
Ozan Diyar, sanatın ve sanatçının gelişmediği bir ülkede faşizmin etkili olacağını belirtti. Ozan Diyar, Türkiye toplumunda sanatçı ve sanatın faşizmin gerisinde kaldığını söyledi. Uzun yıllardan bu yana Kürt müziğine önemli katkılarda bulunan ozanlardan biri olan Diyar, 7 Haziran öncesi HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ile ortak bir seçim müziğine imza atmıştı. Demirtaş-Ozan Diyar düeti, internet ortamında büyük bir beğeni izlenilerek, çok sayıda dinleyici buldu. 1 Kasım seçimleri öncesinde ise bu kez Ozan Seyitxan, Xelîl Xemgîn ve Deniz Deman'ın katkı sunduğu 'Selo Can' klibi yoğun bir ilgi ile izlenmeye devam ediyor. Yıllardır seçim mitinglerine katılan bir sanatçı olarak, HDP ile dayanışma amacı ile yaptığı çalışmaların müzikal yanından çok, şarkı sözlerine dikkat ettiğini söyleyen Ozan Diyar, "Şarkı sözlerinde vermek istediğimiz mesaj önemli, kulaklara aşina olan melodiden çok, sözlere önem vererek mesaj vermek istiyoruz. Örneğin son çalışmamızda "Selo halktan birisidir Xarpet’in çocuğudur, Saray'ın kabusudur diyoruz" dedi.
Halkların ortaklaşması
Ozan Diyar "Burada sanatçıdan çok bir insan olarak, seçim mitinglerine katılan biri olarak insanlara neler verilir neler alınır, onlara dikkat ettim. Ama bazen yapılan seçim müziklerine bakıldığında, sözleri sıradan oluyor. Ben öyle yapmadığımı iddia ediyorum. Amaç seçimler ile dayanışma müziği yapıldığının mesajını vermek. Birinci çalışmamızda, HDP'nin geldiğini, barajları yıkacağını, zulme karşı direneceğini, Amed'in barış tutkusu olduğunu Karadeniz’in tütün kokusu ile halkların ortak vurgusunu dile getirdik" dedi. Çalışmalarında, sloganik sözlerden kaçtığını belirten Diyar, "Keyifli bir çalışma yapmak istedim. Çok aşırı sloganik değil de, dinlenildiğini, insanların duygularına dokunacak bir çalışma olmalı. Seçimlerde senin bir kitlen vardır ve bir de çalışmalar içerisinde propaganda yaparak kazanamadığın insanları kazanmak ve sana niçin oy vermesini istediğini istersin. Bu müzik ile bunun mesajını vermek istedik" dedi.
Seçim müziği tesadüf değil
Partiler tarafından kullanılan seçim müziklerinin kitlelere ulaşım için önemli bir araç olduğunu belirten Diyar "Aslında her parti seçimlere başladığında seçim müziği kullanır. Bazı sistemler kendi sistemlerini kurarken, müziği sanatı yasaklamışlar. Kendilerini de topluma kabul ettirirken müziği ve sanatı kullanmaları tesadüf değil. Bugün Ortadoğu'daki ülkelerde bunu görebilirsiniz. Bugün ayetlerde, dinin ulaşmasında dahi, sanat kullanılarak yapılmış. Benim böyle bir çalışma içerisinde olmamın en büyük nedenlerden biri de sevgili Selahattin Demirtaş'ın müzikle ilgilenmesi, bağlama çalmasıydı. Bu çok dikkat çekiciydi, bağlamayı çalan halkın içinden gelen insanlar bunu yapabilir. Bu da sayın Başkanda var. Kirlenmiş bir iktidarın çöpten başka bir yeri yoktur. Bu yüzyılın, Kürt halkının yüzyılı olduğu vurgusunu yaptık. Bu yakalanan fırsatın kaçırılmaması gerektiğini, HDP ile bu fırsatın kaçırılmaması gerektiğini vurguluyoruz. 'İnadına HDP bak çatlıyor Beştepe, İktidar çok kirlendi bakın atın sepete', bir barış ve birde savaş bloku var. İnadına barış inadına özgürlük inadına yaşam sloganın yanı sıra, savaş bloku bunları anlattık. Bazen seçim boyunca anlatamadıklarını müzikle anlatabiliyorsun" diyerek müzik, toplum ve sistem arasındaki ilişkileri ortaya koydu.
'Reklam için kullanmamalı'
Ozan Diyar, yaptığı müzikal çalışmayı bir propaganda aracı olmaktan çok, seçim sonrası da dinlenmesini hedeflediğini dile getirdi. Ozan Diyar "Belki yüzlerce şarkı yapılıyor. Herkesin bir şey yapma istemi de çok önemli. Her seçimde, her sanatçı bir şekilde bir çalışma yapıyor. Bu çok önemli. Bazen de çok kalitesiz şeyler ortaya çıkıyor. Burada emeğe saygısızlık yapmak istemiyorum. İşin kötü olan yanı, bir şarkı yaparak kendini sınırlandırmamalı, reklam için kullanmamalı. Bizim sorunumuz sadece şarkı yaparak olmuyor. Seçim dönemlerine böyle, daha çok popülist anlayışlarla yaklaşılıyor. Bugün HDP projesi, bütün toplumların bir arada yaşayabilmesinin bir projesidir" dedi.
Sanatın etkili olduğu toplumlarda faşizmin geri çekileceğini vurgulayan Ozan Diyar devamla şunları ifade ediyor: "Bugün sanatın etkili olduğu toplumlarda, faşizm geri çekilir. Özgürlükler kısıtlanmaz. Cinsler arası eşitsizlik ortadan kalkar, sanatın ve sanatçıların hakim olduğu toplumlarda yaşanan atmosfer farklı olur. Bugün yaşadığımız topraklarda hergün kan gövdeyi götürüyor. Her gün katliamlar oluyor. Daha dün Ankara’da oldu. Böyle insan kanının donduğu, insanın insan olmaktan utandığı, bazen kendisine keşke bir böcek, ya da ağaç olsaydım da bu vahşeti görmeseydim, diyesi geliyor. Bu da şu anlama geliyor, yaşadığın yerde demek ki sanatçılar ve sanatın etkili olmadığını görüyoruz. Türkiye'de de bu var. Ankara Katliamı işte insanlığın az rastlayabileceği katliamlardan biridir. “
ERDAL ALIÇPINAR / KÖLN