Şengal’de toplumsal ve siyasal yapı hedef
Dünya Haberleri —

Êzîdî kadınlar /foto:AFP
- Siyasetçi Feleknas Uca: “YBŞ ve YJŞ’nin tasfiye edilmesi yönünde ciddi baskılar var. Şengal sınırının bir tarafında Irak, bir tarafında Şam, ikisinin arasında ise DAİŞ unsurları var. Êzîdîler bunu yeni bir ferman hazırlığı olarak görüyor.”
- “Olası bir saldırı Êzîdîler için sadece bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda yeni bir travma ve ferman anlamına geliyor. Ve sonuçları önceki fermandan çok daha ağır olabilir. Bugün hedef ferman sonrasında kurulan toplumsal ve siyasal yapıdır.”
ERKAN GÜLBAHÇE
Başûrê Kurdistan’daki siyasi ve askeri dengeler, bir ayını doldurmak üzere olan ABD-İsrail-İran savaşında kırılgan bir noktada duruyor. Başûr’a savaşın başından bu yana en az 450'den fazla füze ve İHA saldırısı düzenlenirken, İran rejiminin saldırılarında 6 Başûrlu ve 6 Rojhilatlı peşmerge şehit düştü. Rojhilatlı Kürt partileri ve peşmergeye yönelik saldırılar, Kürtlerin savaşa çekilmek istendiği gerçeğini ortaya koyuyor.
Öte yandan Bağdat hükümeti, bu hafta içi ABD-İsrail’in hedefindeki İran yanlısı Şii milis grubu Haşdi Şabi’ye “meşru müdafaa” yetkisi vererek savaşa doğrudan dahil olmasına onay verdi. Başûr ve Irak sahasındaki askeri gerilim, gözleri bir kez daha Şengal’e çevirirken, Êzîdî siyasetçi Feleknas Uca, “Şengal’de yaşanacak her gelişme, Kürt coğrafyası ve Ortadoğu’daki güç dengelerini etkileyebilecek sonuçlar doğurur” uyarısını yaptı.
Hegemon güçlerin odağında
Feleknas Uca, Şengal’e yönelik tehditlerin hegemon güçlerin Ortadoğu’daki kaynakları sömürme savaşının bir parçası olduğunu söyledi ve ekledi: “Birçok aktör, nüfuz alanını genişletmek veya mevcut konumunu korumak için mezhepsel ve etnik fay hatlarını kullanıyor. Amaç, toplumları örgütsüz ve zayıf bırakarak daha kolay kontrol edilebilir bir yapı yaratmak.”
Musul’a yakın, Irak-Başûr-Suriye’yi birbirine bağlayan stratejik konumdaki Şengal, bölgesel güçlerin odağında. Şengal’e bugün Irak, Türk devleti, DAİŞ’in yanı sıra birden fazla aktör saldırmak istiyor. Türk devleti, Şengal’i Rojava’yı kuşatmak ve Musul-Kerkük hattını ele geçirmek, İran “Şii koridoru halkası”nı oluşturmak, Bağdat özerk yapıyı ortadan kaldırmak ve DAİŞ, 2014 fermanını tekrarlayarak orada güç olmak istiyor.
YBŞ ve YJŞ’ye tasfiye baskısı
Bağdat hükümetinin uzun süredir Şengal’e karşı farklı bir politika izlediğini belirten Uca, “Daha önce de birkaç kez güçlerini bölgenin etrafına konuşlandırdılar ve askeri hamlelerde bulunmaya çalıştılar. Amaçları Şengal Savunma Birlikleri’ni ortadan kaldırmak, bölgenin kontrolünü ele geçirmek ve Êzîdî halkını savunmasız bırakmak. Şengal savunma güçleri YBŞ ile YJŞ’nin tasfiye edilmesi yönünde ciddi baskılar var. Bu durum Êzîdîler tarafından yeni bir ferman hazırlığının parçası olarak görülüyor. Bu da ciddi bir tedirginlik yaratıyor. Çünkü halk, bu güçlere güven duymuyor. Bunun yanı sıra Şengal ve Rojava arasındaki bağı koparmak istiyorlar. Bugün baktığımızda Irak hükümetine bağlı güçler sınırın bir tarafında, Şam’a bağlı güçler ise diğer tarafında konuşlanmış durumda. Bu iki gücün arasında ise cezaevlerinden serbest bırakıldığı ifade edilen bazı DAİŞ unsurları bulunuyor. Irak güçleri yalnızca sınır hattında kalmakla yetinmiyor, Şengal’in içine doğru ilerlemek istiyor. Bu nedenle bölgede ciddi bir askeri hareketlilik söz konusu” dedi.
DAİŞ, yanı başımızda
ABD-İsrail-İran savaşından önce Suriye’de DAİŞ çetelerinin ve ailelerinin kaldığı kamp ve cezaevlerinin kontrolü, ABD’nin onayıyla Demokratik Suriye Güçleri’nden (DSG) alınıp Şam’daki geçici hükümetine devredilmişti. Ardından bu kamp ve cezaevlerindeki yaklaşık 7 bin çete üyesi, Irak’a transfer edilerek Ninova, Musul ve Anbar gibi kritik vilayetlere yerleştirilmişti.
