İstedikleri olmadı!AKP, Kürdistan’ın iki kentinde (Şırnak, Hakkari) barajı aşamadı.Diyarbekir, Batman, Ağrı, Van, Mardin, Siirt, Bitlis‘den kovuldu. Dêrsim’de zaten yoktu.
Katillerini sevmesini emrettiği Kürtler, Türk kolonyal faşizminin “Führer”ini ve onun sistemini Kürdistan’da istenmeyen “güç” ilan ettiler.
Bu seçimin en önemli sonuçlarından biri bu.400 milletvekili isteyen o adamın, istediğinin yarısının biraz üstünde oy alması elbette tarihi bir ders oldu.
Ancak zemini anti Kürdizm ve anti komünizmle örülen Türkiye’deki sistemi temsil eden son hükümet büyük yaralar alarak, güç kaybetti.
İkinci önemli nokta; “insan avı için serbest ülke” Kürdistan’daki güç, devletin ablukaya alarak, Kürtler’le dirsek teması kurmasına “yasak” koyduğu Türkiye’deki halkla buluşmasıydı.
“Seçim çalışması” dışında bir proje geliştirildi.
Haklar ve insanlar arasındaki sınırların ortadan kaldırılmasının ne kadar “kolay” olduğu, bu dönemde yaşama geçirildi.
Orduya, polis ve kontgerillaya rağmen, “uluslarüstü proje” HDP’nin manevra alanına yasak koyamadılar.
Roboskî’de Erdoğan ve arkadaşları yenildiler.Kürdistan’da hezimete uğradılar; Türkiye’de bir başka kaybettiler.
Kürdistan sömürgeci tahakküme “son” için oy kullandı.
Türkiye’deki halk, oyunu vererek “dört yıl daha tartaklanmak üzere polisin eline cop vermeyi” (Herbert Marose) ret ettiğini beyan etti.
Yoğun bir çaba sonucu, 7 Haziran akşamı, hem Kürdistan ve hem de Türkiye’deki insanlar rahat nefes alabildiler.
Gülen çehreler, birbirini kutlayanlar.
Karanlık bir delhizin kurbanı olmaktan kurtuluş umudunu hissedenler.
Sonucun yarattığı sevinçten dolayı, gözyaşlarını tutamayanlar...
Toplumların gülen çehresiydi bu.
Balkonda konuşan adam, sadece agresifti.
Bir de şaşkındı.
Milli şef, meydanlara çıkmaya bile cesaret edemedi.
Bülent Arınç, balkondan kaçıp kurtulmak yerine, balkonda konuşan adamın sözlerinin “eziyet”ine katlanmayı başardı.
Atalay’ın bakışlarında, bu konuşmadan dolayı, yeniden İçişleri Bakanı olup, o adamı tutuklayacağı gibi tahammülsüz duruş vardı.
Metiner, bir televizyon kanalında inatla, kudurmuş olduğunun altının çizilmesini diliyordu…
Sonuç, Kürdistan için önemli bir dekolonizasyon seçeneğinin yolunu açıyor. Başka bir sonuç, Türkiye’deki halk “boyundurluğa tahammül etmek mecburiyetindeki sürü” olmadığının altını çizmiş oldu.
Kürdistan mutlak ret politikasını uygulayanları kovdu.
Türkiye, kendilerini hiçe sayanları durdurdu. Uluslarüstü bu projenin Ortadoğu için temel bir “model” olmasının önünü tutacak bir güç olamaz.
Gandi Hareketi’nin, İngiliz işgaline karşı yürüttüğü, “sessiz” ama silahları ve orduları püskürten karşı koyuşu gibi.
Sonuçta AKP gidecek.
Kobanê ile Cizira Botan arasındaki sınırları geçersiz kılacak, Güney Kürdistan’a güç verebilecek tarihi bir dönem başlayabilir.