Savaşların unutulan bir özelliği var. Başka halklara savaş açan iktidarlar, özünde kendi kamuoyunu cendereye alıyor. Bugün Kürtlere sıkılan her kurşun, Türk kamuoyu üzerindeki örtük baskıyı derinleştirmek ve unutturmak içindir. Yani savaşın dayatıldığı bir tarafta demokratik Türk kamuoyudur. Doğu’da sıkılan kurşun er geç Batı’da patlayacaktır.

**

Türkiye’de siyaseten düşünmek, akla gelen en son şeydir. Çünkü öğrenilmemiştir.

**

Şeyh Bedreddin’e göre baskı iktidara, iktidar zenginliğe, zenginlik ise baskının daha da artmasına katkıda bulunuyor. Artan, bilerek hoplatılan, azdırılan ve arttırılan baskı, savaşın tek amacı iktidar tekelinde büyümüş bir zenginliktir. Paranın tadını kutularda almış Erdoğan ve kurmaylarının savaşı bu kadar istemesinin bir sebebi de budur.

**

İnsan, yüreğinde evreni barındırır. Evren insanda dile gelir. Şu aralar bazı insanları görünce bundan emin olamıyorum. Yüreğinde değil kozmos kırıntısı affedersin at pisliği taşıyorlar sanki. Ekranlardan savaş-kan çağrısı yapıp, bile bile gerçekleri çarpıtıyorlar. İnsanın insanlıktan çıkıp, kendinin bir insan olduğunu unuttuğunu bu düşmüşlerin nazarında her gün görüyoruz. Tarihin çöplüğünde metan gazına dönüşecekler er ya da geç… Buna inancım sonsuz.

**

Montesquieu, “İnsanların çoğunun bir kişi için giysi yapmakla meşgul olmaları, giysisiz birçok insan olmasının sebebidir” diyor. İktidar, hırs ve öfke de biraz böyle. Ülkenin sürüklendiği anlamsız savaşın tek bir kişinin iktidarı için olduğunu artık biliyoruz değil mi? Hani dedi ya verseydiniz dört yüz vekil olmazdı böyle… Herkesin giysi yapmakla meşgul olduğu o insanı tanıyorsunuz…

**

Bernard Shaw, kahraman, vatansever, millet ve bilimum milliyetçi ideoloji saçmalıklarına maruz kalmış, savaş döneminde tavan yapmış bu köhne edebiyata karşı gelerek askeri tanımlıyor. “Yoksulluktan dolayı kendine yemek, yatak ve giysi almak zorunda bırakılan talihsiz bir adamdır” der. Ekranlara çokça yansıyor. Yaşamını yitiren askerlerin ailelerin ağzından dökülenler, AKP’nin onların yoksulluğunu nasıl kullandığını onları nasıl talihsizliğe çektiğini de görmek olası. Pek çok örnek yaşandı, yaşanmaya devam ediyor.

** 

Türkiye çok yoksul bir ülkedir. Çünkü ikiyüzlüdür…

**

Cizre’de evinin içinde naaşı yere serili gencecik bedenler, buzdolabına sokulmak zorunda bırakılan bebeklerin fotolarını gördük. Diğer taraftan askerlerin bedenlerini de almaya giden halkı gördük. Aynı halk! Cizre’de o bedenlerin iki adım öteye, morga, hastaneye götürülmesine izin verilmiyor. Bu savaşta aradaki fark budur. İki taraf arasındaki etik-ahlaki çerçeve budur.

**

Yıllar önce Mardin – Nusaybin’de bir inşaatta dev bir pankart asılmıştı. Diyordu ki “Kaliteli düşman arıyoruz”… Halen bir cevap verilmiş değil bu pankarta…

**

Bilindiği üzere iktidarın hamurunda kan vardır. Ve onu elinde tutmak isteyen, her an kan dökmeye hazır olmalıdır. Kana, kokusuna defalarca bulaşmış, vampirleşmiş doğaları ile Davutoğlu, mhp, chp, Erdoğan ve daha pek çoğunun gelip tosladığı yer bu hamurdur…