Fransa Gündemi

Fransa haftaya kötü bir haberle girdi; Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s Fransa’nın kredi notunu en yüksek not olan AAA’dan AA1’e düşürdü. Moody’s yaptığı açıklamada Yunanistan’ın Euro bölgesinden çıkması riskinin ekonomik büyümenin önünde engel teşkil ettiğini ve Fransa’nın zor durumdaki ülkelerin kurtarılması için yardım yapamayacak durumda olduğunu söyledi. Kısacası yıl sonuna yaklaşılırken Fransa’nın karne notları kötüye gidiyor.
Hükümet yine polyanacılık oynamayı tercih etti. Fransa Maliye Bakanı Pierre Moscovici kredi notunun düşürülmesinin, yapısal reformlar yapılmasını teşvik edeceğini söyledi. Moscovici, ayrıca bunun daha önceki hükümetlerin ekonomi politikalarından kaynaklandığını ve Fransa’nın gelecek sene kamu borcunu gayri safi yurtiçi hasıla oranının yüzde 3’üne indireceğini söyledi. Yeni hükümet, ‘benim yoğurdum ekşi değil’ diyor ve eski hükümeti suçluyor ama Fransa ekonomisindeki çalkantı, kriz hali farklı alanlarda da sürüyor. Geçtiğimiz hafta Bütçe Paktı’na karşı binler sokağa inerken, bu hafta bunun yerini yüzbinlerin hükümetin eşcinsel evliliklere izin veren kanun tasarısını protestosu aldı.
Özellikle ülkedeki muhafazakar Katoliklerin tepkisini çeken eşcinsellerin evlenmesine ve evlat edinmesine izin veren tasarıya karşı dini kurumlar da harekete geçti. Sosyalist Cumhurbaşkanı François Hollande’nin mayıs ayındaki seçimler öncesinde verdiği 60 vaatten biri de eşcinsellerin evlenmesinin önündeki engelleri kaldırma sözüydü. Geçen hafta bakanlar kurulundan geçen yasa tasarısı, Fransız Medeni Kanunu’nun 143. Maddesi’nde yer alan ‘evlilik akdi kadın ve erkek arasında imzalanır’ ibaresini ‘evlilik akdi ayrı cinsten veya aynı cinsten kişiler arasında imzalanır’ şeklinde değiştirildi.
Ancak, bu yasaya karşı Ulusal Cephe/ Le Pen seçimden önce başlattığı kampanyasını sokağa taşıdı. Aylardır Le Pen, konuya dair din adamlarıyla görüşme de dahil birdizi temasta bulundu. Her konuşmasında yasaya karşı çıkışını ifade eden Le Pen, nüfusun çoğunun Hıristiyan-katolik olduğu ülkede din adamlarına koştu. Le Pen’in başlattığı kampanya etkisini sokakta gösterdi. Yasaya karşı yürütülen protestolara kimi Yahudi ve Müslüman din adamları da destek verdi. Bu kampanya çerçevesinde; Paris, Marseille, Toulouse, Lyon ve ülkenin birçok kentine yayılan gösterilerde, ‘bir tek baba, bir tek anne’, ‘Medeni kanunu korumak için elele’, ‘Eşcinsellere değil, evliliklerine karşıyız’ gibi sloganlar atıldı.
Le Pen, seçimden sonra Sosyalist Parti’nin her adımında UMP’yi de geride bırakarak ana-muhalefet partisi rolünü oynamaya devam ediyor. Seçim öncesinden daha da farklı bir yelpazede bir kitleyi peşine takıp sokağa indiren Le Pen’in gelecek seçimlere bugünden hazırlandığı açık. Yeni hükümete umutlarını bağlayan milyonlar, seçimden hemen sonra hükümetin vaadlerini yerine getirmemesiyle umutlarını yitirdi. Sosyalist Parti her kamouyu yoklamasında puan yitirirken tabanda sağ güçlenmeye devam ediyor. Gelecek seçimlerin galibi şimdiden sağ olacakmış gibi gözüküyor.
Sağın güçlenmesi bir tarafa, Fransa siyasi-ekonomik bir krizi derinleşerek yaşamaya devam ediyor. Alım gücü giderek düşüyor. Sokakta yaşayan insan sayısı giderek artarken barınma sorunu önemli bir boyuta ulaşmış durumda. Ötekileştirilen eşcinseller ve homoseksüeller evlilik hakkı-toplumsal eşitlik istiyor. Kadın örgütleri sokaktaki fuhuşun yasaklanması, kadına dönük ayrımcılığın son bulması talebiyle çalışmalarını sürdürüyor. İşçiler ve emekçiler, krizin bedelini ödemek istemiyor… Öğrenciler, geleceğimiz diyor… Toplumun her kesiminden istekler, talepler daha yüksek sesle sokakta yerini bulmaya devam ediyor. 1 Aralık günü yüzbinler alanlara talepleriyle inmeyi planlarken hükümetin bütün bunlar karşısında ne yapacağı soru işareti olarak duruyor. Şuana kadar hükümetin profiline bakıldığında toplumsal ihtiyaçların karşılanma ihtimali giderek geçerliliğini yitirirken, Fransa’da milyonların yaşamında önümüzdeki dönemde daha büyük depremlerin olacağı açık.