
Amed’in Sur ilçesindeki saldırılara karşı YPS öncülüğündeki direniş 87. gününe girdi. Bütün savaş unsurlarını yığmasına rağmen direnişi kıramayan Türk devleti, teslimiyet çağrılarından medet umuyor.
Diyarbakır Valiliği’nin katliam amaçlı ‘tahliye’ oyunu da tutmadı. Siviller için ‘koridor’ açılacağı iddia edilen saatlerde, bir önceki gün olduğu gibi bombardıman daha da şiddetlendi. YPS öncülüğündeki halk direniş güçleri ile işgalciler arasındaki çatışmalar dün de devam etti. Türk devleti dün de kayıplarından sadece bir tanesini açıklayabildi. Türk Genelkurmayı’nın açıklamasına göre, dünkü çatışmalarda astsubay Burhan Kaplan öldü, 2 asker yaralandı.
YPS: 4 savaş elemanı öldü
Sur’daki çatışmalara ilişkin yazılı açıklama yapan YPS Genel Koordinasyonu’nun verdiği bilgiye göre ise 23 Şubat tarihinde yaşanan çatışmalarda 4 savaş elemanı öldürüldü, 2’si de yaralandı.
Bir savaşçı şehit
YPS, 24 Şubat saat 7.30’da yaşanan çatışmalarda ise savaşçıları Erdal Tekin’in (Zana Andok/Kulp) şehit düştüğünü duyurdu.
Açlık ve susuzluğa da
Sur’da 2 Aralık’tan bu yana kuşatma altında bulunan sivillerin durumu ise her geçen an kötüye gidiyor. Sadece yoğun bombardıman ve saldırılar değil, aynı zamanda yiyecek sıkıntısı ve su kesintisinin yaşandığı ilçede büyük bir bölümü 11 yaş altı olan çocuklar ile hasta ve yaşlılar bulunuyor.
Sur’da 20 aylık ve 10 yaşındaki iki çocuğuyla mahsur kalan Remziye Tosun, HDP’li vekil Sibel Yiğitalp’e bir telefon mesajı göndererek “Sibel ne olur çocuklarım ölmesin, daha çok küçükler” yazdı.
Siviller yokmuş!
İlçede 23 ve 24 Şubat tarihlerinde ‘tahliye’ anonsu adı altında Sur halkının teslim olmasını isteyen ancak sonuç alamayan Diyarbakır Valiliği, “Anons edildi, evlerden kimse çıkmadı“ diyerek Sur’da sivillerin olmadığını öne sürdü.
STK’lar gitmeli
DBP Amed İl Eşbaşkanı Ali Şimşek, Cizre’de yaşananları hatırlatarak “Yasak kaldırılmalı, yasak kaldırıldıktan sonra ambulanslar gönderilmeli. Ayrıca STK temsilcilerinden ve kentin ileri gelenlerinden oluşan bir heyet mahallelere gitmeli. İnsanlar güven duymalı ki, çıkabilsinler” dedi.
AİHM ortaklığı bozmuyor!
MHD Şube Eşbaşkanı Emrullah Engin Akyürekli, Sur’da mahsur kalan kişilere iki seçenek sunulduğunu; ya tutuklanacaksınız ya öleceksiniz denildiğini belirterek, “Karar AİHM’i etkilemeye yönelik” dedi. AİHM ise Cizre’de olduğu gibi Sur’da da Türk devletini katliama cesaretlendiren kararlar alıyor. MHD’nin ilçede 200’e yakın sivil insan ile birlikte mahsur kalan İhsan Karatay, Ahmet Karatay ve ilçeden çıktıktan sonra tutuklanan Ekrem Karatay adına yaptığı başvuru AİHM tarafından AYM işaret edilerek reddedildi.
AİHM’in adres gösterdiği Anayasa Mahkemesi ise Cizre ve Sur’da uygulanan sokağa çıkma yasağına ilişkin iki tedbir talebinin reddine karar verdi. AYM bu kararlarla birlikte onuncu kez sokağa çıkma yasağına ilişkin tedbir talebinin reddine karar vermiş oldu.
