Suriye devriminin çıkış noktası baskıcı, inkarcı Baas rejiminin iktidardan indirilmesiydi. Bunun için Suriye halkları büyük bedeller ödedi. Yüzbinlerce insan öldü. Milyonlarcası yerinden yurdundan oldu. Ancak gelinen noktada uluslararası güçler ile bazı bölgesel ve Kürt işbirlikçi güçlerin rejim ile muhalefeti uzlaştırma, iktidarı paylaştırma noktası oldu. Bunun için arabuluculuklar yapıldı.
Dün Suriye’de gerçekleştirilen seçim bu girişimlerin sonucunda ulaşılan noktaydı. Oysa baştan beri istenen bir şey vardı Beşar Esad’ın iktidardan indirilmesiydi. Kürtler ve Rojava halkları baştan beri sorunun sadece Esad’ın iktidardan indirilmesi sorunu değil, Fransızların oluşturduğu sistemin ortadan kaldırılması sorunu olduğunu vurguladılar. Bu yüzden baştan beri ne iktidardan ne de tümüyle muhalefetten yana tavır koymadılar.
Rojava halklarının bu tutumu birçok uluslararası ve bölgesel, özellikle de Kürt işbirlikçi güçleri tarafından istismar edildi. Ancak dün gerçekleşen seçimde Kürtlerin ve Özerk Rojava bölgesinde yaşayan halkların ortaya koydukları tutum bir kez daha Rojava devriminin gerçek gücü ve çizgisini ortaya koydu. Rojava'da oy kullanılmaması Baas rejimi ile Kürt işbirlikçilerinin tepkilerine neden oldu. Tepkilerinin temel nedeni ise gerçek amaçlarını, ilkesiz siyasetlerini ve gerçek yüzlerini ortaya koydu.
Suriye’de dün gerçekleştirilen seçimler Cizirê, Kobanî ve Êfrîn kantonlarında yapılmasına devrimin iradi gücü, özerk yönetimleri ve iş dış güvenlik için izin vermedi. Halklar bu seçimi tanımadıkları için seçimde oy kullanmadı. Hatta rejimin hala bazı güçlerinin bulunduğu Qamişlo'da oy kullandırma girişimleri de engellendi.
Rojava halklarının bu tutumu, Suriye’nin gerçek devrimci güçlerinin kendileri olduğunu bir kez daha kanıtlarken, gerçekleştirdikleri ve büyük bedellerle sahip çıktıklarının bir devrim olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Rojava halklarının bu tutumuna tepkiler de gecikmeden geldi. İlk tepki Suriye Baas rejiminden geldi. Baas rejiminin Dışişleri Bakanı Welid Mualim, "Kürtlerin bu tutumu seçimler açısından ciddi bir sorun oluşturdu" diyerek, üstü örtülü bir şekilde tehditte de bulundu. Mualim'in tehdidi Kürtleri ve Rojava halklarını etkilemez. Çünkü Rojava halkları oldukça bilinçli ve örgütlü bir şekilde hareket ederek ne yaptıklarını biliyorlar. Bu ve benzeri tutumlarından dolayı devrimleri ve sistemlerine yönelik hangi güç üzerlerine gelirse gelsin devrimlerini savunacakları yönünde daha önce kamuoyuna deklere etmişlerdi.
Rojava halklarının bu tutumlarına bir tepki de KDP’nin vurucu gücü olan ve KDP-S adıyla hareket etmek isteyen partinin yöneticilerinden geldi. Bu partinin yöneticilerinden biri olan Fuat Aliko şimdiye kadar Kürtlerin izlediği bu çizgiden dolayı Rojava halklarını rejimle işbirliği içinde olduğu yönünde suçlamalarda bulunmuştu. Ancak bu kez Kürtlerin bu tutumunu kendisi de itiraf etmek zorunda kaldı. Bunu itiraf ederken Suriye Baas rejimi ile olan ve deşifre edilen ilişkilerini inkar etmeye başladı. Ve Aliko, Kürtlerin bu tutumunu da Suriye muhalefeti ile ittifak yapmak amaçlı olduğunu iddia ediyor.
Rojava halkları ve devrimci güçleri şimdiye kadar kendi irade ve öz yönetimlerini ve Suriye’deki sorunun çözümü için sundukları modeli tanıyanlarla kendi çizgilerine bağlı kalarak ittifak yapabileceklerini defalarca deklere ettiler. Ancak işbirlikçi Kürtlerin ve Rojava halklarını ortaya koydukları bu iradeyi kendi basit ve dar iktidarları için Suriye muhalefeti ile uluslararası güçleri rejimle işbirliği yapıyor diye suçladılar. Dün gerçekleşen seçimler aslında bu konuda artık tartışma bırakmayacak bir gerçeği açığa çıkardı. O da Kürtler ile Rojava halklarından başka Suriye’de gerçek anlamda devrimci güçlerin olmadığı Kürt işbirlikçilerinin de rejimle açık bir şekilde Rojava zenginlik kaynaklarına konmak için işbirliği yaptıklarını ortaya koydu.
Bu da aslında Suriye gerçeğinde devrimci öncülüğün Rojava’da olduğu, Fuat Aliko’nun korkularına rağmen önümüzdeki günlerde Suriye’nin gerçek devrimci güçleri ile Kürtlerin buluşabileceğini gösteriyor. Tabii bunun olması durumunda şimdiye kadar nemalandıkları bütün kartların ellerinden alınacağını gösteriyor. Tabi bunun diğer boyutu ise Suriye Baas rejiminin tehditlerini de önemsemek gerekir.
Suriye gerçeğinde Rojava’nın öncülüğü
Suriye’deki iç savaş üçüncü yılını geride bıraktı. Devrim adıyla başlayan gelişmeler farklı bir yöne gitmiş olsa da Rojava halkları bu fırsatı değerlendirerek devrime dönüştürdü. Bunun gerçek bir devrim olduğunu artık tüm çevreler kabul ediyor. Dün Suriye’de gerçekleştirilen seçimlerde bunu kanıtladı.