Asalet insanın özünde vardır. Bu erdem her insan tarafından yerine getirilemez. Nedeni ise çok açıktır. İnsani ilke ahlak ve vicdan gerçekliğidir. Bunları yerine getirmek dürüstlük ilkesiyle bağlantılıdır. Her şart ve koşulda yüzsüzlük yapmamak, çok yüzlü olmamaktır. Böylesi bireyler çıkar sahiplerinin maşalarıdır. Kullanılırlar ve bir köşeye atılırlar. Tekrar gerektiğinde kullanılmak üzerinden hazırda bekletilirler. Ve bazen de sahiplerinin elini yakacak cinsten başkalarının maşası olurlar. Kim tutuyorsa onun olurlar. Bir o yanda bir bu yanda nerde çıkarı varsa orda pazarlığa çıkmaya adaydır. İnsani özünden kopmuştur. Daha önce karşısında olduğunun bir an sonra yanında hatta ondan daha fazla onu savunan konumuna geçer. Dostken düşman, düşmanken dost olabilir. Sahtelikler, korkaklıklar, alçaklık artık içinde kök salmıştır. Dönektir ama özünde sahteliklerle doludur. Kendini inkar en büyük meziyettir. Soysuzlukları maskeli yüzlerini kapamak için hep hazırda bekler.
AKP -MHP faşist milli cephe hükümetinin atanmış içişleri bakanının soy isminden yola çıkarak, onun şahsında faşist-kafatasçı bu miadı dolmuş oluşumun genel karakterini de anlamak için önemli bir örnektir. Halk arasında bir söz vardır. Derler ki “Bana arkadaşını söyle sana senin kim olduğunu söyleyeyim” diye. Süleyman soysuzu tarif ettiğimizde içinde bulunduğu oluşumunda kısadan hisse genel yapıları da ortaya çıkmış olmaktadır. Erdoğan ve Bahçeli köken olarak Türk olmadıkları halde ‘kafatasçı birer Türkleşme’ hastasıdırlar. Olmadıkları halde öyle olmadığını söyleyenleri her türlü iftira, komplo yüzsüzlükle inkarı kıbleleri olarak ispatlamaya çabalarlar. Soysuzu biraz daha tanımak için birkaç arkadaşında daha bakalım. Mehmet Metiner, Orhan Miroğlu vb. burada adını saymaya bile gerek olmayan benzerleri. Bunlar da soysuzun, soysuz can ciğer dava arkadaşıdırlar. Bunların da kökeni Türk değil, hatta emekçi özünde Türk halkının da yüz karası Türklükte ısrar eden soysuzlarıdır.
Peki bu adı geçen soysuzlar topluluğu kendilerini ne üzerinden ispat etmeye topluma kendini daha iyi pazarlamak için neyi düşman gösterip neye saldırıyorlar. Kendilerini özlerini saklayarak!
Türkiye de devrimci, demokrat yurtsever emekçilerin; hak, adalet, demokrasi, özgürlük, ve eşit yaşam istemlerini terör olarak niteleyen, Türkün Türk’ten başka dostu yoktur deyip azgınca bu kesimlerin üzerine giden, Türkiye’yi hapishaneler cehennemine çeviren, tutuklayan, işten çıkaran, fişlenmedik kadın, gençlik ve bireyi bırakmadı. Açlıkla terbiye ederek tüm toplum kesiminin geçeceği sokakları, caddeleri binaları, hatta elinden gelse açıktan en mahrem yerleri bile kameralarla takip eden bir megalomanlar topluluğu oluyor soysuzun soysuzlar grubu. Kürt halkının varlığından kaynağını alan en insani talebi bu soysuz kesimin en büyük kabusu olmaktadır. Varlıklarını kabul edene kadar akla karayı seçtiler çok zahmet de olsa kabul etmek zorunda kaldılar. Seçimlere girince her türlü yalan dolan, hile ve zorla oylarıyla oynamaya çabaladılar. Soysuzlara inat soylu direnişleriyle Kürt halkı ve insani özünde eşitlik ve özgürlüğü esas alan tüm halklar kesimi de buna inanarak bir çok yerde seçimleri kazanarak, kaynar kazan gibi soysuzların üzerine boşaldı. Belediyeler kazanıldı. Elem kulem ipsiz sapsız iftiralar ve komplolarla atanmışları seçilmişlerin yerine birer birer zorla geçirdiler. Soylu duruşlar kendi iradelerine sahip çıkmak için en görkemli direnişlerine devam ettiler. Onlar demokratik bir ülke için insan olmakta ve erdemlerini korumakta canları pahasına ısrar edenlerdi. Ve kaybettirilmeye kirletilmeye çalışılan asaletti, diriltmek yüceltmek büyütmek için soylu bedeller veren halkın seçilmişleridirler. Geçmişte bundan daha beterini de yapan soysuzlar takımı sonuçta inat ve ısrar karşısında tarihin çöplüğünde bir kırıntı bile olamadılar.
Şimdilerde freni patlamış araba misali nereye çarpacağı belli olmayan bir süratle sınır ve ölçü tanımadan herkese kesime halklara ve Rojava’ya saldıran bu güruhun; son çırpınışlarını ve hezeyanları pek yakında halkların haksızlıklar karşısındaki asaletli duruşlarıyla; bu soysuzların acı sonlarını getirecekleri de tarihsel bir hakikat olacaktır.
Soysuzlara karşı soylu duruş inadına ve her şeye rağmen ayağa kalkarak kendi soylu duruşuna sahip çıkmakla olur. Ve her soylu duruş soysuzluğun bitişidir. Küçük bir gayret azıcık vicdan ve insanlık ahlakı dayanacağımız yegane özgürlük eşitlik ve haksızlıklara karşı soylu direnişin temel dayanağıdır. Hakkına özgürlüğüne inancına ve davasına inanmak onu koruyup savunmak soysuzlara inat direnişi umudu güneş gibi görkemli yükselmekle olur. Bu da soysuz uğursuz gidişatın sonu olur. Yarın çok geç kalınmış olabilir. Bekleyerek geçirilen her zaman dilimi halkların aleyhine soysuzların ömrünün biraz daha uzamasına neden olabilir. Olacaksa onurlu bir hayat bedeli ne olursa olsun özgürlüğüne sahip çıkmak için olmalıdır. Zaman özgürlüğüne sahip çıkma günüdür. Gün her türlü zorluğa zahmette karşı direnme günüdür.