DTO Salonu’nda düzenlenen toplantıda konuşan DTO Genel Sekreteri Cengiz Günay, açlık grevindeki bazı tutsakların sağlık durumlarının kötüleştiğine dair kaygı verici bilgilere ulaştıklarını dile getirdi. Günay, açlık grevine başlayan ilk grup içinde yer alan 60 tutsağın ciddi yaşam tehdidi altında bulunduğunu ifade etti. “Ölüme çeyrek kaldı” diyerek, tüm siyasi aktörlere ve ilgili kurumlara “bir şeyler yapın” çağrısında bulunan Günay şöyle konuştu: “Geçmiş yıllarda acı örneklerini yaşadığımız bu tür eylemlerin ölümlerle sonuçlanabilecek olması, hiçbirimizin sürecin izleyicisi olarak kalamayacağının açık kanıtı durumundadır. Sorunların çözümünde açlık grevleri sebeplerinin, insanı esas alacak bir şekilde ortadan kaldırabilmek öncelik olmalıdır. Siyasi iktidarın açlık grevcilerinin seslerine kulak vermeleri, Kürt sorununun barışçıl çözümü ile ilgili bu talepleri dikkatle değerlendirmesi gerekiyor. Açlık grevcilerinin bu eyleme son vermelerinin anahtarı burada saklıdır.
Sese kulak verin
Tutuklu ve Hükümlü Aileler Dayanışma Federasyonu (TUHAD-FED) ise kamuoyunun sessizliğini eleştirdi. Tutsakların taleplerini meşru ve haklı olduğunu belirten Teker, “Savaşın bedelini bu ülkenin yoksul halk çocukları üzerinden sürdürmekte kararlı olan devlet yetkililerine karşı, gelin bu savaşı hep birlikte durduralım. Yeni ölümlerin olmaması için gelin cezaevlerinde yükselen sese kulak verelim” çağrısında bulundu.

Talepleri karşılansın

İHD İstanbul Şubesi üyeleri, açlık grevlerine dikkat çekmek için Taksim Gezi Parkı’nda oturma eylemi yaptı. “Hapishanelerde ölümler istemiyoruz” diyen İHD Şube Başkanı Ümit Efe, “Kürt mahpusların başlattığı süresiz dönüşümsüz açlık grevinin, ölümler yaşanmadan ve kalıcı sakatlanmalar oluşmadan bitirilmesi için, taleplerin dikkate alınarak çözüm yolları bulunmalıdır. İnsan hakları örgütleri, hukuk örgütleri, tabip odaları gibi sivil toplum örgütlerinden oluşan çözüm mekanizmaları ivedilikle oluşturulmalıdır. Bir tek insanın bile ölümünden sorumlu olmak insanlığımızdan vazgeçmektir” diye konuştu.
Açlık grevinin devam ettiği Kırıklar Cezavi ve Midyat M Tipi Kapalı Cezaevi  önünde de basın açıklaması yapıldı. 




BDP: Duyarsız kalmayın


BDP, cezaevlerinde ölümlerin yaşanmaması için kamuoyuna duyarlılık çağrısı yaptı.
BDP Genel Merkezi, 12 Eylül’den itibaren devam eden açlık grevine ilişkin dün yazılı açıklama yaptı. Cezaevlerinden tabutların çıkmasının an meselesi olduğu uyarısında bulunan BDP, “Kendisine aydınım, demokratım ve vicdan sahibiyim diyen bütün kesimler, cezaevlerinde yükselen sese tereddütsüz bir şekilde ses katmalıdır” çağrısında bulundu. Açıklamada şöyle denildi: “Açlık grevleriyle hayatlarını toplumsal barışın sağlanması için armağan eden yüreklerin cansız ve soğuk bedenleri ile karşılaşmak istemiyorsak ve arzumuz bu değilse; daha fazla çaba sarf etmeliyiz. Dört duvar arasında olmalarına rağmen kendi koşullarının düzeltilmesi için değil, barışın koşullarını sağlamak amacıyla bedenlerini ölüme yatıranlar için duyarsız kalmamalıyız.”
BDP ülke gündemindeki yakıcı sorunların gözardı edildiğini de ifade ederek, medya organlarını duyarlılığa çağırdı. Hükümete ise açlık grevinin son bulması için girişimde bulunma çağrısı yapılarak, “Cezaevlerinde yaşanacak olan ölümlerin tek sorumlusu Başbakan ve hükümet olacaktır” denildi. 

