
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 2013 Amed Newroz’unda yaptığı çağrı ile başlayan diyalog sürecinde, 1990’lı yıllarda boşaltılan köylere dönülmesi, koruculuğun lağvedilmesi, karakol ve ‘güvenlik yolu’ yapımlarının durması beklenirken, aksine hükümet süreci fırsat bilerek ‘güvenlik’ eksenli politikalarını sürdürdü. Başta Yüksekova ve Şemdinli olmak üzere bölgede ‘güvenlik kordonu’ oluşturuldu. Bölgeyi kalekol ve güvenlik yolları ile abluka altına almak yetmezmiş gibi Dağlıca’da (Oremar) ise tampon bölge oluşturmak isteniyor. Dağlıca yolunu kullanması tam bir işkenceye dönüşen halk, Yeşiltaş (Şitazîn) Karakolu’ndan geçmek için 3 nizamiyeden geçmek zorunda bırakılıyor. Birinci nizamiyede kimlik kontrolü ve araç araması, ikinci nizamiyede rütbelilerin kontrolü, karakol çıkışındaki son aramada ise tekrar araç arama ve kayıt yaptırmak gerekiyor. Bu arada da yurttaşlar, askerler tarafından kapsamlı bir sorguya çekilirken, eşyaları ise didik didik aranıyor. Kimlik kontrolüne takılan her yurttaşın kimlik bilgileri, nerden geldiği, nereye gideceği, kiminle görüştüğü, kiminle görüşeceği askeri yetkililer tarafından kayıt altına alınarak fişleniyor. Yurttaşların çilesi sadece Yeşiltaş Karakolu’nda bitmiyor, ardından gelen bir diğer askeri nokta olan Kamışlı (Sineva) Karakolu’nda da saatlerce bekletiliyor ve benzer muamelelere maruz kalıyorlar.
Karakol yapımları sürüyor
Oremar ve Doski bölgesindeki karakol yapımları da devam ediyor. Mevzilerin kazıldığı inşaat alanın dışında kurulan konteynerlere ise askerlerin yerleştirildiği öğrenildi. Dağlıca ve Yeşiltaş karakollarını güçlendirme adı altında kapasitesini arttıran yeni binalar inşa edildi. Ek binalarla askeri alanın büyüklüğü köy büyüklüğünü de geçti. Öte yandan Dağlıca’da yapımları biten kalekollardan Kırya Tepqi, Gepera Jerî ve Sehlat tepelerinde yapılan kalekollar faaliyete geçirilerek ağır silah ve 3 bine yakın asker yerleştirildi. Dağlıca Alayı’ndan üs bölgelere ulaşmak için havadan oluşturulan teleferiklerle ulaşım sağlanırken, karakolların Federal Kürdistan’ın bir bölümü ile Hakkâri-Yüksekova ve Şemdinli bölgelerini kontrol ettiği belirtildi.
Köy boşaltıldı
Rahmo ve Tılane tepelerindeki karakollarda ise İkiyaka, Cilo dağları gözetlenirken sık sık bu bölgelere top atışları yapılıyor. Özellikle Dağlıca Taburu’nun 2014 yılında alay konumuna getirilmesi sonrası yapılan top atışlarından ötürü Zirî Köyü sakinleri köyü boşaltmak zorunda kaldı.
‘Güvenlik yolu’na devam
Yeşiltaş, Dağlıca, Çukurca ve Derecik’i birleştirecek ‘güvenlik yolu’ yapımına da devam ediliyor. Yine Yüksekova’ya bağlı 2012 yılında Büyükçiftlik (Xırvata) beldesinin girişine yapılan karakol faaliyete geçti. Yapılan tüm karakolların etrafı ışıklarla aydınlatılırken, kazılan mevzi ve tel örgüler ile 5 metreye varan yüksek duvarla örüldü. Yüksekova eski havaalanı için 2013 yılında yapımına başlanan polis karakolu tamamlanırken, karakola panzer ve özel harekat timleri yerleştirildi.
Doğu sınırına da karakol
Yüksekova’ya bağlı Doğu Kürdistan sınırında bulunan Esendere beldesinde kalekol yapımları biterken, eski karakollara ise ek binalar ilave edilerek güçlendirildi. Aynı bölgede 2012 yılında yapımına başlanan Güvenli (Şahı) Köyü’nün Kotolş mevkisindeki karakol ile Mendi Dola ve Gümrük üs bölgesine yapılan karakollar da faaliyete geçti. Öte yandan 1. Hudut Tabur Komutanlığı ise ek binalarla büyütülerek yeni mevzi ve kuleler yapıldı.
Zerrin, Karatepe, Şehit İbrahim (Şik), Çobanpınar karakollarına da ek binalar yapılırken, her karakolun 50 metre uzağına yapılan sığınaklara asker konumlandırıldı. İran devleti ise sınır hattı boyunca 100 veya 200 metre aralıklarla kule ve küçük karakollar yaptı. İletişimin sağlanması için güvenlik yolları yapıldığı da öğrenildi.
Kalekol yapımına ve ‘güvenlik yolu’ inşalarına Şemdinli’de de devam edilirken, bölgedeki mayınlar da temizlenmedi. Diyalog sürecinin temel maddelerinden biri olan köye geri dönüşlerde de bir adım atılmadı. Yüksekova ve Şemdinli’de 50’ye yakın köy halen sahiplerini bekliyor.
SAMİ YILMAZ/DİHA/HAKKARİ