Fransa Gündemi

Fransa Dışişleri Bakanı Fabius 4 Ekim günü basına verdiği demeçte Akçakale’ye düşen top mermilerinin: „Akçakale’de yaşanan uluslararası barış ve güvenlik için ciddi tehdit“ olduğunu belirtiyordu. Açıklamasının devamında, „Uluslararası hukuka yönelik bu ihlal, aynı zamanda uluslararası barış ve güvenlik için ciddi bir tehlike oluşturuyor. Uluslararası camia Suriye yönetiminin ülke içinde ve sınırları dışında sürdürdüğü bu şiddet kabul edemez. Buna derhal son verilmesi gerekir“ ifadesini kullanıyordu.
Birleşmiş Milletler ve NATO’da, Suriye’nin saldırısıyla ilgili istişarelerin sürdüğünü kaydeden Fabius, Fransa’nın diğer müttefikler gibi Türkiye’nin yanında olduğunu vurguluyordu. Türkiye, Fransa arasında Suriye konusunda açıklamalı paslaşmaların devamı, geçtiğimiz Cuma günü Fransa Hükümetini’nin yapmış olduğu toplantıda devam etti. Hollande yönetiminin gündeminde yine Suriye ve Türkiye vardı. Suriye konusunda Türkiye ile stratejik ortaklığın altı bir kez daha çizilirken, PYD’nin PKK’nin uzantısı olduğu yönünde bir görüş olduğu kulislerden dışarıya yansıyan bir diğer başlıktı. Statejik müttefik Türkiye konusunda ise, AB üyelik müzakerelerinde bloke edilen 5 müzakere başlığını yeniden açmak istedikleri konusu diğer önemli bir gelişmeydi.
Fransa, „Bölgesel politika ve yapısal araçların koordinasyonu“, „mali ve bütçesel hükümler“, „ekonomik ve parasal politika“, „tarım ve kırsal kalkınma“ ve üyelik aşamasına gelindiğinde açılıp kapanacak ‘kurumlar’ başlıklarını bloke etmişti. Nicolas Sarkozy döneminde bloke ettiği 5 başlık konusunda tavır değişikliğine gideceğinin sinyallerini verdi. Fransa, 2013’ün ilk aylarından itibaren ise „kademeli“ olarak daha esnek bir tavır takınmayı hedeflediğini belirtiyor. Tüm bu konularda görüş paylaşımı nedeniyle Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın Türkiye’ye önümüzdeki günlerde bir ziyarette bulunabileceği belirtiliyor.
Fransa’nın kısa vadede, „bölgesel politika ve yapısal araçların koordinasyonu“ ile „ekonomik ve parasal politika“ başlıkları üzerindeki blokajı kaldırması bekleniyor. Tüm bu gelişmelerin odak noktasi ise Suriye konusunda Türkiye’nin yürütmüş olduğu siyasetin sonucu. Türkiye’nin şuan ki pozisyonu Fransa’dan tam destek alırken, Türkiye’nin Fransa’ya sunduğu vaatlerle AB’ye giden yoldaki dikenler azaltılıyor. Stratejik ortaklıkta herkes işini bildiği ve görev bilinciyle hareket ettiği açık…
Suriye söz konusu olduğunda stratejik ortaklığın kurbanı Kürtler oluyor. PYD’nin şiddetsiz bir şekilde halkını koruma çabası ısrarla PKK’ye bağlanmak isteniyor. Fransa hükümetinin tüm bu tartışmaları sürerken, PYD Başkanı ve Suriye Yüksek Kürt Konseyi’nin birçok üyesi KNK’nin Paris Parlamentosu’nda 13 Ekim günü gerçekleştirdiği konferans nedeniyle Paris’te bulunuyordu. Konferan nedeniyle Paris’e gelen Kürt siyasetçilerinin özenle altını çizdiği en önemli nokta, 1. Dünya Savaşı sonrasında Kürtlerin bizzat bölgeye müdahale eden emperyalist güçler tarafından 4 parçaya bölündüğü, bugün yaşanan sorunların kökeninin o sürece dayandığı ve Suriye konusunda dış müdaleye karşı oldukları, şiddetle sorunların çözülemeyeceğiydi. Bunlara paralel olarak Kürtlerin Suriye’de bulunan tüm halklarla birlikte demokratik bir birliktelikten yana olduklarını, bugüne kadar PYD ve diğer Kürt partilerinin de bunun için elinden geleni yaptığını eklediler.
Her PYD yektilisi konferans kürsüsünden Fransa’nın kendi demokrasi geleneğine bağlı kalması gerektiğinin altını çizerek, barış ve demokrasiden yana bir tutum alması gerektiği yönünde çağrı yaptı. PYD’nin ve Kürtlerin diğer yaşadığı coğrafyalardaki temsilcilerinin Fransa’dan beklentisi bu şekilde dile geliyordu. Fransa ise bugüne kadar, Türkiye’nin içinde yer aldığı konseptin asıl yürütücüsü rolünü üstlendi. Sarkozy hükümeti döneminde başlayan bu siyasi çizgi şuan ki mevcut Hollande hükümeti döneminde de devam ediyor. Diğer taraftan Kürtlerin Suriye’de yaratmış olduğu siyasi atmosfer ve örgütlülük düzeyi Fransa’nın çok da hoşuna gitmediği ortada.
Fransa stratejik ortağı Türkiye’nin isteklerinin yanı sıra Kürtlerin bölgede güç kazanması ve kendi özgün yapılanmalarıyla yaşadıkları topraklar üzerinde rol oynamalarını istemiyor. Geçtiğimiz hafta tüm bu politik atmosfer içerisinde Adem Uzun adlı Kürt siyasetçisinin tutuklanmasını da bu sürecin bir parçası olarak okuyabiliriz. Tüm bu gelişmeler Fransa’nın Suriye siyaseti ve Kürtlere dönük politikasının bir parçası olarak son 10 gün içerisindeki parametrelerdi... Kürdistan’ın dört parçasından siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri Paris’e gelerek Fransa Parlamentosu konferans salonunda Suriye konusunda ortak iradelerini deklere ettiler... Böylelikle, Kürtler demokratik bir ülkede yaşama enerjisi ortaya çıkarken, Fransa demokrasi geleneğinden daha da geriye düşmeye devam ediyor.