- Bilgiye erişimde fırsat eşitliğini sağlamak,
- Her çocuğun her birey gibi “iyi olma hali” ne sahip olma hakkını anlatmak,
- Çocuklara yalnız olmadıklarını ve süreci hep birlikte yaşadığımızı belirtmek,
- Çocuklara bu sürecin geçici bir süre olduğunu açıklamak,
- Çocuklara evde kaldıkları dönem boyunca aileleri ile sağlıklı ve güvenli zaman geçirme haklarından bahsetmek,
- Çocuklara aile içerisinde şiddetin önlenmesi ve korunması haklarını aktarmak,
- Çocuklara ihmal ve istismar vakalarına karşı önleyici ve koruyucu mekanizmalar hakkında bilgi vermek,
- Çocuklara hijyen kuralları hakkında bilgi vermek,
- Çocuklara evde kurabilecekleri oyunlar hakkında destek olmak, amacıyla geliştirdiğimiz ‘’Telekonferans ile Destek Çalışması” yapmaya karar verdik.
Sur’daki çocuklar için dayanışma kampanyası
Amed’in Sur ilçesinde yaşayan çocuklara yönelik çalışmalarıyla bilinen Rengarenk Umutlar Derneği, fongogo üzerinden bir dayanışma kampanyası başlattı. Korona pandemisi nedeniyle evlerinden çıkamayan fakat dijital araçlara ve internete erişimi olmayan çocuklar için telekonferans yöntemiyle atölyeler yapan ernek, evinde atölyeler için gerekli malzeme olmayan çocuklara kırtasiye malzemesi temin edebilmek için ‘’Dayanışmanın Ev Hali’’ adında bir bağış kampanyası başlattı.
Düzenledikleri bu kampanyaya ilişkin bir açıklama yayınlayan Rengarenk Umutlar Derneği, neden böylesi bir çalışmaya ihtiyaç duyduklarını ve çalışmayı nasıl yürüteceklerine dair şunları kaydetti:
"Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla yayılmaya devam eden COVID-19 virüsü kontrol altına alınana kadar ‘’EVDE KAL’’ maya devam ediyoruz. Bu süreçte tüm çocuklar; var olabildikleri sosyal alanlarını (okul, sokak, park, dershane, kurs, bahçe vs.) kaybettikleri bir süreci yaşıyorlar. Evinde yeteri kadar oyuncağı, kitabı ve interneti olan çocuklar bile bu dönemi zorlanarak geçiriyorlar. Ayrıca örgün eğitime ara verilen tarihten itibaren başlayan uzaktan eğitimin internet ve televizyon ile gerçekleşiyor olması asgari bir takım araçlara sahip olmayı beraberinde getiriyor. Dolayısıyla her çocuğun eşit bir şekilde bu imkanlardan faydalanması gerekiyor.
Rengarenk Umutlar Derneği’ni özellikle 2015 yılı sonlarında Sur ilçesinde başlayan çatışmalar ve ardından uygulanan sokağa çıkma yasakları sırasında çatışmalara tanıklık etmiş çocukların yaşadıkları ve hakları konusunda Diyarbakır’da çalışma yürüten sivil toplum örgütlerinin yeterli sayıda olmamasından kaynaklı uzun yıllar sahada ve özelde Sur bölgesinde gönüllü çalışmış küçük bir grup olarak kurduk. Dernek, Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yaşanan çatışmalardan etkilenen 5-18 yaş arasındaki çocuklarla sosyo- kültürel ve sosyo-psikolojik çalışmalar yaparak, çocukların gündelik hayatının akışındaki travmanın izlerini silmeye katkı sunmak için çalışmalar yürütüyor.
Derneğimiz 12 Mart 2020 tarihinden beri COVID- 19’a karşı alınan tedbirlere bizler de uyduk ve tüm çalışmalarımızı evden yürütmeye başladık. Ancak bu süreçte çocuklarla nasıl bağlantıda kalacağımıza dair hızlıca bir tartışma yürüttük ve çocukların mevcut koşulları üzerinden telekonferans yöntemi ile çalışmalarımızı bu sürece uyumlamaya çalıştık.
Öncelikle çocuklar ve aileleri ile telefonla görüşerek ruh hallerini, neler yaptıklarını ve dernekten beklentilerini öğrenmeye çalıştık.
Ulaştığımız 115 çocuk;
Nasılsınız; Canım sıkılıyor, hem iyi hem de kötü hissediyorum...
Zamanınızı nasıl geçiriyorsunuz; Kitap okuyarak, televizyon izleyerek, oyun oynayarak, ders çalışıyorum...
Corona ve evde kal durumu ile ilgili neler hissediyorsunuz; Korku, endişe, bir daha dışarı çıkamayacağız kaygısı…
Karantina süreci senin hayatında ne gibi bir değişikliğe sebep oldu; okuldan, sokaktan ve arkadaşlarımdan koptuk, ellerimi sürekli yıkıyorum...
EBA’dan derslerinizi takip edebiliyor musunuz; etmeye çalışıyorum, hayır...
Bu süreçte hep birlikte neler yapabiliriz; oyun oynayalım, müzik yapalım...
Hangi atölyeleri telekonferansla yapmak istersiniz; müzik, drama, sanat, masal ve danışmanlık…
Sonuç itibari ile çocuklarla yapılan görüşmelerde bu süreci anlamlandıramadıkları, ‘’Evde Kal’’ manın sokağa çıkma yasaklarından yaşadıkları travmayı canlandırdığı, endişe ve kaygı bozukluğuna sebebiyet verdiği sonuçlarına ulaştık.
Hal böyle iken çocuklara;