
Türk Genelkurmay Başkanlığı, Kara Kuvvetleri bünyesinde görevlendirilmek üzere, sözleşmeli er olarak 2011 yılı için 5.103 kişilik kontenjan belirledi ve temin faaliyetine 12 Temmuz 2011 günü başlandı. Temin faaliyeti, başlangıçta bir merkezde, bilahare on merkezde sürdürüldü ve 17 bin 827 kişinin ön müracaatı alındı.
Ancak müracaat edenlerden 3 bin 38 kişi bizzat gelerek başvurdu ve bunların ön sağlık, fiziki yetenek testi ve mülakatları 21 Ekim 2011 günü sona erdi. Testler sonucunda, 1992 kişi başarılı oldu. Söz konusu kişiler üç aylık eğitimi geçebilirlerse, Mart 2012’de göreve başlayacaklar. 2012 yılı için alınması planlanan sözleşmeli er kontenjanı da dolmadı.
Kimler alınıyor
10 Mart 2011 günü meclisten çıkan ve 21 Mart 2011 günü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanan yasaya göre, en az ilköğretim mezunu, askerliklerini erbaş ve er olarak tamamlayan, terhislerinin üzerinden 3 yıldan fazla süre geçmeyen ve 26 yaşından gün almayan Türk vatandaşları sözleşmeli er olabilecek.
Sözleşmeli er adayları ön sözleşme yapılarak askeri eğitime alınacak. Askeri eğitimi başarıyla tamamlayanlarla 4 yıldan fazla olmamak kaydıyla en az 3 yıllık sözleşme yapılacak. Daha sonraki sözleşmeler, 1 yıldan az, 3 yıldan fazla olmamak şartıyla azami 29 yaşın bitirildiği yılın Aralık ayı sonuna kadar uzatılabilecek.
Sıkıyönetim, seferberlik, savaş veya PKK’ye karşı savaştan kaynaklanan zorunlu hallerde ihtiyaç duyulanların sözleşme süreleri, talebe ve yaş haddine bakılmaksızın Kuvvet Komutanları, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanının göstereceği lüzum üzerine Genelkurmay Başkanının onayı ile uzatılabilecek.
Kaderleri iki dudak arasında
Sözleşmeli erbaş ve erler ile sözleşmeli er adayları asker sayılacak. Sözleşmeli erbaş ve erler, istihdam edildikleri kadro görevleri ile Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nda belirtilen görevleri yapacak. Sözleşmeli erlikte en az 2 yılını tamamlayanlar, kadro görev yeri uygunsa liyakat durumu da dikkate alınarak sözleşmeli onbaşılığa, sözleşmeli onbaşılıkta en az 2 yılını tamamlayanlar da kadro görev yeri uygunsa liyakat durumu da dikkate alınarak sözleşmeli çavuşluğa geçirilecek.
Sözleşmeli erbaş ve erler, her sözleşme süresinin sona erme tarihinden en az 3 ay önce sözleşmeyi yenileyeceklerine dair yazılı bildirimde bulunmadıkları takdirde sözleşme kendiliğinden sona erecek. Sözleşmeli erbaş ve erler, sözleşme süreleri sona ermeden sözleşmelerini tek taraflı olarak feshedemeyecek. Ancak, sözleşmelerin süresi bitmeden, fesih talebine ilişkin sebeplerinin uygun olduğuna karar verilenlerin sözleşmeleri idarece feshedilebilecek.
Askeri eğitim esnasında başarısız olan veya disiplinsiz davranan, askeri eğitime veya göreve devam edemeyen, sözleşmeli er adayı olma şartlarından herhangi birini taşımadığı sonradan anlaşılan veya sözleşme süresi içinde bu şartlardan herhangi birini kaybeden, askeri eğitimin üçte birine çeşitli nedenlerle katılmayan adayların ön sözleşmeleri süresinin bitiminden önce feshedilebilecek. Yani sözleşmeli askerin kaderi, komutanının iki dudağı arasında olacak ve istenilen her şeyi yapmaya hazır olacak.
Nereden çıktı?
