Sri Lanka modeli heveslilerine 

Forum Haberleri —

Sri Lanka modelinin sonu

Sri Lanka modelinin sonu

  • Kürt sorununda Sri Lanka modeline heveslenenler kaybetmeye mahkûmdur. Sri Lanka’nın başına gelenlerin beteri Erdoğan’ın başına gelecektir.

RAUF KARAKOÇAN
Ada ülkesi Sri Lanka Tamil kaplanları özgürlük gerillalarına karşı 2009 tarihinde başlatılan imha amaçlı operasyonlarla 40 bin dolayında sivilin katledilmesi ve yüzbinlerce Tamilin, ‘mecburi iskân kanunu’ gibi, yerlerinden edilerek yaşam koşullarının çok kötü olduğu kamplara taşındı.  

İngiliz sömürgesi olan Seylan 1948’de bağımsızlığını kazandıktan sonra Sri Lanka olarak ismini değiştirdi. Resmi dil Sinhala oldu. Devletin resmi din olarak kabul etiği Budizm, Hristiyan Tamiller ve Hindular üzerinde önemli bir baskı aracı haline geldi. Tıpkı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu ilk yıllarda ki gibi Kürtler üzerindeki hakimiyete benzer (Etnik ve Dinsel) bir durumla Tamiller ’de sömürgeciliğin mengenesine alındı. Tamiller, eski istatistiklere göre, Sri Lanka nüfusunun %12 lik bir bölümüne tekabül ettiği söylenmektedir. Azınlık bir halkın kimliği de inancı da baskı altına alındı. 
 
1948’’ler den beridir devam eden Tamil sorunu, zaman zaman devletin kışkırtmaları sonucu katliamlara maruz kalmış ve etnik yara giderek daha da derine inmiştir. 1972’de Sri Lanka devletinin tam hakimiyetiyle Tamiller daha fazla ayrımcılığa uğradılar. Tamiller 1975 yılında Tamil Kaplanları adı altında (TEKK) kurularak Tamil Elam adında bir devlet kurmayı hedeflediler. Kara ve deniz gerillası şeklinde askeri kanat örgütlenmesinin yanı sıra siyasi alanda da hatırı sayılır bir örgütlülüğe sahiptiler. Toplumun hukuki, idari işlerinden tutalım yerel medya TV ve radyoların denetimi, uluslararası ilişkileri yöneten çapta siyasi organizasyona sahipti. Kadın gerillaları hatırı sayılır bir güç oluşturmuştu.
 
Devletin kışkırtmaları ve komplolar ardı sıra geldi, çok sayıda insan hayatını kaybetti. Karşılıklı saldırılar savaşın dozunu daha fazla arttırdı. 1980 yılında bir ateşkes denemesi sonuç vermedi. Hindistan barış gücü adadan ayrılınca savaş yeniden şiddetlendi ve 100 bin insanın yaşamına mal oldu. 2. Ateşkes Norveç hükümetinin gözetiminde yapıldı. PKK ve Türk devletinin Oslo görüşmeleri gibi bir süreç yaşandı. Bir yıl süren ateşkes bozuldu. Benzer bir ateşkes denemesi Cenevre’de başladı fakat başarı elde edilmedi ve savaş tekrar harlandı. 2009 mayıs ayında ordu birlikleri topyekûn imha saldırılarıyla Tamil kaplanlarını yenilgiye uğrattı. Liderlerini öldürdü. Örgüt silahlarını bıraktı. Buna’ da Sri Lanka modeli diyorlar. 
 
Bu hikâye Kürt Coğrafyasında tanıdık bir hikâyedir. Özel savaş uygulamaları NATO karargahlarında pişirilip değişik coğrafyalara servis edilmektedir. Gladyo savaşlarının zengin taktikleri çok kirli bir şekilde icra edile geldi. Köy yakmalar, failli meçhuller ve göz altında kayıplar, zoraki kitle göçü, tutuklamalar, işkenceler, kadına ve erkeğe cinsel şiddet uygulamalarının yaygın olduğu Sri Lanka’da ki bu vahşet BM resmi kayıtlarına da geçmiş hususlardır. Kürtler bu hikayelere de yabancı değil. Çünkü, bu vahşetin daha fazlasını iliklerine kadar yaşamış bir halktır.  
 
Faşist Türk devleti; Sri Lanka modeli dedikleri top yekûn saldırı konseptini devreye koyalı epey bir zaman oldu. Bütün imkanlarını seferber ederek, açık gizli ortaklarıyla günümüzde de en haydut tarzda sürdürmektedir. Etnik temizlik hareketini bir yöntem olarak başarı gibi sunanlar Türkiye’de de epeyce zevat var elbette. Zaten yürürlükte olan ve Kürdistan’da uygulanan da etnik temizliktir. Sri Lanka’da ki kafatasçı zihniyet Kürdistan’da daha eskiye, Cumhuriyetin kuruluşundan beri vardır. Katliamlar, sürgünler devam ede geldi. PKK’nin çıkışıyla birlikte özel yasalar, özel örgütlenmeler, idari, siyasi, askeri, ekonomik alanda da özel uygulamalar peşi sıra devreye konuldu. 
 
Kürdistan OHAL statüsüne alındı. Özel Vali, Özel Tim, Koruculuk sistemi, DGM’ler, kontra örgütlenmeleri, devlet tarafından katledilen bildik insan kayıpları ve köy yakmaları… Sri Lanka’da ki ateşkes denemeleri de bizlere tanıdık geliyor. Devlet önce kendi içindeki ateşkes yanlılarını, Cumhurbaşkanı, Kuvvet komutanlarını, İstihbarat şeflerini ve nicelerini infaz ettikten sonra artık savaş baronlarının önü açılmış oldu. Hükümet, Emniyet ve Ordu’nun başındaki Özel savaş kliği (Çiller, Ağar ve Güreş üçlüsü) iş başına geldi. 90’lı yılların ortalarından sonra Sri Lanka modeli fiilen Kürdistan’da uygulanmaya başlandı. Önder Apo’nun yakalanması, Örgüt içi tasfiye hareketi ile devlet sonuç almaya yakın olduğuna kendisini inandırdı. Ama tabi ki çok kötü yanıldı. Burasının Kürdistan olduğunu ve bir ada ülkesi olmadığını ayırt edemedi. 
 
Etnik temizlik yapılan Tamil halkının sorunları bitti sayılmaz. Yok etmekle yok olmadığının kanıtıdır Tamiller. Tam tersine devlet yönetimi kendisini yok etti. Başkanlık sarayına yürüyen halk devletin yönetimini kökünden sarsmaya başladı. ‘Süper başkanlık’ sistemiyle yönetilen Sri Lanka’daki süper başkanın şimdiki hali herkesin malumu. Yüzme havuzunda halk yüzüyor. Diktatör Erdoğan kadar 20 yıldır iktidarda kalan Rajapaksa tacını da tahtını da bırakarak soluğu kaçmada buldu. Şimdi sıra Erdoğan’da, yani Türk tipi ucube ‘süper’ başkanında. Sri Lanka modeli Kürdistan’da tutmadı ve asla da tutmayacaktır. 
 
Kürt sorununda Sri Lanka modeline heveslenenler kaybetmeye mahkûmdur. Sri Lanka’nın başına gelenlerin beteri Erdoğan’ın başına gelecektir. Sri Lanka’dan ders çıkarmayan Türkiye Cumhuriyeti devletinin akıbeti de benzer olacaktır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.