu oturumu aralarında Kuzey-Suriye Yönetimi Avrupa Temsilcisi Ehmed Şêxo’nun bulunduğu bir heyet de izledi.

AB silah ambargosunu neden engelledin?

Oturumda Sol Parti adına ilk söz alan Sol Partili Sevim Dağdelen konuşmasına Rojava heyetini selamlayarak başladı. Merkel’in başbakanlığındaki Federal Hükümetin Türkiye’nin saldırıları karşısındaki tutumunu sert sözlerle eleştiren Dağdelen, Dışişleri Bakanı Maas’ın AB çapında uygulanacak bir silah ambargosunu engellediğine dair Alman basınında çıkan haberlere dikkat çekti. “Maas dışarıda kahve içeceğine AB’nin Erdoğan’a uygulamak istediği silah ambargosunu neden engellediğini gelip açıklamalı. Berlin’de timsah gözyaşları döküp Brüksel’de neden Erdoğan’ı savunuyorsunuz” diyen Dağdelen, Efrîn’e yönelik işgal saldırısının ardından Türkiye’nin uluslararası yasaları bir kez daha çiğnendiğini söyledi.

Tüm desteğinizi kesin

Dağdelen, Efrîn işgalinden bu yana silah anlaşmaları konusunda Almanya’nın en büyük müşterisinin Ankara rejimi olduğuna dikkat çekerek son dönemde 1,4 Milyar Euro’luk silah satışının yapıldığını bildirdi. Ermeni Soykırımı sırasında Osmanlı ile yapılan işbirliğini de hatırlatan Dağdelen, Türk devletinin yeni bir soykırım hazırlığı içinde olduğunu ifade etti. Sol Partili Dağdelen, Türkiye’de iş yapan Alman şirketlerine verilen Hermes kredi garantilerinin sona erdirilmesini, silah ambargosunun uygulanmasını ve tüm desteğini kesmesini istedi.

İktidar pozisyonunu koruyacak

İktidar partisi CDU/CSU adına konuşan parlementer Johann David Wadephul ise Başbakan Merkel’in Türkiye’nin saldırıları karşısında aldığı pozisyonu savundu. Hükümet olarak Erdoğan’ın şantajlarına boyun eğmediklerini söyleyen Wadephul “Türkiye uluslararası yasaları çiğnedi, Türk ordusu saldırılarına derhal son vermeli” çağrısını yaptı. Türkiye’ye karşı aldıkları bu pozisyonu koruyacaklarını vurguladı.

Oturumda konuşan aşırı sağcı parti AfD Milletvekili Rüdiger Lucassen diğer partilerin parlamenteriyle söz düellosuna girerek, yaşananları Merkel’in mülteci siyasetine bağladı.

Bakan Annen: Endişeliyiz

Oturumda Merkel hükümeti adına konuşan Devlet Bakanı Niels Annen, Türk devletinin saldırılarından dolayı ciddi endişe içinde olduklarını belirtti. Annen, bundan sonra Ankara ile yapılan silah satışlarına onay verilmeyeceğini ve yeni yaptırımların yolda olduğunu söyledi. Bakan Annen bir yandan Türkiye’nin NATO’da kalmasını savundu, diğer yandan da “DAİŞ ile mücadele eden Kürtlere minnettarız, onları korumalıyız” diye konuştu.

FDP: Neden büyükelçi çağrılmadı

Muhalefet partilerinden Hür Demokrat Parti (FDP) üyesi parlamenter Bijan Djir-Sarai ise Kürtlerin yardımı olmadan DAİŞ’in yenilmeyeceğine dikkat çekti. Türk devletinin bu saldırıyla uluslararası yasalar çiğnediğini belirten Djir-Sarai “Türkiye’nin amacı bölgedeki bütün Kürt yapıları yok etmektir” diye konuştu. “Bu savaş engellenebilirdi” ifadesini kullanan FDP’li milletvekili, saldırılara ilişkin Başbakan Merkel’in Macron ile konuşmasına rağmen Türk Büyükelçisi’nin neden hala çağrılmadığını sordu.

Erdoğan etnik temizlik yapıyor

Yeşiller Partisi Milletvekili Agnieska Bruger ise Türk devletinin saldırılarından dolayı yüzbinlerce insanın göç etmek zorunda kaldığını belirterek “Buna izleyici kalamayız” ifadesini kullandı. Rojava’da oluşturulan yapının bütün bölgeye örnek olabileceğine dikkat çeken Bruger “Mesele Türkiye’nin güvenliği değil, Erdoğan bölgede etnik temizlik yapmak istiyor” dedi. Federal hükümetin tutumunu ise şu sözlerle eleştirdi: “Hükümet yaşananlar karşısında aciz değil, yapacağı çok şey vardır. Efrîn’in işgalinden bu yana 1 Milyar Euro’luk silah Türkiye’ye satıldı, bütün silah anlaşmaları iptal edilmeli. Türkiye için Hermes kredi garantisi verilmemeli, artık sonuç alıcı ciddi adımlar atılmalı.”

Sol Parti Milletvekili Stefan Liebch ise Almanya ve AB’nin Türk devletinin işgal saldırısında suç ortağı olduğunu söyledi. Cumartesi günü Türk devletinin saldırılarını protesto amaçlı Köln’de yapılacak kitlesel yürüyüş için destek isteyen Liebch “O gün şüphesiz Suriye’de Asuriler, Êzidîler, Ermeniler gibi azınlıklar için mücadele eden, onları koruyan YPG/YJP’nin bayrağını taşıyacağız” dedi. SPD Milletvekili Aydan Özoğuz de Türkiye’ye “askeri birliklerini geri çek, saldırıya son ver” çağrısı yaptı.

