Suriye’de üçüncü yılına giren iç savaş sonucu, yüzbinlerce kişi iç göçe zorlanırken, bir milyon Suriyeli Lübnan, Ürdün, Türkiye ve Mısır’daki mülteci kamplarına yerleşti. Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH), Aralık 2012’de Arap Kadınları Örgütü ile birlikte savaşın Suriye’deki kaçıp Ürdün’e sığınan Suriyeli kadınlar üzerindeki etkilerini tespit etmek ve kadınlara yönelik şiddetin belgelenmesi için uluslararası bir keşif heyetini Ürdün’e gönderdi. Heyet, Zaatari, Kral Abdullah Parkı ve Cyber City olmak üzere üç mülteci kampını ziyaret edip, Amman, Rusaifa, Dhleil ve Sama Sarhan’da (Zarka Valiliği) resmi kampların dışında yaşayan 80 mülteci kadın ile biraraya geldi. Heyetle görüşen kadınların çoğu, tecavüz korkusuyla ülkeden göç ettiklerini anlattı.


Tecavüz cezalandırma yöntemi

FIDH heyetinin Ürdün’deki Suriyeli kadın mültecilerle görüşerek hazırladığı rapora göre, Suriyeli kadınlar hem hükümet yanlısı hem hükümet karşıtı silahlı güçlerin cinsel saldırılarına maruz kalıyor. Birleşmiş Milletler komisyonları ile uluslararası ve yerel sivil toplum örgütleri, “Tecavüzün Suriye iç savaşının bir parçası haline geldiğini” söylerken, insan hakları raporlarında Esad güçleri ve karşıt silahlı grupların işlediği cinsel suçların yanısıra cinsel şiddetin bir işkence yöntemi olarak kullanıldığı, çatışmaların daha sekter, radikal ve militarize bir hal aldığı belirtiliyor.

Sistematik işkence yürürlükte

FIDH, Suriyeli otoritelerin de hükümet karşıtı silahlı grupların da keyfi gözaltı ve tutuklamalar, yargısız infazlar, tecavüz ve diğer cinsel şiddet biçimleri, kaçırma, zorla kaybedilme ve işkence gibi suçları sistematik bir şekilde işlediği belirtti. Raporda “Sivillere karşı işlenen tüm bu ihlaller, insanlığa karşı suçlar olarak nitelendirilebilir. Silahlı mücadelenin yoğunluğu ve krizin silahlı bir iç çatışmaya dönüşmesi sebebiyle, çatışmanın tüm taraflarınca işlenen suçlar da savaş suçu sayılır” denildi.

İki taraf da suç işliyor

Heyetle konuşan doktorlar ve psikiyatristler, birçok Suriyeli kadının uğradıkları cinsel saldırılar nedeniyle tedavi gördüğünü söyledi. Tedavi gören bir kadının, Esad güçleri tarafından 20 kadar kadınla bir dairede tutulduğunu, tecavüze karşı koyamamaları için ilaç almaya zorlandıklarını anlattığını aktardı. Heyetle görüşen mülteciler, Hür Suriye Ordusu’nun da kadınlara tecavüz ettiğini söyledi. Gözaltılarda ve kontrol noktalarında da cinsel suçların sistematik bir şekilde işlendiği heyete sıkça aktarıldı.

Mağdurlar intihar ediyor

Tecavüzün ardından kadınların intihar ettiği, bazı kadınların tecavüzün ardından kocaları ve aileleri tarafından reddedildikleri ya da tecavüzcüleriyle evlendirildikleri de heyete anlatılanlar arasında. Syria’s Bright Future’dan doktorlar, FIDH heyetine Amman’da 14-25 yaş arası 21 tecavüz mağduru kadına baktıkları iki güvenli ev olduğunu söyledi.

