
HDP Eşbaşkanı Ertuğrul Kürkçü, partisinin grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin konuştu. Soma Katliamı nedeniyle bir haftalık yas ilan eden HDP grubunda kürsüye siyah bez asılırken, vekillerin siyah giymesi ve yakalarına siyah kurdele takmaları dikkat çekti. Kürkçü'nün konuşması öncesinde Soma'da yaşamını yitiren 301 kişi için saygı duruşunda bulunuldu. Yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı dileyerek konuşmasına bağlayan HDP Eşbaşkanı Kürkçü, HDP'nin yaşanan katliamın takipçisi olacağı belirtti.
İran'ın 59 Kürt siyasetçi hakkında verdiği idam kararına da dikkat çeken Kürkçü, "İran İslam Cumhuriyeti'nin buradaki temsilcileri ile karşılaştığımızda, onlara bunun kabul edilemez olduğunu söylediğimizde 'ama sadece Kürtleri idam etmiyoruz, herkese yapıyoruz, ondan adiliz' diyorlar. Böyle adalet batsın. Buradan kınıyoruz. Türkiye'ye de sesleniyoruz; idamı yapan ülkeyle dostluk ilişkinizi sonlandırın. İran'da idamlar son bulsun, devrimcilere özgürlük" dedi.
Rojava sınırında Saada Derviş isimli Rojavalı kadının iki çocuğunun gözleri önünde Türk askerleri tarafından öldürüldüğünü hatırlatan Kürkçü, "Biz İran'dan adalet bekliyoruz ama Türkiye Cumhuriyeti bu adalet karşısında İran'dan geri mi? Türkiye'nin devrimi tanımasını ve sınır kapılarını açmasını buradan birkez daha istiyoruz" diye konuştu.
Geri dönme ihtimali
Çözüm sürecine de değinen Kürkçü, Öcalan'ın ve HDP'nin çabalarına rağmen sürecin sonuç vermeksizin askıda sallandığını kaydetti. Kürkçü, karakol ve kalekol yapımlarını eleştirerek, "Halk, bu kalekolların yapımına tabi ki itiraz ediyor. Bu itiraza karşı devlet zihniyeti zehirli meyvesini verdi ve bir gerilla yaşamını yitirdi. Barış süreci başladığından beri verilen ilk kayıptır ama sürecin aksamakta olduğuna dair ilk işaret değildir. Hükümeti uyarıyoruz; barış sürecini hakiki bir barışa dönüştürmek istiyorsanız güvenlik önlemlerinden vazgeçin. Ne halk, ne öncüsü mücadeleden vazgeçmiştir. Hükümete bir çözüm olanağı sunulmuştur, bu istismar edilirse başladığımız yere geri dönme ihtimali artmaktadır. Önlemlerinizi barıştan ve çözümden yana alınız" dedi.
301 gerçekçi bulunmuyor
Konuşmasının büyük bir bölümünü Soma'da yaşanan faciaya ayıran Kürkçü, yaşananlara ilişkin yapılan incelemeler sonucu açıklanacakların sadece hükümetin gerçekleri olacağını belirtti. Soma'da görülmemiş yasakların uygulandığını ve bağımsız heyetlerin inceleme yapmasına izin verilmediğini kaydeden Kürkçü, "Elleri sopalı AKP milisleri, sokaklarda gezerek Soma'ya dayanışmak amacıyla gelenlere güç gösterdiler ve bilgi akışını engellediler" dedi. Soma'da sadece resmi verilerin bilindiğini bunun da 301 madencinin yaşamını yitirdiğini gösterdiğini söyledi. Kendilerinin de Soma'da inceleme yaptığını, yurttaşlar ile konuştuklarını ifade eden Kürkçü, kimsenin verilen rakamları gerçekçi bulmadığını aktardı. Kürkçü, "Bakanın açıklamalarına bakın her gün madende bulunanların rakamı değiştirildi. En son 120 kişinin madende olduğunu söyledi bakan ancak tek bir kapısı olan madenden hiç kimse canlı çıkmazken birden bunların canlı çıktığı söylendi. O yüzden orada ortaya çıkarılmayan madenciler olduğu inanışı var. Ne cenazeler basının gözü önünde kaldırıldı ne de ailelerine teslim edildi" dedi.
