Soykırımı Rusya’yla tamamlamak 

Forum Haberleri —

27 Ağustos 2022 Cumartesi - 07:30

.

.

  • Türk devleti özellikle Suriye’de Rusya’ya dayanarak Kürtleri yine tarihin karanlıklarına gömmeye ve statüsüz bırakmaya çalışıyor. Rusya bu soykırım planlarına ortak olacak mı, olmayacak mı?

ZEKİ AKIL
Türk devleti Suriye üzerindeki tehditlerini sürdürüyor. Başûrê Kurdistan zaten ayaklar altında. KDP’nin işbirliğiyle gece gündüz Başûr’u bombalıyor ve sürekli yeni askeri üsler kuruyor. Erdoğan faşizmi Kürdistan’ın bütün parçalarında Kürtlerin kazanımlarını ortadan kaldırmak ve statüsüz bırakmak için var gücüyle savaşıyor. Ancak Suriye’de kurulan denklem biraz daha farklı. ABD ve Rusya’nın kendisi sahada olduğu için onları atlayarak işgal harekatları yapamıyor. Suriye’deki saldırılara ve işgale rağmen Rojava devrimini boğamadı. Kuzey ve doğu Suriye halkları ayakta kaldılar. Demokratik özerklik parlak bir model olarak varlığını sürdürdü. 
Erdoğan şimdilik bütün çabasını Rojava’yı tasfiyeye adamış. Anlaşıldığı kadarıyla ABD ve Avrupa’dan yeni bir işgal planı için gerekli desteği alamadı. Bunun için Rusya ve İran’ın peşine takıldı. Tahran’da zirvesinde İran işgale karşı olduğunu açıkladı. Ancak Rusya açık kapı bıraktı. Böyle olduğu için Erdoğan Soçi’ye gitti. Putin’le anlaşmanın yollarını aradı. Sonuçta Putin “Esat’la anlaşıp aranızda bir çözüm bulun” önerisinde bulunmuş denildi. Esat’ı katil ve katliamcı ilan eden ve Suriye’yi kanlı bir girdaba sürükleyen Erdoğan ne hikmetse Putin’in bir tavsiyesiyle Esat’la görüşeceğini açıkladı.

Erdoğan Ortadoğu’da büyük hesaplar yapıyordu. Ulus devletler büyük sarsıntılar geçirdiler. Halklar ayağa kalktı. Rejimler yıkılmaya başladı. Erdoğan da İhvancılara yatırım yaparak kendisini Halife olarak görmeye başladı. Tabi Halep’ten Musul ve Kerkük’e kadar olan bölgeleri Türkiye’nin sınırlarına katmayı da önüne koydu. Ancak Kürtlerin direnişi bütün hesaplarını alt üst etti. Gelinen yerde Erdoğan bütün planlarını Kürtleri ezme üzerine kuruyor. Suudi Arabistan’dan BAE’ne, Mısır’dan İsrail’e kadar bütün devletlerle anlaşmaya ve ilişkilerini tamir etmeye bakıyor. Kürt sorununu Madrid’deki NATO zirvesine taşıdı. BM genel kuruluna daha önce götürmüştü, Suriye’de nereleri işgal edeceğini harita üzerinde göstermişti. En son Tahran zirvesi ve Soçi’ye götürdü.

Dikkat edilirse Türk devleti Kürtleri soykırıma uğratmak için dünyada herkesin peşinden koşuyor. Kiminle ne çelişkisi olursa olsun ne kadar karanlık odak olursa olsun hepsiyle görüşüyor ve ittifaklar yapıyor. DAİŞ ve El Nusra dahil bütün karanlık odaklarla ittifaklar yaptı. İran’dan ABD’ye, Rusya’dan NATO’ya, Arap ülkelerinden Kürt işbirlikçilerine kadar herkesle Kürtlerin statü sahibi olmaması için görüşüyor ve her türlü tavizi veriyor. Türkiye’yi peşinde koştuğu güçlere peşkeş çekiyor. Türkiye’nin başını kanlı belalara soktu, ekonomisini ve siyasi itibarını bitirdi. Evet, herkesle görüşüyor ve gizli kapaklı bir sürü pazarlık yapıyor. Türk devleti bir tek Kürtlerle görüşmüyor! Ne kadar ilginç ve kör bir Kürt düşmanlığı!

Erdoğan Kürtlerle görüştüğünde savaş durdu. Kimse ölmedi. Türkiye rahatladı ve herhangi bir şey yitirmedi. Tersine ekonomiden siyasi yaşama kadar bir gelişme oldu ve geleceğe dair umutlar arttı. Ayrıca İmralı görüşmeleri Türkiye’ye karşı silahlı mücadelenin durdurulması gibi tarihi bir sonuca gitti. Ancak Erdoğan geleceğini barışta değil savaşta gördü ve bu süreci sonlandırdı.

Türk devleti Kürtlerle görüşür ve barışırsa bu kadar yerlerde sürünmez ve masrafa girmez. Türk aydınları sorunları gerçek anlamda tartışmıyor ve sorgulamıyor. Kürtleri ezmek için Rusya ve diğer güçlere verdiği tavizlerin maliyetini bir hesaplamalıdırlar. Bir de Kürtlerle görüşüp çözüme gittiklerinde kazançlarını ortaya koymalıdırlar. Kürtlerle anlaşmanın fazla bir maliyeti yok. Kürtler devletten bir şey istemiyorlar. Sadece beni öldürme, dilimi ve varlığımı inkar etme, bana yaşama alanı aç diyorlar. Türk devleti bunu kabul ederse önü açılır, Avrupa, ABD ve Rusya’nın arkasından koşturmasına ve milyarlarca doları heba etmesine gerek kalmaz.

Ancak Erdoğan Suriye’de otuz km derinlikte sınır boylarını eninde sonunda işgal edip denetime alacağım diyor. Hulusi Akar işgal ne zaman olacak sorularına daha açık cevaplar veriyor. Saldırılar devam ediyor, edecek ve fırsat yakaladığımızda büyük işgal operasyonları da olacak diyor. Bazı çevreler Türk devleti saldırmıyormuş gibi göstermek istiyor. Öyle değil. Türk ordusunun ve emrindeki çetelerin saldırıları hiç durmadı. Soçi’de Putin’le yapılan görüşme ve anlaşmadan sonra hava saldırıları arttı. Çocuklar dahil birçok insan katledildi. Türk devletinin bu pervasızlığı Rusya ve diğer devletlerin anlaşması ve onaylaması dışında ele alınamaz.

Bilindiği gibi 1. Dünya savaşında Ortadoğu’nun haritasını İngiltere ve Fransa çizdi. Lozan anlaşmasıyla Kürt halkı Ortadoğu’da statüsüz bırakıldı ve soykırımın kollarına terk edildi. Şimdi koşullar değişti. Kürtler bilinçlendiler, örgütlendiler ve direndiler. Bir statü sahibi olmanın olanağına kavuştular. Ancak Türk devleti özellikle Suriye’de Rusya’ya dayanarak Kürtleri yine tarihin karanlıklarına gömmeye ve statüsüz bırakmaya çalışıyor. Rusya bu soykırım planlarına ortak olacak mı, olmayacak mı? Bu çok önemli bir sorudur. Rusya’nın şimdiye kadar ortaya koyduğu pratik fazla güven vermiyor. Suriye halklarının ve dört parçada Kürtlerin bu konu üzerinde ciddi durması ve mücadelelerini ona göre yürütmeleri gerekiyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.