Savaş suçları cezasız kalmamalı
FIDH, yaptığı araştırma ve gözlemler sonucu şu önerilerde bulundu:
-  Çatışmanın tüm taraflarına: Cinsel şiddet dahil, tüm şiddet şekillerine derhal son verilmelidir. Tüm tarafların komuta zincirleri cinsel şiddet uygulamalarına karşı açık ve net emirler vermelidir.
-  Suriye rejimini destekleyen devletlere: Suriye rejimini, baskı politikasına, sivil-çatışan taraf diye ayırım göz etmeden yapılan geniş çaplı saldırılara ve ciddi insan hakları ihlallerine derhal son vermesi için teşvik etmeli. Bu saldırılar savaş suçları ve insanlığa karşı işlenmiş suçlar olarak yorumlanabilir.
- Tüm devletlere (özellikle de çatışmaya taraf olanları destekleyenlere): Çatışmaya taraf olanların uluslararası insan hakları ve insancıl hukuka bağlı kalmaları ve derhal cinsel şiddet ve kadınları hedef alan tüm şiddet şekilleri dahil bu ihlallere son vermeleri için teşvik etmeli; Suriye’de kadın ve kızlara karşı cinsel şiddet ve diğer tipte şiddet uygulayanlar dahil, insanlığa karşı suç ve savaş suçları zanlıları hakkında, bölge dışı yargı yetkisi prensibi altında dahil, mümkün olduğunda soruşturma ve kovuşturma açmalı.
-  BM Güvenlik Konseyi’ne: Suriye durumunu Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) sevk etmeli ve Suriye’de kadın ve kız çocuklarına karşı cinsel şiddet ve diğer tipte şiddet uygulayanlar dahil, insanlığa karşı suç ve savaş suçları işleyenlerin cezasız kalmamaları için yapılan çabaları teşvik etmelidir.
- Ürdün Devleti ve Ürdün’de bulunan BM ajansları ve diğer hizmet sağlayıcılara: Suriyeli kadın ve kızların maruz kaldıkları cinsel ve diğer tipte şiddet hakkında konuşmalarına karşı bulunan engelleri göz önünde bulundururak buna göre sosyal yardım ve koruma hizmetleri oluşturmaları; cinsel şiddete maruz kalmış kişilere ulaşmak için proaktif davranıp özellikle resmi mülteci kampları dışında bu kişilere gerekli sağlık ve başka hizmetler sunmaları gereklidir.

HABER MERKEZİ




Kamplar köle pazarına dönüştü


Suriye’deki savaşta en çok zararı gören diğer bir kesim ise çocuklar. İsveç Çocuk Esirgeme Kurumu (Rädda Barnen), “Çocukluk Ateş Altında” başlıklı raporunda; Suriye’deki savaştan kaçarak Türkiye, Ürdün ve Lübnan’a sığınan küçük yaştaki kız çocuklarının kamplardan ‘kurtulmaları‘ için para karşılığı evlendirildiklerini ve mülteci kamplarının köle pazarlarına dönüştüğünü açıkladı. Raporda, kamptaki ailelerin daha az başlık parası istemesinin de rağbeti arttırdığı vurgulanıyor. “Bu şekilde tam olarak kaç kişinin evlendirildiğini bilmiyoruz” diyen kurumun danışmanlarından Asa Nilsson durumu şöyle özetledi: “Böylesi kriz durumlarında ailelerin kız çocuklarını evlendirme stratejileri uyguladıkları görülüyor. Bunun ailenin geçimine katkıda bulunacağı düşünülüyor. Aileler ayrıca bu şekilde kız çocuklarının şiddet ve cinsel saldırılardan koruyabileceklerini sanıyor.”
 
Ağır travma yaşıyorlar

Ancak bu şekilde evliliğe zorlanan çocukların savaşın da etkisiyle ağır travmalar yaşadığı belirtiliyor. Kamplarda görev yapan Jesper Hansen de hem Suriye’de hem de kamplarda kalan çocuklarda psiko-sosyal stres ile baskının belirtilerinin görüldüğünü ve bunları aşabilmeleri için kapsamlı desteğe ihtiyaçları olduğunu söyledi.