 

BERLİN

 
 

Söylem yetmez icraat lazım

HDP Heyeti Türk devletinin Rojava’yı işgal saldırılarına ilişkin Berlin’de temaslarda bulunuyor. Üç gün boyunca bir dizi görüşme gerçekleştirecek heyet ilk gün Alman Sol Parti (Die Linke) Eşbaşkanları Katja Kipping ve Bernd Riexinger ile  iktidar ortağı SPD Milletvekili Diatmar Nietan ile görüştü.

HDP Almanya Temsilci Leyla İmret, Alman Sol Partisi Die Linke Eşbaşkanları Katja Kipping ve Bernd Riexinger ile ortak basın açıklaması yaptı. İmret, Türk devletinin Rojava’daki demografik yapıyı değiştirmek istediğini, devrimi yok etmek istediğini belirterek işgale karşı dayanışmayı büyütme çağrısı yaptı.

DAİŞ’i yenilgiye uğratanın YPG ve YPJ olduğunu belirten Sol Parti Eşbaşkanı Kipping de “Erdoğan ve cihatçılarının saldırısıyla cezaevlerinde bulunan DAİŞ tutukluları kaçabildi. Onun için çok net bir şekilde söylemek istiyorum, Erdoğan’ın işgal saldırısı DAİŞ’i koruma yardımıdır” dedi.

Merkel hükümeti de savaşta sorumlu

Alman hükümetinin toplum önünde sanki bir şey yapıyormuş havası yaratmaya çalıştığını vurgulayan Kipping, perde arkasında Türkiye’ye karşı alınacak kararları engellediğini belirtti. Kipping, “AB üyesi ülkeler,  Türkiye’ye bir silah ambargosu uygulamak istedi ama bu karar engellendi. Basına da yansıdığı gibi iç yazışmalarda Alman hükümetinin bunu engelediği ortaya çıktı. Oradaki savaşta Alman hükümetinin ve Alman Dışişleri Bakanı Heiko Maas’ın da sorumluluğu var” ifadelerini kullandı.

Almanya Erdoğan’a yataklık mı ediyor?

Kipping “Alman hükümeti terör ortağı Erdoğan’a yataklık mı ediyor” diye sordu.

Alman hükümetinin acilen Türkiye’ye karşı net adımlar atması gerektiğini söyleyen Kipping taleplerini şöyle sıraladı:

  • Erdoğan’a bir silah ambargosu getirmeli,
  • Türkiye ile yapılan her türlü karşılıklı anlaşma hemen sonlandırılmalı
  • Tutuklanan Alman DAİŞ üyeleri buraya getirilerek ya da BM güvencesinde uluslararası bir mahkemede yargılanmalı.
  • Erdoğan, bakanları ve komutanlarını kara listeye alınarak bu savaşı sonlandırana kadar AB’ye girişlerini yasaklanmalı.

 Riexinger: Söylem yetmez icraat lazım

Sol Parti Eşbaşkanı Bernd Riexinger de Erdoğan’ın dünya toplumunda izole olması ve kanunsuz saldırısını herkesin kınamasının sevindirici ancak yetersiz olduğunu belirtti. “Kınamak yetmiyor bunu eylemler takip etmeli” diyen Riexinger, şöyle devam etti:

  • Türkiye’ye silah satışları hemen durmalı ve AB genelinde bir silah ambargosu uygulanmalı.
  • Ekonomik yaptırımların da etkili olacağına inanıyoruz.
  • Türkiye ile yapılan ikili anlaşmalar iptal edilmeli.
  • Yine AB’nin gönderdiği yardım paraları durdurulmalı. Savaş suçu işleyen birinin bunun yanında ekonomik yardım alması kabul edilemez.
  • Erdoğan’a kişisel yaptırım yapılmalı. Erdoğan’ın yolsuzlukla elde ettiği paraların olduğu hesaplar dondurulmalı.

Erdoğan kesinlikle cezalandırılmalı

HDP heyeti daha sonra ise iktidar ortağı SPD Milletvekili Türkiye Koordinasyon Grubu Başkanı Diatmar Nietan ile görüştü. Heyet üyeleri HDP Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü ve HDP Almanya Temsilcisi Leyla İmret, Rojava’ya yapılan işgal hareketi ile ilgili Nietan’ı bilgilendirerek, Türk devletinin işgal hareketinin durdurulması için Alman hükümetinden net adımlar atmasını talep etti.

Parlamentodaki tüm partilerin Türk devletinin bu saldırısını yasadışı gördüğünü ve karşı olduğunu belirten Nietan, AB silah ambargosunun Almanya tarafından engellendiği yönündeki bilgilere ilişkin “doğru olması halinde bir skandaldır” dedi. Erdoğan’ın savaş suçu işlediğini belirten Nietan, kesinlikle cezasız kalmaması gerektiğini belirterek, yaptırımların yapılması için çaba sarfedeceklerini ifade etti.

HDP heyetinin önerisi üzerine Rojava’dan gelecek mağdurlardan oluşan bir heyetin parlamentoda dinlenmesi için de çalışma yürüteceklerini kaydetti.

Ertuğrul Kürkçü, Leyla İmret, Faysal Sarıyıldız ve Ahmet Yıldırım’dan oluşan bir heyet dün ise Cumhurbaşkanlığı Dışişleri Bölümü Müdürü Bager, Dışişler Politika İçin Alman Toplumu (DGAP) Ortadoğu sorumluları, Türkiye’den sorumlu Eyalet Birimleri Başkanı Arno Kirchhof ile CDU/CSU’nun Birleşmiş Milletler Temsilcisi Andreas Nick ile görüştü.