Hakikati dilim dilim verdiler
Kürkçü, facia sonrasında günlerce hükümet tarafından ne olduğu veya kaç işçi bulunduğuna ilişkin bir açıklamanın olmadığını ve olayın büyüklüğünün gözlerden kaçırıldığını söyledi. Kürkçü, "Hakikati dilim dilim vererek halkın tepkisini küçültmek için bunlar yapıldı. Başbakan sonra çıkıp bunun bir 'kaza' ve 'kader' olduğunu söyledi. 'Bu işin fıtratında vardır' ifadesini kullandı. Bu Başbakan'ın siciline son derece büyük bir çarpı işareti olarak kaydedildi. Ancak oraya din görevlilerini gönderdi oysa orada ihtiyaç acil müdahale yapacak ekiplerdi" diye konuştu.
Kürkçü, bu gerçeklerin ise ancak halktan ve işçiden yana tutum alanların incelemeleri ile ortaya çıkacağını, hükümetin kendi istikrarı dışındaki hiçbir şeyi dikkate almadığını belirtti.
O koltuklara muhtaçsınız
Yaşanan katliamdan işveren kadar hükümetin de sorumlu olduğunu vurgulayan Kürkçü, şöyle konuştu: "Karbon monoksit zehirlenmesinden insanlar öldü. Sermaye ve ocak sahipleri, birinci dereceden sorumludurlar. İşçiler ocağın içinde ısının arttığının 15 gündür bilindiğini söyledi. Nereden çökeceğini ocak sahibi bilecektir. 24 saat boyunca kesintisiz üretim isteyen sermaye sahipleri çalışmayı durdurmayı düşünmediler bile. Yaşananlardan sonra görüyoruz ki gerçekler işçilerin tecrübe ettikleri gibi. Şimdi Başbakan 'Kim sorumlu ise o ortaya çıkacak' diyor. En önce siz sorumlusunuz. Araştırmaya gerek yok. Roboskî'de de hemen biliyorduk. Şimdi de biliyoruz. İstifa diye bir müessese var. Dünyanın başka ülkelerinde istifa eden Başbakanlar gibi. Edemezsiniz. Çünkü siz yolsuzluklarınızı saklamak için o koltukta oturmaya muhtaçsınız. Cumhurbaşkanlığı zırhına girmeye muhtaçsınız."
Gensoru verilecek
Bu hafta içinde Başbakan ve bakanlar ile ilgili Meclis'e gensoru vereceklerini de söyleyen Kürkçü, bütün sorumluların Meclis'in karşısında hesap vereceğini belirtti.
Devletin facianın bütün aşamalarında yalan söylediğini de sözlerine ekleyen Kürkçü, şöyle devam etti: "Teşeronlaşma olmadığını ileri sürdüler. Rödovans dediğiniz sistem zaten budur. Bunun dışında da katmerli bir taşeronlaştırma mevcuttur. Dayıbaşılık rejimi burada vardır. Dayıbaşları ocakta işçi olarak görülmektedir. Getirdikleri işçilerin payları ona verilmektedir. Sömürü içinde sömürü vardır. Bu kölelik sistemini kuran ve 'mükemmel işletme' diyen bakan bize 'şefkatli insan' olarak anlatılmaya çalışılıyor."
Kaderinizi teslim etmeyin
Kapitalizmin mantığının kar olduğunu ve kapitalistlerin işçiler tarafından kuşatılmaması durumunda bu kar mantığından vazgeçmeyeceğini belirten Kürkçü, dünya örneklerine bakıldığı zaman verilen mücadele sonucunda iyileştirmelerin yaşandığını hatırlattı. Kürkçü, "Şimdi sıra bizde. Orada kazanılanlar uluslararası yasalara girmiştir. O yüzden bunlar tanınmalıdır. İşçi kardeşlerimizin kaderlerini ellerine almaları ve Tayyip Erdoğan'ın eline bırakmamaları gerekiyor. Başka türlü çıkış yoktur" diye konuştu. Patronların baktığı noktadan bakan sendikalara da işaret eden Kürkçü, işçilerin kendi kendilerini yönetmesi gerektiğini söyledi.