ANKARA




Bedeli ne olursa olsun!

Açlık grevine katılan tutsaklar, eylemlerinde kararlı olduklarını söyledi.
PAJK’lı tutsaklar aileleri aracılığıyla yaptıkları açıklamayla, herkesi cezaevlerindeki direnişe destek vermeye çağırdı. Kadın tutsaklar, “Başta kadınlara ve demokratik kamuoyuna çağrımızdır, yarın çok daha geç olmadan duyarlı olunmalıdır. Taleplerimiz için duvarların arasından yükselttiğimiz sesimize ses katmanızı ve zulme karşı durmak için herkesi direnişe davet ediyoruz” çağrısında bulundu.




Direniş büyüyor

Cezaevlerinde yaklaşık 40 cezaevinin katıldığı açlık grevi eylemine Ege Bölgesi’ndeki 6 cezaevi, 3 Ekim’de başladı. Yarından itibaren açlık grevine yeni tutsaklar katılacak. Böylece Kırıklar 1 ve 2 No’lu F Tipi, Şakran 2, 3, 4 No’lu T Tipi ile Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde açlık grevine katılan tutsak sayısı 61’e yükselecek. Cezaevlerindeki tutsaklar aileleri aracılığıyla yaptıkları açıklamayla, “Bedeli ne olursa olsun eylemimize devam edeceğiz” dedi.
Trabzon E Tipi Cezaevi’nde ise 5 tutsak 2 Ekim’den itibaren süresiz dönüşümsüz açlık grevinde. Dicle Haber Ajansı’na gönderilen mektuptaki mesajlar kısaca şöyle:
Ahmet Koç: 1983 Amed doğumluyum, yaklaşık 7 yıldır zindanlardayım. Tarihi, kritik süreçlerde ileriye doğru atılacak her adımın bir bedeli olmuştur, olacaktır. Bizler de zindanlarda tarihin şen çocuklarının açmış olduğu yolda ilerleyerek ödemek kararlığındayız. Reber Apo’nun özgürlüğü sağlanıncaya ve anadilimiz üzerinde uygulanan yasaklı zihniyete son verilinceye dek sürdürülecek olan bu eylemin içinde yer almaktan dolayı gurur duyuyorum.
Jiyan Fırat Esin: 21 yaşındayım, Amed doğumluyum. Br Kürt genci olarak bu tarihsel sürecin içinde olmayı bir gurur kaynağı olarak görüyorum. Uygulanan gayri ahlaki tecrit ve anadilimiz üzerindeki yasakçı zihniyete karşı mekan dinlemeksizin sessiz kalmayacağımızı ve taleplerimiz karşılanıncaya dek eylemimizi sürdüreceğimizi belirtmek istiyorum.
Yahya Güneş: 1972, Siirt Kurtalan doğumluyum. 17 yıldır cezaevindeyim. En doğal insan haklarımızı verilmemekte, Önderliğimiz üzerinde tecrit uygulanmakta, siyasi ve askeri operasyonlar sürmektedir. Yürütülen inkâr politikalarına karşı aktif bir direnişle cevap vermek gerekmektedir. Bu eylemde yer almam benim için bir onurdur.
Tuncer Aratan: 25 yaşındayım, Dersimliyim. Yaklaşık 3,5 yıldır zindandayım. Önderliğimiz üzerindeki tecrit sürmektedir. Yine halkımız ve gerilla üzerindeki siyasi kültürel ve askeri operasyonlar tüm hızıyla devam ediyor. Bu yönelimleri sıradan bir pratikle değil ancak direnişi yoğunlaştırarak ve yükselterek boşa çıkarabiliriz. Sonuna kadar direneceğiz.
Abdulkadir Yurcu: 1976, Mardin/Kızıltepe doğumluyum. Yaklaşık 7 yıldır zindanlardayım. Haklı taleplerimiz yerine getirilinceye dek başlatmış olduğumuz açlık grevini sürdüreceğiz. Bu süreç içerisinde yer almanın mutluluğunu yaşıyorum.