Dünyaca ünlü sosyal bilimci, yazar ve düşünür Immanuel Maurice Wallerstein, geride unutulmaz izler ve eserler bırakarak 89 yaşında yaşama veda etti.
Dünyanın en önemli sosyal bilimcilerinden Immanuel Maurice Wallerstein, dün, 89 yaşında yaşama veda etti. İlk yorum yazısını 1 Ekim 1998’de yayınlayan Wallerstein, en son 1 Haziran 2019’da kendi sitesinden “This is the end; this is the beginning” (Bu bir son, Bu bir başlangıç) adlı 500. yorum yazısıyla sesini duyurmuş ve bir daha yazmayacağını açıklamıştı.
Küreselleşme ve dünya sistemleri üzerine çalışmalar ve analizler yapan Wallerstein, 1930 yılında New York’da dünyaya geldi. Colombia üniversitesinde 1951 yılında lisans eğitimine başlayan Wallerstein, 1954 yılında master, 1959 yılında da doktorasını tamamladı. Wallerstein genç yaşlardan itibaren ilk olarak Hindistan’daki anti kolonyal hareketlere ilgi duydu. 1971 yılına kadar konferans hocalığı yapan Wallerstein, 1971 yılında McGill Üniversitesinde sosyoloji profesörü olarak çalışmaya başladı. 1976’dan itibaren de Binghamton Üniversitesi’nde sosyoloji profesörü olarak görev yapan Wallerstein, emekli olduğu 1999 yılına kadar buradaki görevini sürdürdü. 2000 yılından itibaren de Yale Üniversitesine geçen Wallerstein, tüm bu süre içersinde dünyanın birçok üniversitesinde misafir profesör olarak dersler verdi, birçok üniversite tarafından da Onur Konuğu olarak ağırlandı.
İlk çalışmaları Afrika postkolonyalizmi üzerine
Hindistan’daki anti-kolonyal hareketlere ilgi duyan Wallerstein’in ilk çalışmaları Afrika’daki postkolonyalizm üzerine oldu. 1970’li yıllara kadar çalışmalarını bu şekilde temellendiren Wallerstein, daha sonra küresel kapitalist ekonomi üzerine çalışmalarda bulundu. Küresel kapitalizme yönelik sert eleştirileri ve sistem karşıtı hareketlere olan desteği nedeniyle kürselleşme karşıtı mücadelede öncü isimler arasında yer aldı. 1974, 1980 ve 1989’da yayınlanan “The Modern World-System” (Modern Dünya Sistemi) kitabı en önemli eserlerinden biri kabul ediliyor.
Üç temel akımdan beslendi
Wallerstein, çalışmalarında üç temel akımdan besleniyor. Marksizm bunlardan en önemlisi. Fransız tarihçi Fernand Braudel’in de izleğinden giden Wallerstein’in merkez-çevre ilişkisini irdeleyen “bağımlılık teorisi” de temel izleğidir. Postkolonyal Afrika üzerine çalışmalarında ise “Üçüncü Dünya” kavramını sert şekilde reddeder.
Gulbenkian komisyonuna başkanlık etti
Portekiz merkezli Calouste Gulnekian Vakfı’nın ve Binghamton Üniversitesi Fernard Braudel merkezi başkanı profesör İmmanuel Wallersteinın başkanlığından altısı sosyal bilimci, ikisi doğa bilimci ve iki de beşeri bilimlerden gelen 10 seçkin akademisyen tarafından kurulan Gulbenkian komisyonu, 1990’lı yıllarda Sosyal Bilimlerin yeniden yapılandırılmasına yönelik “Open the Social Sciences” (Sosyal bilimleri açın) adlı çok önemli bir rapor hazırlamıştı. Önümüzdeki 50 yılın sosyal bilimler araştırmalarına yöne vermek olan komisyon Wallerstein başkanlığında bir araya geldi ve 1993-1995 yılları arasında hazırladığı rapor, dünyadaki birçok üniversitede sosyal bilimler için okutulan temel bir belgeye dönüştü. Sonuç ile birlikte dört bölüm halinde hazırlanan raporun ilk bölümü, 18. yüzyıldan 1945’e kadar sosyal bilimlerin tarihsel kuruluşunu ele alıyor. İkinci bölümde ise 1945’ten günümüze sosyal bilimler içinde yapılagelen tartışmalar; sosyal bilimler arasındaki ayrımların geçerliliği, sosyal bilimler mirasının ne ölçüde yerel görüşlü olduğu ve iki kültür arasındaki ayrımların gerçekliği ve geçerliliği üzerinden yürütüldü. Üçüncü bölümde nasıl bir sosyal bilim kurmalıyız denilerek; insan-doğa, analitik bir yapıtaşı olarak devlet, evrensel ve tekil arasındaki gerilimli ilişki ve nesnellik üzerinden tartışmalar yürütülüyor.
