• MED TUHAD-FED Eşbaşkanı Kerem Canpolat, cezaevlerindeki ihlallerin her geçen gün daha ağırlaştığını belirterek, kitap verilmeyen tutsakların infazlarının, ‘Kitap okumamışsınız’ gerekçesiyle yakıldığına işaret etti.

 

AW'den Murat Temel'e konuşan MED TUHAD-FED Eşbaşkanı Kerem Canpolat, federasyon olarak cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine karşı hem demokratik eylemler düzenlediklerini hem de Adalet Bakanlığı ile görüşmeler gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Canpolat, Adalet Bakanlığının koşulların iyileştirilmesi konusunda iki-üç kez söz vermesine rağmen bugüne kadar olumlu yönde herhangi bir adım atılmadığını ifade etti. İki yıldır devam eden sürecin cezaevlerinin içine yansımadığını savunan Kerem Canpolat, şöyle konuştu: “Tam tersine, mahpuslar üzerindeki baskılar giderek artıyor. Cezaevlerinde gardiyanlar, siyasi mahpusları tehdit ediyor. Ayrıca mahpusların hastaneye götürülmelerine engel olunuyor, sosyal alanları yasaklanıyor ve kendilerine disiplin cezaları veriliyor. Son dönemde, cezaları 5 yıl olanlardan 30 yıl olanlara kadar, cezalarını tamamlamış mahpuslar dahi zamanında tahliye edilmiyor. Mahpuslara kitap verilmiyor, ardından da ‘Kitap okumamışsınız’ gerekçesiyle infazları yakılıyor ve tahliyeleri erteleniyor.”

Uzak kentlere sürgün

Kerem Canpolat, tutsakların uzak kentlerdeki cezaevlerine sürgün edilmesine dikkat çekerek bunun yalnızca cezaevi idarelerinin veya savcıların münferit tutumu olmadığını, devletin temel politikalarından biri olduğunu vurguladı.  Genel ekonomik kriz nedeniyle ailelerin de ciddi ekonomik sorunlar yaşadığını ve çocuklarıyla görüşmeye gidemediğini belirten Canpolat, şöyle devam etti: “Bu şekilde mahpusların anneleri, babaları, kardeşleri ile eşleri de dışarıda cezalandırılıyor. Onlara, ‘Çocuğunuz bunları yaptı, biz de size aynısını yapacağız’ mesajı veriliyor. Mahpusları Kürt nüfusunun az olduğu uzak kentlerdeki cezaevlerine göndererek olumsuz politikalarını bu cezaevlerinde daha rahat uygulamak istiyorlar.”

Bundan vazgeçmelerini istedik

Kerem Canpolat, ailelerle birlikte daha önce de bu konuda Ankara’da eylemler düzenlediklerini, devletin bu politikasından vazgeçmesi için Meclis’e ve Adalet Bakanlığına gittiklerini hatırlatarak, şunları söyledi: “Türkiye ve Kürdistan’ın bütün kentlerinde cezaevleri var. Şu anda Türkiye’de en çok bulunan kurumlardan biri cezaevleri. Her mahpus ailesine yakın bir yerde tutulmalı. Devlet, mahpusların güvenliğini, sağlığını ve insan haklarını olduğu kadar ailelerin gidip gelme imkânlarını da düşünmeli. Dünyada bunun çok sayıda örneği var. Ne yazık ki Türkiye uzun zamandır bu konuda yanlış bir yol izliyor.”

Rêber Apo'nun durumu

Kerem Canpolat, İmralı sistemi ile diğer cezaevleri arasındaki bağlantıya dikkat çekerek, şunları ekledi: “İmralı’daki durum, bütün cezaevlerine yansıyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünden ve İmralı’daki tecridin sona ermesinden söz ettiğimizde şunu da belirtmek gerekiyor: Sayın Öcalan üzerindeki tecrit devam ettiği, gidiş gelişlerde ve görüşmelerde sorunlar yaşandığı sürece bu durum, bütün cezaevlerinde daha ağır biçimde kendisini gösterecektir. Bu nedenle tecrit sona ermeli ve İmralı’nın kapısı açılmalı. Toplumun ve federasyonumuzun talebi, Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğüne kavuşması, rolünü oynayabilmesi ve avukatları ya da heyetler aracılığıyla değil, bizzat kendisinin doğrudan akademisyenlere, siyasetçilere ve Kürdistan ile Türkiye toplumunun bütün temsilcilerine ulaşabilmesidir. Orada koşullar iyileşmediği sürece diğer  cezaevlerinde de hiçbir şeyin değişmeyeceğini biliyoruz. Bütün bunlar birbiriyle bağlantılıdır.” AMED