Feleknas Uca, DAİŞ’in Irak’a getirilmesine ve Şengal çevresindeki bazı köylerde bulunan çete hareketliliğine işaret ederek, “Olası bir saldırı, Êzîdî toplumu için sadece bir güvenlik sorunu değil; aynı zamanda yeni bir travma ve ferman riski anlamına geliyor. Ve sonuçları önceki fermandan çok daha ağır olabilir. Çünkü bugün hedef yalnızca insanların fiziki varlığı değil, ferman sonrasında kurulan toplumsal ve siyasal yapıdır” diye konuştu.
Yerel bir güvenlik meselesi değil
Uca, olası bir saldırının bölgesel dengeleri nasıl etkileyebileceğini şöyle anlattı: “Şengal, Rojava sınırına bitişik ve son derece stratejik bir konuma sahip. 2014’te katliam yaşandığında Şengal’e yardıma giden güçlerin büyük bölümü Rojava’dan gelmişti. Şengal-Rojava arasındaki insani koridor sayesinde binlerce insan katliamdan kurtulabildi. Bugün Kürdistan’ın farklı parçalarının kaderi birbiriyle doğrudan bağlantılı. Türkiye, Kürtlerin elde ettiği her statüyü engellemeye yönelik politika izliyor. Dolayısıyla olası bir Şengal saldırısı, Rojava’dan Başûr’a kadar uzanan Kürt siyasal varlığını zayıflatmayı amaçlayan bir hamle olacaktır. Bölgenin demografik yapısının değiştirilmesi ve Kürtlerin etkisizleştirilmesi gibi sonuçlar da doğurabilir. Bu yüzden Şengal’i yalnızca yerel bir güvenlik meselesi olarak görmek doğru değildir.”
Irak, Şengal’e karşı sorumludur
“Şengal, Irak’ın bir parçasıdır ve merkezi hükümetin Şengal’e karşı sorumlulukları var” diyen Uca, şunları ekledi: “Irak Anayasası, tüm inançların haklarının korunmasını öngörmektedir. Şengal ise Êzîdî inancının merkezidir; kültürel ve inançsal yaşamın sürdürüldüğü önemli bir yerdir. Bu nedenle Şengal’in güvenliğinin sağlanması, altyapı sorunlarının çözülmesi ve eğitim ile sağlık gibi hizmetlerin sunulması merkezi hükümetin sorumluluğundadır.”
Statüsü tanınmalı
Irak ordusunun 2014 yılında DAİŞ saldırılarının başlamasıyla bölgeden çekildiğini hatırlatan Uca, “Bugün yapılması gereken; Şengal’in statüsünü tanımak, halkın güvenliğini sağlamak ve yaşam koşullarını iyileştirmektir. Ancak bunun yerine provokasyonlara zemin hazırlayan adımlar atılıyor. Üstelik DAİŞ katliamına karışan birçok kişi hâlâ yargılanmadı. Hatta bir kısmı affedildi ve Irak ordusuna dahil edildi. Oysa binlerce Êzîdî gencin akıbeti hâlâ bilinmiyor. Bu nedenle Irak merkezi hükümeti önce 2014’te yaşanan katliamdaki sorumluluğunu kabul etmeli, Şengal’in statüsünü tanımalı ve YBŞ-YJŞ güçlerini Êzîdîlerin savunma gücü olarak resmen kabul etmelidir” ifadelerini kullandı.
Tutuklananlar nerede?
Êzîdîlerin kendi savunma birliklerini kurduğunu ve yaşamını yeniden inşa etmeye başladığını belirten Uca, “Bir süre sonra Şengal, Irak’ın en huzurlu bölgelerinden biri haline geldi. Bugün bazı güçlerin bu ortamı bozmak istemesi dikkat çekici. PADE partisinin yasaklanması ve bazı YBJ üyelerinin tutuklanması da bu yaklaşımın bir parçası olarak görülüyor. Tutuklanan kişilerin akıbetine dair hâlâ net bir bilgi yok. Buna rağmen Êzîdîler yeni bir katliama izin vermeyeceğini açıkça ortaya koyuyor. 2014’te olduğu gibi bugün de direniş iradesini koruyor” diye konuştu.
Uluslararası topluma çağrı
“Şengal’de olası yeni bir Êzîdî katliamı ihtimali söz konusuyken uluslararası toplum da harekete geçmeli” çağrısında bulunan Uca şöyle devam etti: “2014’te Şengal Katliamı’nı soykırım olarak tanıyan 14 devletin özel bir sorumluluğu var. Avrupa’daki Êzîdî diasporası, gelişmeleri uluslararası gündeme taşımada kritik bir rol oynayabilir. Felaket yaşanmadan önce önlem almak hayati önem taşıyor.” HABER MERKEZİ