Türk Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 2010 yılı Temmuz ayında siyasi parti liderlerini PKK’ye karşı mücadelede bilgilendirme turuna çıktığında böyle bir projelerinin olduğu ortaya çıktı. Erdoğan görüşmelerde profesyonel askerliğin ayrıntılarını şöyle sıralamıştı:
“Sınır bölgelerinde sadece sözleşmeli askerler görevlendirilecek. Dağda yaşayacak olan bu askerler bölgede 5-10 yıl arasında görev yapacak. Daha sonra ise kamuda başka bir işe girmeleri sağlanacak. Erdoğan’ın gündeme getirdiği bu modelin benzerini, HEPAR Genel Başkanı Emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu önermiş, gayri-nizami harbin bütün tekniklerini bilen özel eğitimli 20 bin kişinin gerekli olduğunu açıklamıştı.
Özel ordunun askerleri 29 yaşına kadar çalışacak. Kurulacak özel ordu, PKK ile ‘kendi’ yöntemleriyle savaşacak. Personel için kamuda özel görevlendirilme yapılacak, isterlerse bulundukları bölgede büro işleri de yapabilecekler. Ancak eski tecrübelerinden yararlanılacak. Yani büyük ihtimalle bir şekilde silah taşımaya devam edebilecekler.
‘Ucunda ölüm olduğunu biliyordu’
Özel ordu mensupları, bölgenin koşullarına göre eğitilecekler. Şu anda Kürt illerinde yaşamını yitiren askerlerin çoğu üç aylık bir eğitimin ardından görev yerlerine gidiyor. Sözleşmeli askerler, PKK’nin tekniğiyle savaşacak ve yeterli teknik donanıma da sahip olacakmış.
Sözleşmeli asker fikri, ateşkes ya da eylemsizlik kararı aldığında bile gerilla avına çıkarılan askerlerin insan öldürmede daha deneyimli kişilerden oluşmasına dayanıyor gözükse de, belki de asıl önemli olan yaşamını yitiren askerler karşısında kamuoyunda yükselmekte olan “bu savaşın bitirilmesine” yönelik beklentileri bastırmak olmalı.
Çünkü bundan sonra genellikle kendi oğulları askerlik yapmayan ya da 21 günlük kısa dönem askerlik yapan iktidar mensupları, gerilla ile mücadelede yaşamını yitiren yoksul aile çocukları için, “kendisi bilerek, isteyerek gitti ve bunun ucunda ölüm olduğunu da biliyordu” diyebilecekler. Dahası aile de tazminat alacak.
Çok yüksek bir işsizliğin söz konusu olduğu Türkiye’de, birçok kişi, sözleşmeli askerlik için başvurmaya başladı bile. Bunların bir kısmı gönülsüz ve sadece iş için başvursa da, bu özel ordu ya da birlikler genellikle Kürt düşmanı radikal sağcı kesimlerden gelen kişilerden oluşacak. Bu yüzden, Türk ordusunun PKK’ye karşı verdiği mücadelede savaş, muhtemelen çok daha fazla kirlenecek.
Kurulmakta olan yeni yapı, Batı dünyasında varolan profesyonel ordu ile ilgisi yok. İllaki birilerine benzetmek gerekirse, Fransızların lejyonerleri, İngilizlerin gurkaları ya da günümüzde ABD’nin Blackwater benzeri şirketlerine benzetebiliriz. Sözünü ettiğimiz yapılar ne kadar eleştirildiyse, Türkiye’deki sözleşmeli ordu da o kadar tehlike saçacaktır.
Tepki var
Sözleşmeli er-erbaş birlikleri adı altında özel ordu kurulmasına sadece Kürt halkının temsilcileri değil başka kesimler de karşı çıkıyor. Nitekim Vicdani retçiler şöyle diyor: “Özel Kuvvetler, JİTEM, Özel Tim, Koruculuk denirken, şimdi de dünyanın başka yerlerindeki paralı askerler ilham alınarak “Özel Ordu” kuruluyor. Kürt halkının yaşadıkları bölgelerdeki askeri operasyonların bir çözüm getirmediğini hepimiz biliyoruz. Kurulan özel ordu AKP, CHP, MHP ve militarist düşünen her kesimin ortak fikridir.”
