Özellikle Rus uçağının düşürülmesinin ardından krize dönüşen Türkiye-Rusya ilişkileri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya’ya gerçekleştirdiği ziyaret ve Putin ile yaptığı ikili görüşmeler ile yeni bir döneme girdi. Krizin aşılması yönünde önemli bir adım olarak değerlendirilen görüşme sonrası, özellikle Suriye krizi ve Türkiye’nin Kürtleri bahane ederek bölgeye yönelik yönelimlerinin nasıl bir hal alacağı merak ediliyor. Kürtlerle ilişki kilit konumda Kriz sürecinde Kürt siyasetçilerini Rusya’ya yaptıkları ziyaretten dolayı ‘Hain’ ilan eden AKP’nin, yapılan ziyareti tarihi bir ziyaret olarak nitelendirmesinin de Kürt sorununun uluslararası ilişkilerde ne kadar önemli bir yerde durduğunu gösteriyor.
Türkiye-Rusya ilişkilerini özellikle, Rusya ve Kürt bölgesine yaklaşımı üzerinden değerlendiren Ortadoğu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, Türkiye’nin Kürtlere yönelik kırmızı çizgilerin aşıldığını ve Türkiye’nin Esad’ın gitmeyeceğini kabullendiğini söyledi.
‘Krizin nasıl seyir izleyeceği önemli’
Prof. Dr. Bağcı, Bağcı, iki ülke arasında krizin aşılmadığı görüşlerine katılmadığını dile getirerek, “Krizin aşılmadığı falan diye bir şey yok. Krizin nereye ve nasıl gideceği konusunda görüşmeler var. Her iki taraf da bulundukları pozisyonda pek fazla değişiklik yapmış değiller. Türkiye’nin Rusya’nın çok önemli bir aktör olduğunu kabul etmesi bile başlı başına önemli bir gelişme. En önemli aktör Rusya’dır dedi, bu anahtar cümle. Daha önce Tayip bey hiç böyle bir şey demedi” diye konuştu.
‘Türkiye Esad’ın gitmemesine razı’
Türkiye’nin daha önce Suriye krizine ilişkin, “Esad’ın gitmesini” temel şart koşması yönündeki çıkışlarının hatırlatılması üzerine Prof. Bağcı, “Esad’ın gitmeyeceği kesinleşti” dedi. Bağcı, Türkiye’nin bu durumu kabul edip etmediğine ilişkin yöneltilen soruyu yanıtı ise “Bunu kabul etmeyip de ne yapacak Türkiye” oldu. Özellikle Türkiye’nin daha önce krize dönüştürdüğü Suriye’deki Kürt yapılanmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan ve bunun görüşmelerdeki önemli konulardan biri olduğunu kabul eden Bağcı, Türkiye’nin Rusya ile birlikte hareket eden bir Kürt hareketi ile anlaşmasının daha rahat olduğunu savundu. Bağcı, bu konuda ilginç olan yaklaşımın Türkiye’nin Amerikalılardan daha çok Rusyalara güvenmesi olduğunu söyledi.
Rusya’nın Kürtlere olan ilgisi
Prof. Bağcı, Rusya’nın Kürtlere olan ilgisini de Rusya medyasının özellikle Kürt kadın savaşçılara yer vermesiyle değerlendirerek, “Rus televizyonlarını izleyen biriyim. ISİS’e karşı savaşan Kürt kadınlarının bu kadar yoğun gösterildiği bir başka televizyon programları yok. Sadece Rus televizyonlarında var” diye konuştu. Dünyada DAİŞ’e karşı savaşan ve kahramanlık yaratan Kürt savaşçılara gösterilen ilginin Rus televizyonlarında daha önde olduğunu savunan Bağcı, “Avrupalılar Ruslar gibi değil” dedi.
‘Türkiye oraya müdahale edemez’
Prof. Hüseyin Bağcı, yine Türkiye’nin özellikle Suriye’deki Kürt oluşumu ile ilgili daha önce dile getirdiği “Kırmızı çizgi, oradaki yapılanlara izin vermeyiz” yaklaşımlarını da değerlendirdi. “Bu saatten sonra kırmızı çizgi falan kalmadı. Kırmızı çizgiler aşıldı, Türkiye’nin Rusya ile anlaşması daha kolay” diyen Bağcı, bu konuda da Rusya’nın Türkiye’nin güvencesi haline geldiğini savundu. Bağcı, Türkiye’nin bu saatten sonra, Suriye’deki herhangi bir yapılanmaya müdahale etme şansının kalmadığını dile getirerek, Kürtlerin tasarruflarını hangi yönde kullanacaklarının ise belli olmadığını söyledi.
Kürtlerin ruhu Cenevre görüşmelerinde
Cenevre görüşmelerini içeriden bildiğini belirten Bağcı, “Hiçbir şey yapmıyorlar. Mistura kafayı yiyecek. Kürtlerin bu görüşmelere dahil edilmesini isteyenler var, istemeyenler var. Kürtler o görüşmelerde olmasa da ruhları orada. Kürtlerin en büyük gücü, ISİS’e karşı verdiği mücadele ve bunu hiç kimse reddedemez” dedi. Bağcı, kısa vadede Suriye krizine çözüm bulmanın da mümkün olmadığını da vurguladı.
Rusya-Türkiye yakınlaşmasının ABD-Türkiye ilişkilerini olumsuz etkilemeyeceğini de savunan Bağcı, “Aksine bu yakınlaşma, ABD’yi kendisine getirir” tezini ileri sürdü.
DİHA/ANKARA