Soykırım tanınıyorsa, statü de tanınmalıdır
Yurt Dışı Haberleri —

Fikret İgrek
- Şengal Diaspora Meclisi Eşbaşkanı Fikret İgrek: “Hollanda ve Belçika’nın geç de olsa bu katliamı tanımaları olumludur. Fakat şöyle bir çelişki var; Êzîdî katliamını tanıyorlar, ancak Şengal’in özerk statüsünü tanımıyorlar. Bu devletler samimiyse, statüyü tanımakla işe başlamalıdır.”
ERKAN GÜLBAHÇE
3 Ağustos 2014 gecesi Şengal Dağı’nın güneyinde yer alan köyleri hedef alan DAİŞ çeteleri, KDP güçlerinin çekilmesi sonrası kent merkezine yöneldi ve büyük bir katliam gerçekleştirdi. Çok sayıda kadın ve çocuk esir alındı, sonrasında köle olarak satıldı.
Üzerinden 7 yıl geçen katliam hakkında Şengal Diaspora Meclisi Eşbaşkanı ve Êzidî Toplumu Koordinasyonu Üyesi Fikret İgrek ile konuştuk.
“Soykırımın üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen Êzîdî halkı henüz yaralarını sarabilmiş değil” diyen İgrek, yaklaşık 2800 Êzîdî kadının halen kayıp olduğu bilgisini verdi. Irak Merkezi Hükümet’i ve KDP'nin katliamdaki paylarına ilişkin bir yüzleşmeye gitmediğini sözlerine ekleyen İgrek, "Bu katliamda Êzîdî halkına yaşattıkları acılardan dolayı özür dilemedikleri gibi katliamda ihmali olanlar da yargılanmadı. Bunun da ötesinde; bugün soykırım politikasının devam ettirilmesi için kirli bir plan devreye konulmuş durumdadır“ diye konuştu.
Êzîdîlerin özsavunmasını tasfiye etmek istiyorlar
9 Ekim 2020'de Hewler ve Bağdat yönetimleri arasında yapılan Şengal Anlaşması'nı "katliam anlaşması" olarak tanımlayan İgrek sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu anlaşmayla DAİŞ’in Êzîdî halkına karşı başaramadığı topyekün katliamı tamamlamak istiyorlar. Bu anlaşma ile Êzîdî halkının öz savunmalarını tasfiye ederek, yeni katliamlarının önünü açmak istiyorlar. Bu anlaşma; Êzîdî halkının kültürüne, tarihine, inançlarına, coğrafyasına ve en önemlisi de iradesine karşı yapılmış bir anlaşmadır.”
Özsavunma ile cevap verildi
7 yıldır hiç kimseden yardım almayan Şengal halkının kendi imkanları ile ayakta kaldığını dile getiren İgrek, "Êzîdî toplumu, geliştirdiği özsavunmayla kendini koruyabilir noktaya gelmiştir. Bu özsavunma iradesi hem bölgedeki güçlerin hem de uluslararası devletlerin Êzîdîlere reva gördükleri katliama verdikleri en iyi cevaptır" diye belirtti.
Katliam sürecinde KDP’nin rolüne bir kez daha atıfta bulunan İgrek, “Êzidî halkını DAİŞ’in önüne attılar, katliam ile yüz yüze bıraktılar. Geçmişte olduğu gibi bugün de ihanete devam ediyorlar. KDP eğer fırsatını bulursa Türkiye’nin yardımıyla DAİŞ'in bitiremediği planını tamamlamak için her yolu deneyecektir” ifadelerini kullandı.
Çözüm özerk stütü
Irak Merkezi Hükümeti ile yaptıkları görüşmelerde “Şengal’in DAİŞ barbarlarından ağır bedeller ödeyerek kurtarıldığını, oluşturulan özerk yönetimin kendileri açısından garantör olduğunu” belirttiklerini söyleyen İgrek şöyle devam etti: “Bir daha yeni katliamlar ve acılar yaşamamak için özerk statüde ısrarcı olacağımızı söyledik. Fakat Kazımi hükümeti Türkiye’nin tehditlerine boyun eğiyor. Bize karşı bir koordinasyon var. Bu koordinasyon Türkiye’nin öncülüğünde KDP ve Kazımi hükümeti kullanılarak yürütülmeye çalışılıyor."
Soykırım tanınıyor, statü tanınmıyor
Hollanda ve Belçika gibi ülkelerin Êzîdî katliamını “soykırım” olarak tanımasına ilişkin de konuşan İgrek, "Geç de olsa bu katliamı tanımaları olumludur. Fakat şöyle bir çelişki var; Êzîdî katliamını tanıyorlar, ancak Şengal’in özerk statüsünü tanımıyorlar. Belçika ve Hollanda gerçekten Êzîdî halkının acılarına dindirmek istiyorsa Şengal’in özerk statüsünü tanımakla işe başlamalıdır” diye belirtti.
Diaspora Êzîdîleri kamuoyu oluşturmalı
Şengal’in özerk statüsünün tanınması için diasporada yaşayan Êzidî toplumuna görevler düştüğünü kaydeden Fikret İgrek, son olarak şu ifadeleri kullandı: “Avrupa’daki Êzîdî kurumlarının, aydınlarının ve dini önderlerinin içinde yer aldığı geniş kapsamlı bir kampanya hayata geçirilebilir. Bu konuda bir kamuoyu oluşturulabilir. Avrupa’da yaşayan Êzîdî toplumu, Şengal’in korunması ve statüsü için daha fazla gayret göstermelidir.”















