Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, beraberindeki heyetle ABD'ye gitti. Erdoğan, Washington'da resmi törenle karşılandı. ABD temaslarında Başbakan Erdoğan'a refakat eden heyette, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile çok sayıda iş adamı da bulunuyor. ABD Başkanı Barack Obama, Erdoğan ile ikili görüşmeye iki saat zaman ayıracak ve Beyaz Saray'da Erdoğan onuruna bir akşam yemeği verecek. Erdoğan'a ABD'de layık görülen ‘VIP' (çok önemli kişi) konumu, Türkiye'nin ABD açısından ne denli önemli bir ortak olduğunu ortaya koyar nitelikte. Zira bunu Beyaz Saray sözcüsü Jay Carney'in "Başbakan Erdoğan'ın ziyareti, Türkiye ile ABD arasındaki yakın ortaklığın ve bu ilişkiyi önümüzdeki zaman zarfında daha da genişletme ve derinleştirmeye verdiğimiz stratejik önemin altını çizmektedir" sözleri de teyit etti. Ancak gözlemcilere göre, Erdoğan'ın Washington'dan eli boş dönmesi kuvvetle muhtemel.


Kimyasal silah ve El Nusra

Erdoğan geçen hafta yaptığı açıklamada, Obama ile görüşmesinde Suriye'de rejime bağlı birliklerin kimyasal silah kullandığına dair yeni kanıtları Obama'ya sunacağını açıklamıştı. Türk hükümeti, kimyasal silah kurbanı olduğunu öne süren kişilere kan tahlili yaptırmıştı. Ancak BM, Türk hükümetinin aksine kimsayal faili olarak muhalifleri işaret etmişti. Obama’nın ise Erdoğan’dan gelecek Suriye taleplerine karşılık, özellikle Türkiye sınırında güçlü şekilde örgütlü olduğu belirtilen El Kaide bağlantılı El Nusra ile ilgili endişelerini aktarmasına kesin gözle bakılıyor. Bundan hareketle devletin ilgili birimlerinin ortak çalışmasıyla Erdoğan’a kapsamlı bir El Nusra dosyası hazırlandı. Alınan bilgiye göre Erdoğan, El Nusra'yı desteklediklerini yalanlayacak, ABD'nin Nusra'yı "terör örgütü" ilan etmesini hatalı bulduğunu ifade edecek.

Erdoğan'ın umutları boşa çıkabilir

Erdoğan, uçmadan önce Ankara'da havalimanında yaptığı basın toplantısında "Biz ABD'den gelene kadar Suriye'de çok şey değişecek" dedi. Ancak gözlemcilere göre ABD'ye büyük beklentilerle giden Türk Başbakan'ın umutları boşa çıkabilir. Zira ABD ile müttefiği Türkiye, "stratejik ortak" olsalar da Suriye konusunda görüş ayrılığı yaşıyorlar. Türk hükümeti, ABD'nin kontrolünde Suriye üzerinde uçuşa yasak bir bölge ile sınırda tampon bölge oluşturulmasını ve vurucu darbe olarak da askeri müdahale talep ediyor.

Reyhanlı saldırısını kullanacak

Suriye ile 900 km'lik sınırı bulunan Türkiye, ABD ve diğer Batılı müttefiklerden farklı olarak Suriye'deki iç savaştan doğrudan ve şiddetli bir şekilde etkileniyor. Ancak bunda AKP Hükümeti'nin Suriye politikasındaki stratejik hatalarının da büyük payı var. Muhaliflere verdiği askeri, maddi ve siyasi desteği ülkesinin içinde kamplar oluşturulmasına ve silah kişilerin eğitim almasına kadar vardıran Türkiye, geçen hafta Reyhanlı'da 52 kişinin hayatına mal olan bombalı saldırıların hedefi oldu. Erdoğan saldırıdan Esad'ı sorumlu tutmuştu. Erdoğan'ın bu saldırı üzerinden Obama'dan askeri müdahale ve uçuşa yasak bölge konusunda somut adımlar isteyeceği aşikar.