Gazi boşaltılıyor
İlçede ‘yasak’ kapsamında olmayan Gazi Caddesi ve Ulu Cami civarı fiili olarak yasaklandı. Dün akşam saatlerinde esnaf ve mahalle sakinleri GBT kontrolü yapılarak bölgeden çıkarıldı. Gözlemlerde bulunmak üzere Sur’a gelen İngiltere Parlemantosu’ndan Natalie McGray, Balıkçılarbaşı Mevkii’nda gözaltına alındı. Parlamenter gözaltındaki işlemleri ardından serbest bırakıldı.
AMED
Direniş kardeşi olduk
Amed’in iki ayrı mahallesinden iki anne, üç aydır her gün Sur’a girmek için her yolu deniyor.
Daha önce birbirlerini tanımayan Kaya ve Çelik’i, 3 ay önce başlayan kuşatmaya karşı tarihi direniş buluşturdu. Sur’un Melikahmet Mahallesi’nde yaşayan 53 yaşındaki Gülten Kaya ile Yenişehir’in Seyrantepe Semti’nde oturan 48 yaşındaki Fatma Çelik, 3 ayını dolduracak olan yasağın her günü mahalle meclislerinde buluşup, kuşatma altındaki direniş mahallelerine girmenin çabasını veriyor. Anneler, “Savaş var orada. Biz de ölelim çocuklarımızdan değerli miyiz?” diye sorarak, direnişe katılmak istediklerini ifade ediyor. Annelerden Fatma Çelik, “Üç aydır gidip geliyoruz, ayaklarımızın bağı çözüldü, ne istiyorlar bizden” diyerek yaşananlara tepki gösteriyor. “Katliam da yapsalar, hepimizi öldürseler de, biz kazandık, halklar kazandı, Erdoğan kaybetmiştir” diyen Çelik, “Burada direniş kardeşi olduk artık” dediği Kaya ile birlikte Sur kapısında nöbetteler.
Sur benim varlığım, yokluğum!
87 yaşındaki Fesla Ayaz, Sur’daki direnişe 70 yıldır tek başına ördüğü evini terketmeyerek sahip çıkıyor. Henüz 13 yaşındayken zorla, iki eşli bir erkekle evlendirilen Ayaz evliliği boyunca şiddete maruz kalmış. 10 çocuk dünyaya getirmiş sadece 3’ü yaşayabilmiş. Evlendirildiği kişinin ölmesi ardından ailesinin yanına dönen Ayaz, sınır ticareti yapmaya başlamış.
Toplumsal baskılarla bir kez daha zorla, bu kez de akrabası olan biriyle ikinci eş olarak evlendirilen Ayaz, ne gördüğü şiddete boyun eğmiş ne toplumsal baskıya. 3 çocuğunu kaçakçılık yaparak büyüten erkek şiddetinden devlet şiddetine her türlü şiddete karşı ayakta duran Ayaz, 70 yıldır Sur ilçesinin Lalebey Mahallesi’nde kendi elleriyle yaptığı toprak evinde kalıyor.
“Ben özgürlüğün anasıyım” diyen Fesla Ayaz, kaybettiği 7 çocuğunun acısını da hissederek “Kimsenin evladı ölmesin” diyor.
Sur evladım gibi
Sur için “Burası benim evladım, çocuğum, duvarım, varlığım, yokluğum. Bir anne nasıl evladını bırakamıyorsa ben de burayı bırakamam. Burası benim yerim, benim toprağım, ben yapmışım ve çok seviyorum çıkmaya da niyetim hiç yok” diyen Fesla ana, 70 yıllık emeğinin mahallenin her sokağında dolaştığını belirtiyor. “Bedenimi kerpetenle çekseler de ben Türkçe bilmiyorum. Biri yanımda Türkçe konuşunca nefesim daralıyor” diyen Ayaz, evlerini boşaltmaları için kapısına gelen polisleri bastonuyla kovmuş. “Yine gelseler yine kovacağım. Umudumuzu hiçbir zaman yitirmeyelim, biz kazanacağız” sözleriyle direniş çağrısında bulunuyor.
ŞERİFE ORUÇ /DİHA/AMED
Amed’de 2 polis öldürüldü
Kendilerine ‘Şehit Botan Şoreş İntikam Tugayı’ adını veren bir grup, Sur için Amed kent merkezinde düzenledikleri eylemlerde 2 polisin öldürüldüğünü duyurdu.