Kürt halkına yönelik baskıların karşında yer aldı
Wallerstein, Kürt sorununu da yakından takip eden bir isimdi. KCK operasyonlarında basına yönelik gözaltı ve tutuklamalara tepki gösteren Wallerstein, o dönem yayın yapan Özgür Politika gazetesinde verdiği demeçte şunları dile getirecekti:
“Türk yetkili makamlar geçtiğimiz günlerde bu kez Kürt gazeteciler ve onların çalıştığı medya kuruluşlarına yönelerek, çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. Bu, yanlış yöne giden bir yönelmedir. Türk devlet yetkilileri ile Kürt hareketi arasında bir siyasi anlaşmanın sağlanması gerekiyor. Sorunu kızıştırmak kesinlikle yanlış. Türkiye de, dünyadaki bütün devletlerle birlikte gerçek bir çokuluslu devlete doğru ilerleme görevi ile karşı karşıya.”
Öcalan kitabına önsöz yazdı
Wallerstein, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürdistan’a Barış İnisiyatifinin 16 Şubat 2013 yılında The Guardian gazetesinde yayınladıkları Öcalan’a Özgürlük bildirisi imzacıları arasında yer aldı. Wallerstein ayrıca, Öcalan’ın “Türkiye’de demokratikleşme sorunları, Kürdistan’da çözüm modelleri (Yol Haritası) -2011” adlı kitabının İngilizce baskısı “The Road Map to Negotiations-2012” kitabına da önsöz yazdı. Aram yayınları tarafından Nisan 2019’da yayınlanan “Özgür Yaşamı İnşa Diyalogları” kitabında Türkçesi yayınlanan yazıda Wallerstein, Egemenlik, Ulus-Devlet, Demokrasi ve Kapitalizm başlıklarında yaptığı değerlendirmeleri şöyle nitelendirecekti:
"Yol Haritası, Türkiye’de Kürt Sorununun çözümü için bir öneri sunmaktadır. Fakat bununla birlikte tartıştığı özgün jeo-tarihsel sorunlardan çok daha genel ve kapsamlı olan sorunları da gündeme taşımaktadır. Bana öyle geliyor ki, derinliğine incelendiğinde bir kapitalist dünya ekonomisi olan modern dünya sisteminin işleyişinde dört ayrı çelişki bulunmaktadır."
1- Devletlerin egemenlik arayışı;
2- Tüm devletlerin birer ulus olmaya kentlenmesi
3- Devletlerin demokratik olma talepleri,
4- Kapitalizmin kendini dengede tutma yolları,
Türkiye ve Kürt Toplumunun siyasi hareketinin yol açacağı faydayı, bu dört temel çelişki bağlamında oturup analiz etmeksizin bir değerlendirmeye varamayız. Şöyle ki; Türk dürtüsü; Türkiye’deki çoğunluk bir gücün Jakoben seçeneği yeniden dayatma saplantısı; aynı şekilde muhalif bir çoğunluğun da daha fazla demokratikleşmeye kentlenmesi ve bütün bu siyasal hareket türlerinin izleyeceği yöntemler; şu anda ölmeye mahkum olan kapitalist dünya sisteminin yerine nasıl bir sistemin geçeceğini tayin edecek olan dünya çapında yürütülen mücadeleyi etkileyecektir.”
Öcalan’ın etkilendiği isimlerdendi
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yazılarını analiz eden Wallerstein, Murray Bookchin ile birlikte Öcalan’ın referans aldığı yazarlardan biriydi. Öcalan 5 Mayıs 2004’te avukatları aracılığı ile Bookchin’e yazdığı mektupta, etkilendiği yazarlardan birinin Wallerstein olduğunu avuatları şu sözlerle kendisine aktaracaktı:
“Sayın Öcalan, ilginizden hayli memnun kaldı ve temsilcilerinin derhal sizinle tekrar iletişime geçmesini rica etti. Size en içten selamlarını gönderdi ve bugün en çok ilgilendiği iki yazardan birisinin siz, diğerininse Immanuel Wallerstein olduğunu ifade etti.” Öcalan başka bir açıklamasında da Wallerstein’ın görüşlerine ilişkin şunları dile getirecekti:
“Wallerstein, önemli bir sosyologtur. O da, Türkiye’nin artık üniter yapısını değiştirmesi gerektiğini, üniter devlet modelinin miadını doldurduğunu, bu modeli keşfeden ülkelerin örneğin İtalya, İngiltere, Fransa’nın bile bunu terkettiğini, Türkiye’de özerklik uygulanırsa üniter devletin sona ereceğini belirtiyor. Bizim söylediklerimizle paralel. Ayrıca demokratik özerkliğin toplumsal hiyerarşiyi aşmayı hedefleyip hedeflemediğinin çok önemli olduğunu da belirtiyor.”
Unutulmayacak
Yaptığı çalışmalar, kitapları, yazıları ve yorumlarıyla sosyal bilimlere damga vuran ünlü düşünür İmmanuel Wallerstein geride sayısız eser, unutulmaz izler bırakarak aramızdan ayrıldı. Yürüttüğü çalışmalara ve değerlendirmeleriyle de uzun yıllar tartışılmaya, düşünceleri sosyal bilimleri aydınlatmaya devam edecek.