Til Hemis’te 11 arkadaşıyla birlikte şehit düşen YPG savaşçısı Sozdar İbrahim’in ailesi: “Bizim çocuğumuz ölmedi. Onu bu kutsal toprakları korumaktan uzaklaştıranlar ölmüştür.”
Rojava Devrimi’nde yüzlerce genç kadın ve erkek toprağa düştü. Onların her birinin yaşamı ayrı bir hikaye, ondan sonrakilere ayrı bir miras oldu. 11 ay önce Til Hemis’te DAİŞ çeteleriyle çıkan çatışmada 11 arkadaşıyla birlikte yaşamını yitiren YPG savaşçısı Sozdar İbrahim’i anlatan ailesi, “Hiçbir şey evlattan daha tatlı değildir. Ama ülkemizin sevgisi evlat sevgisini geçiyor. Biz de yüreğimizi, mazlum bir halka ve temiz topraklara hediye ettik” sözleriyle oğullarıyla gurur duyduklarını anlatıyor. Anne Bedriye Huso, “Soze” olarak bahsettiği oğlunun ailenin göz bebeği olduğunu söylüyor.

Her geldiğinde heyecanlanırdım

Tüm anneler gibi O’nun gözünde de hep çocuk kalacak Soze’nin çocukluğundan başlıyor anlatmaya: “Çocukken top oynamayı ve bisikleti çok severdi. Çocuklar onu dövmesin diye bazen okulun önüne gidip saatlerce onun oyun oynamasını beklerdim. İnsanlara karşı çok saygılıydı. Her işe atılıyordu. Liseden sonra, Hasekê’de yüksekokulu bitirdi. Çok ahlaklı ve temizdi.
YPG’ye katılmadan önce de sürekli arkadaşlarla çalışıyordu. Her geldiğinde heyecanlanıyordum. Her seferinde sanki eve yeni geliyormuş gibi hissediyordum. Onun sevdiği yemekleri yapıp gelmesini beklerdim. Yemeğini yedikten sonra anne çocukluğumda olduğu gibi üstümü ört derdi. ‘Bu kapıdan her çıktığımda sen üzüldüğünde benim dizlerimin bağı çözülüyor,  Beni uğurlarken gülmeni istiyorum’ dedi bir gün, ondan sonra öyle yapmadım. O günleri özledim.”

Gözüm hep yollarda

Til Hemis’te Sozdar İbrahim’le birlikte 11 YPG/YPJ savaşçısı yaşamını yitirir. İbrahim’in naaşı ise çatışma alanından alınamaz. Anne Bedriye Huso’nun acısı bu nedenle daha da büyük: “Burada şehit olan her gence kendi çocuğum gibi sarılıyorum. Benim çocuğumun mezarı yok ama şehitliğe her gittiğimde ailesi burada olmayan şehitlerin mezarı başına gidip mezar taşlarını okşuyorum. Benim çocuğumun mezarı yok. Ancak şehitlerin hepsi benim çocuğum.
Aynı yemekleri seviyorduk. Ayranı çok severdi. Soze şehit olduktan sonra yemin ettim. Ayran içmeyeceğim. Soze yeşil, kırmızı, sarı renkleri takamadı; ben de takmayacağım. Ölünceye kadar saçıma kına yakmayacağım, gözüme sürme çekmeyeceğim. Gözüm hep yollarda bir gün çıkıp gelecek diye bekliyorum. Keşke bir saat onu kucaklayabilseydim. Ölünceye kadar Soze’yi arayacağım o hasret hep içimde kalacak.”

Bu topraklara hediye ettik

Baba Ekrem İbrahim de, “Soze dürüst ve merhametli bir insandı. Çıkarsız iş yapıyordu. Arkadaşları için canın verecek kadar yürekliydi” sözleriyle anlatıyor oğlunu. Çocuklarının halkı için savaştığını ve onunla gurur duyduklarını söylüyor: “Hiçbir şey evlattan daha tatlı değildir. Ama ülkemizin sevgisi evlat sevgisini geçiyor. Biz de yüreğimizi, mazlum bir halka ve temiz topraklara hediye ettik. Benim çocuğum ölmedi. Çocuğunu bu kutsal toprakları korumaktan uzaklaştıranlar ölmüştür.”

Yarım kalan kurs…

Abla Zozan İbrahim de YPG savaşçısı Sozdar’ın anadiline bağlılığından söz ediyor: “Birlikte kursa gidiyorduk. Hep bir yarış içindeydik. O çok çabuk öğreniyordu. Ancak ilk aşama bitmeden kardeşim YPG’ye gitti. Öğretmenler O’nun Kürtçeye olan ilgisini de biliyorlardı. Şehadetiyle birlikte onun da sertifikasını verdiler.”

Kardeşinin yürüttüğü mücadeleyi devam ettireceklerini söyleyen abla İbrahim, kardeşinin sevdiği Kürtçe şiiri okurken gözyaşlarını tutamadı.



TOLVİN CUDİ /ANF/QAMİŞLO