Amed’de polis ve devlet kurumlarına yönelik düzenlenen eylemleri “Şehit Botan Şoreş İntikam Tugayı” üstlendi. ANF’nin yayınladığı yazılı açıklamada eylemlere ilişkin şu bilgiler verildi:
* 23 Şubat akşamı Kayapınar ilçesine bağlı Peyas Mahallesi’nde 3 Ford Ranger marka araca yönelik ‘Sur Şehitleri Timi’ tarafından silahlı eylem gerekleştirildi. Eylem sonrası araçlardan inerek çatışmaya giren 2 polis vurularak etkisiz hale getirildi.
* 23 ve 24 Şubat akşamı ‘Ş. Rêzan Kaya ve Ş. Avesta birimleri’ tarafından kentin farklı noktalarındaki kimi devlet kurumlarının binaları ateşe verildi.
* 25 Şubat sabahı yine Peyas Mahallesi’ne girmeye çalışan polislere yanıt verildi. Polis birimleri mahalleden uzaklaşmak zorunda kaldı.
Bu izleri nasıl sileceksiniz?
DTK, DBP, HDP ve KJA, Sur’da Cizre benzeri bir katliamın yaşanmaması için ‘Sur’a ses ver’ çağrısında bulundu.
DTK binasında düzenlenen ortak basın açıklamasında “Halkımız 30 yıldır bu savaşın içindedir. Bu kadar ahlaksız, bu kadar hukuksuz bir savaş yürütülmemişti” diyen DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle, şöyle konuştu: “Her şey onarılabilir ama bunlar insanların yüreğinden silinemez. Sur’da da Cizre benzeri bir vahşet yaşanırsa hepimizin insanlığının öleceğini görmek zorundayız.”
Dicle, Cumartesi günü saat 13.00’te tüm eşbaşkanlarının katılımıyla Koşuyolu’nda kitlesel basın toplantısı yapacaklarını belirterek, “Diyarbakır, Cizre benzeri bir katliama izin vermez, bunu kaldıramaz. Bu sözümüz bir uyarı olarak algılanmalıdır” dedi.
Ya ölüm ya kelepçe diyor
Sur’da tüm saldırılara rağmen evini terk etmeyen ve 19 Şubat günü havan mermisiyle katledilen Fatma Ateş, aile fertleri olmadan son yolculuğuna uğurlanırken, eşi ve iki kızı “örgüt üyeliği”nden tutuklandı.
Aile olarak kendilerine yaşatılan acı ve zulme isyan eden Fatma Ateş’in oğlu İsmail Ateş, devletin mantığının “Öldürdüğümü öldürürüm, öldüremediğimi de tutuklarım” anlayışı olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Ailem Sur’dan çıkmak istemiyordu. Ailem Sur’dan sırf yasaktan dolayı evlerini bırakmak istemedi. Son ana kadar da evlerinde mahallesinde yaşamaya devam etti. Annem olayın sabahı abdest almak için avluya çıkmış. Top atışının sonrasında şarapnel parçaların isabet etmesiyle ağır yaralanmış. Sol tarafından ve bacağında yaralanmış. Kan kaybından yaşamını yitirdi. Ölüme terk edildi. Sur’da yaşanan vahşeti görürken, kardeşlerim ve babamın da katledileceğini de düşündük.” Valiliğin ‘koridor’ açıklamasını da samimi bulmadıklarını söyleyen Ateş, “Annem öldü ama başka anneler, çocuklar ölmesin. Sur’daki diğer insanların çıkması için kuşatma bir bütünen kaldırılmalı” diye konuştu. Ateş ailesiyle birlikte tutuklanan DİHA muhabiri Mazlum Dolan’ın babası Remzi Dolan da, canı pahasına yaşananları aktardığı için oğluyla gurur duyduğunu söyledi. Mazlum’un gazeteci olduğu ve onunla beraber çıkanların ise sivil insanlar olduğunu anımsatan Dolan, “Sur’da yaşananlar ikinci bir Cizre’nin provasıdır. Herkes biliyor orda iki aylık bebekten 60 yaşındaki amcaya kadar siviller var. Mazlum sadece haber yaptığı için, gerçekleri yansıttığı için içeri alınıyorsa sözün bittiği yerdeyiz” dedi.