“Özel ordunun asker sayısının 150 bine çıkabileceği belirtiliyor. TSK’nin ihtiyacın göre sözleşmeli erler öncelikle Hakkari, Siirt, Tunceli, Yüksekova, Şırnak Çakırsöğüt’teki belirli tugaylarda görev alacak. Kirli savaş, daha derin bir şekilde sürecek; savaşın üzerinden sağlanacak rantlar karanlık sermaye çevrelerinin kasalarına inecek; ‘Şehit cenazeleri’ sömürülerek yoksul ailelerin çocukları can vermeye teşvik edilecek.”
“Bize öyle geliyor ki, bir hükümet barışa değil, savaşa hazırlanırken bu tür uygulamalar yapar. Barış yapacak hükümet onca karakol inşa etmez, özel ordular kurmaz, ordunun harcamalarını halktan saklayan yasalar çıkarmaz. Biz vicdani retçiler olarak kaygılanıyoruz. Bu kez yapılmak istenene ‘dur’ diyelim.”
NATO ne der?
II. Dünya Savaşı sonrasında NATO’ya katılan Türkiye, getirdiği avantajlardan yararlanmak üzere ordusunu tamamen NATO’ya tahsis etti. Sovyet tehdidine karşı ihtiyaçları NATO tarafından karşılanan bir ordu, Türkiye’deki iktidarlar tarafından tercih edildi. Ancak 1974 yılında Türkiye’nin Kıbrıs’a yönelik müdahalesinde, böylesi bir ordunun aslında kendi emrinde olmadığı anlaşıldı.
NATO, “Benim malzemelerimle benim karşı çıktığım bir şeyi yapamazsın” diye Türkiye’yi uyarınca, Ankara olası bir Yunanistan savaşına karşı ve kendi özel müdahaleleri için kullanmak üzere 4. Ordu ya da daha bilinen adıyla Ege Ordusu’nu kurdu.
Türkiye, ihtiyaçlarını bedavaya getirmenin rahatlığıyla ordusunu olabildiğince büyütürken, NATO bu orduyu Sovyet tehdidine karşı elinde tutuyordu. Sovyet tehdidi artık olmadığı için aslında Türkiye’de böylesine büyük bir orduya ihtiyaç kalmadı. Dahası NATO, başta yeni katılanlar olmak üzere, tüm üyelerine yeni tekniklere uygun ordulara sahip olmalarını tavsiye ediyor.
Yani daha gelişmiş silahlara sahip, daha küçük ordular öneriliyor. Afganistan’dan Lübnan’a ‘barış gücü’ altından birçok yere ‘davet edilen’ Türk ordusunun küçülmesi konusunda NATO’nun ne kadar istekli olduğu pek bilinmiyor; ancak sözü edilen daha teknik ve elbette daha pahalı silahların Türkiye’ye de satılması gerekiyor.
Zaman alacak
Türkiye’nin ordusunun küçültülmesine yönelik dışarıdan gelmesi gereken baskı bu kadar cılızken, içerdeki direnç ise daha güçlü olarak sürüyor. Türkiye’de ordunun küçülmesine, sadece işsiz kalacak kimi generaller karşı çıkmıyor. Türkiye’de ordu, insanların şekillendirilmesinde en önemli odaklardan biri durumunda.
İnsanlar önce okullarda, sonra kışlalarda Türkiye’deki tekçi zihniyete göre şekillendiriliyor. “Devlet güçlüdür, ona karşı hiçbir şey yapamazsın” yaklaşımı beyinlere işleniyor. Bu yüzden, Türkiye’de mantıksız bir şekilde çok büyük olan ordunun küçültülmesi epeyce zaman alacağa benziyor.
Ancak yeni uygulamaya konulan ve Türkiye’nin geleceğinde büyük travmalara neden olması beklenen “sözleşmeli er ve erbaşlık” olgusunun profesyonel ya da küçük orduyla ilgisi yok. Bu nedenle NATO’yu da ilgilendirmiyor.
Türkiye’deki iktidarların Kürtlere yönelik olarak sürdürülen savaşta, şimdiye kadar kullandığı korucuları yeni katılımlarla besleyemediği için bulduğu yeni formüle benziyor. Kürtlerden devşirilemeyen ‘özel savaşçılar’, şimdi Türkiye’nin başka yerlerinden gelecek.
Milliyetçi hezeyan ile sözleşmeli er olmaya ilgi belki ileride yükseltilebilir. Ama er ve ailesi için onları hiç de iyi bir gelecek beklemiyor.
HÜSEYİN AYKOL