
Amed, Adıyaman ve Muş cezaevlerinde 16 yıl tutuklu kalan ve iki kez gittiği Adli Tıp Kurumu'nda "Git sonra gel" denilen lenf kanseri hastası Nurettin Soysal (41), tahliye edildikten 17 ay sonra Ankara'da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.
Nurettin Soysal, 90'lı yıllarda gözaltına alındı, işkenceden geçirildi ve yapılan yargılama sonucu müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Soysal, önce Adıyaman E Tipi Kapalı Cezaevi'ne konuldu, ardından da Muş E Tipi Kapalı Cezaevi'ne gönderildi. 13 yıl tutuklu kaldıktan sonra boynunda hafif şişkinlik nedeniyle Muş Devlet Hastanesi'ne gitti. Ancak buradaki doktorlar, kendisine "Bu tükürük bezinden dolayı şişmiş. Ciddi bir şey yoktur, iyileşeceksin" dedi ve herhangi bir tedavi uygulanmadan cezaevine geri gönderildi. Gün geçtikçe Soysal'ın boynundaki şişkinlik daha da artmaya başladı. Durumu giderek ağırlaşan Soysal, tüm girişimlere rağmen uzun bir süre hastaneye götürülmedi. Soysal, çok sonra Dicle Üniversitesi Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı ve lenf kanseri teşhisi konuldu.
3 yıl kemoterapi gördü
7 Mart 2009'da Dicle Üniversitesi Araştırma Hastanesi'nde tedavisine başlanan Soysal'a yapılan ilaç tedavisinin sonuç vermemesi üzerine 6 seanslık kemoterapi uygulanmaya başlandı. Ancak Soysal'ın kendi ihtiyaçlarını karşılayamadığı ve hastalığının ölüm riski olan kanser türü olması nedeniyle Dicle Üniversitesi doktorları tarafından İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderilmek üzere rapor yazıldı. Soysal, 9 Eylül 2009'da İstanbul Adli Tıp Kurumu'na götürüldü. Ancak aynı gün içerisinde Soysal'ı hiçbir tetkik yapmadan geri gönderen Adli Tıp Kurumu, Soysal'ın gördüğü altı seanslık kemoterapi tedavisinin sonuçlanmasının beklenmesi yönünde bir de rapor yazıp, savcılığa gönderdi. Adli Tıp Kurumu'nun kapısından, "Şimdi git, daha sonra gel" denilerek iki kez geri çevrilen ve doktorların "6 aylık ömrü kaldı" dediği Soysal için insan hakları savunucuları 3. kez Adli Tıp Kurumu'na başvurdu. Cezaevinden hastaneye, hastaneden de tekrar cezaevine götürülen ve ölümün eşiğine gelen Soysal için harekete geçen İHD Amed Şubesi, Adalet Bakanlığı'na da başvurarak, tıbbi müdahaleyle dahi kurtarılamayacak ve ölüm eşiğine gelen Soysal'ın serbest bırakılmasını istedi.
Bir hafta önce ilik nakli yapıldı
Başvuruyu değerlendiren Adalet Bakanlığı, hem insan hakları savunucuları hem de uluslararası tepkilerin ardından Soysal'ın tahliyesine 13 Kasım 2010 tarihinde karar verdi. Soysal'ın cezaevinden tahliye edildiğinde ilk sözü, "Halkıma bağlı kalmaya devam edeceğim" olmuştu. Diyarbakır D Tipi Cezaevi'nden çıkarılan Soysal, tedavi için Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne kaldırıldı. 1.5 yılını da hastanelerde geçiren Soysal'a bir hafta önce Ankara'da ilik nakli yapıldı.
41 yaşındaydı
İnsan hakları savunucularının ve ailesinin girişimleri sonucunda ölüm sınırından tahliye edilen Nurettin Soysal, tedavi gördüğü Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde önceki akşam yaşamını yitirdi. PKK davasından 16 yıl cezaevinde kalan Sosyal, 41 yaşındaydı.
Memleketinde toprağa verildi
Cenazeyi alan aile, memleketi Bingöl'ün Solhan İlçesi'ne götürdü. Solhan'ın Yenimahalle Camisi'ne getirilen cenaze, dini vecibeleri yerine getirildikten sonra defnedilmek üzere yüzlerce kişi tarafından Solhan Mezarlığı'na getirildi. Soysal, mezarlıkta dua ve sloganlarla toprağa verildi. Soysal'ın cenazesi toprağa verildikten sonra kalabalık, Yenimahalle Camisi Yas Evi'ne geçerek, Soysal'ın ailesine taziye dileklerini iletti.
DİHA/ANKARA/BİNGÖL