Obama'nın fikri değişmez
Ancak ABD, Irak ve Afganistan'daki kanlı ve uzun süreli operasyonlardan sonra yeni bir askeri müdahalenin içine çekilmek istemiyor. Siyasi gözlemcilere göre, Obama'nın bu tutumunu Erdoğan'ın sunacağı kimyasal silah kanıtları ile Reyhanlı'daki kanlı saldırının da değiştirmesi beklenmiyor. Zira ABD'nin elinde kimyasal silahlara dair yeterince kanıt bulunduğu, buna dayanarak bir askeri müdahalede bulunacak olsa ABD’nin Erdoğan’ın elindeki kanıtları beklemeyeceği ifade ediliyor. Obama, aylardır Suriye'deki rejim muhaliflerinin ABD'den doğrudan askeri yardım alıp almaması gerektiği konusunda kararsızlık yaşıyor. Geçen hafta, zırhlı araçlar da dahil olmak üzere yoğun destek ihtimali dile getiriliyordu. Ancak henüz bu yönde herhangi bir adım atılmadı.

Radikal örgütler korkusu

Erdoğan'ın ABD ziyareti öncesinde internette, öldürülen bir Suriyeli askerin kalbini yerken görülen bir muhalifin görüntüleri yayınlandı. İnsan Hakları İzleme Örgütü Human Rights Watch, "Bu savaş suçudur" dedi. Obama yönetimi, Esad sonrası Suriye'de bu tür radikal örgütlerin iktidar olmasından endişe ediyor.

ABD konferansa odaklandı

Obama yönetimi bu yüzden Rusya'yı da ikna ederek savaşan tarafları masaya oturtmaya istiyor. Rusya ile ABD'nin çağrısıyla Haziran başında Cenevre'de düzenlenmesi beklenen uluslararası Suriye konferansının geçen yıl aynı yerde yapılan toplantının devamı niteliğinde olması öngörülüyor. Esad yönetimi konferansa katılacağı yönünde Moskova'ya bilgi verirken, muhalefetten henüz bir açıklama gelmedi. İsveç'te ABD'li mevkidaşı ile görüşen Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, toplantının bakan ve bakan yardımcıları düzeyinde yapılabileceğini konuştuklarını söyledi. Lavrov'a göre; geçiş hükümetinin oluşması ve siyasi çözüm yönünde yol haritasının belirleneceği konferansa Suriye'nin komşuları İran ve Suudi Arabistan da katılmalı. İran zaten çağrı olursa katılacağını beyan etmişti.

WASHINGTON




Obama üç maymunu oynuyor
Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın ABD'de resmi ziyarette bulunduğu bir sırada Başkan Barack Obama, iç siyasette zor günler yaşıyor. ABD'de iç siyaset "telekulak" ve "Çay Partisi"nin hedef alındığı iki skandalla sarsıldı. Obama, söz konusu kararların bilgisi dışında alındığını belirterek, "Haberim yoktu" dedi.  
Amerikan İç Gelir İdaresi'nin, Çay Partisi hareketi dahil muhafazakar bazı grupları hedef alarak, vergi muafiyetinden yararlandırmadığı ortaya çıkmıştı. Kongre, Cumhuriyetçilerin, Obama yönetiminin görevi kötüye kullandığı iddialarıyla ilgili olarak da bir soruşturma başlattı.  Adalet Bakanlığı da Federal Soruşturma Bürosu FBI'a, İç Gelir İdaresi'nin 2012 başkanlık seçimi öncesindeki faaliyetleri ile ilgili bir inceleme yapması talimatı verdi.

Dinlemeden haberi yokmuş!

ABD'de, Adalet Bakanlığı'nın dünyanın önde gelen haber ajanslarından AP'nin telefonlarını dinleme skandalı da tartışılmaya devam ediyor. "Telekulak" skandalıyla ilgili Beyaz Saray ve ABD Adalet Bakanı Eric Holder'den açıklama geldi. Beyaz Saray sözcüsü Jay Carney, Adalet Bakanlığı'nın AP gazetecilerine ve bürolarına ait 20 telefon hattını dinlemesinin kendi bilgileri dahilinde gerçekleşmediğini söyledi.

Adalet Bakanı savundu

Adalet Bakanı Eric Holder ise AP’ye ait telefon görüşmelerinin gizlice kaydedilmesi ve dinlenmesini savundu. Holder, "ulusal güvenliği ilgilendiren ciddi bir sızıntıyla ilgili" bir soruşturma çerçevesinde bu kararın alındığını söyledi.

CIA'nin Yemen operasyonu

AP, CIA'nin Yemen'deki faaliyetlerini irdeledikleri bir haberle ilgili olarak dinlendiğini düşünüyor. Bakanlığın 7 Mayıs 2012 tarihli haberdeki bilgi kaynaklarını bulmak için soruşturma başlattığı ve dinleme yaptığı belirtiliyor.