Sûr’un Kanaslı fedaisi

7 Şubat 2021 Pazar - 11:05

  • Tılsımlı hikâyelerin yerini gerilla anıları almaya başladı. Bu, Sonay için yeni bir süreç, yeni bir başlangıçtı. Artık Kürt ve Kürdistan sorunlarını konuşmayı geride bırakıp pratik hizmet yaklaşımına geçti. 2004’te ağabeyi tahliye olunca artık onu kimse durduramadı.

DENİZ BABİR

Gür bir ses köy odasından yankılandı, duvarlara çarparak sözcükler oluşturdu. Odada oturan herkesin önüne Kürtlük, ulusallık gibi sözcükler, adeta yanan çıranın altından yuvarlanarak dökülüverdi. Birdenbire beliren bir sessizlik anından sonra tekrar başladı sıralamaya: “Köydeki evleri tek tek gezip dağıtacağız. Buradakiler de her ay dergisini bu odadan alacak” dedi. Hemen önünde duran siyah çantanın içinden dergileri çıkardı. Sonra minderlerde oturanların önüne birer dergi ve kitap koyarak, hafif bir gülümsemeyle yerinden kalktı, odadan çıktı… Bir saat sonra geri geldiğinde köyün yaşlılarının da “tamam” dediğini söyledi. “Köyün yaşlıları” derken ne kastettiğini merak edip sorduğumda “Köyü gezdim, yaşlılara da dergi ve kitapları verdim. Ama bir dahaki gelişinde getirdiğin dergi ve kitapların iki katını getir, bunlar yetmedi” dedi. Sonay ilişkilerini odanın dışına da çıkartarak köyün yaşlılarına da dergi ve gazete verirdi. Bu onun için en önemli değerdi. Yaklaşımı oldukça kazanımcıydı. Herkes onu sever, herkes onu dikkatle dinlerdi. Çok erken yaşta aldığı sorumluluk onda erken bir olgunlaşmayı da getirmişti.

Sur direniş şehitlerinden Sonay Engin’in (Nûcan Malatya) ağabeyi Naki Engin, onun çocukluk yıllarını ve mücadele içerisindeki çalışmalarını şöyle anlatıyor: “Sonay çocukluğundan beri çok asi, sabırlı ve bir o kadar da sempatikti. Biz köyden çok erken ayrılıp İstanbul’a yerleştik. Fakat Sonay, annem ve babamla beraber doğduğu Malatya’nın Yazıhan ilçesine bağlı Yukarı Boyaca köyünde kaldı. 90’lı yıllarda erkek kardeşim Metin tutuklanınca köydeki evin idaresinden tutalım annem ve babamla hep o ilgilendi. Erken yaşta sorumluluk aldı.”

Bir oda, bir komün

Sonay hiçbir zaman başkası olmadı, hep kendine has bir duruşu vardı. Aynı zamanda köyün gençleriyle oluşturduğu bir komün sistemi vardı. Herkes kendisini burada görebiliyordu. Köydeki odası tılsımlı hikâyelerin, stranların, ezgilerin sıklıkla anlatıldığı, çalındığı ve söylendiği bir mekandı. Naki Engin, Sonay’ın da içinde olduğu bu dönemi ‘oldukça örgütlü’ diye tanımlarken; “Hani eski köy ortamlarında annelerimizin anlattığı tılsımlı hikâyeler var ya, bir çıranın altında dinlerken insanı büyüleyen hikâyeler olur ya... Köydeki günlük işlerinin bittiği saatten sonra gençler Sonay’ın bizim evdeki odasında toplanırdı. Her şey bu odanın gizeminde saklıydı. Burada herkes bir anı, bir hikâye ile kendini anlatırdı. Öyle ki kış geceleri çok uzundu, bu uzun geceler onlar için dolu dolu geçerdi. Zamanın ne kadar değerli olduğunu ancak o zaman anlayabiliyordu insan. Benim için o oda hala çok değerlidir. Bu odada günümüze dek gelişen toplu katliamlardan tutalım, Terzi Cemal’in yarattığı tahribatlara kadar çok şey tartışılırdı. Ama tartışmalar ihanet çizgisine karşı bir öfke olarak odadakilerin yüzlerinde beliriyordu. Herkes bunları öğreniyordu ve merakla dinliyordu. Sonay daha çok anlatan konumdaydı ve anlatırken sevimli bir ifade ile her zaman yüzünde bir gülümseme belirirdi” ifadelerini kullanıyor. 

Bu toplantılarda bir araya gelen gençlerin daha sonra bunu bir örgütlülüğe dönüştürerek, Kürt ulusal hareketinin ideolojilerini tartışmaya ve sempati duymaya başladıklarını söyleyen Naki, bu süreçlerin asla kırıcı tartışmalar şeklinde gelişmediğini belirtiyor.

Tılsımlı hikâyeler yerini gerilla anılarına bıraktı

Sonay ile yaşıt olan genç kızlar evlilik hazırlığı yaparken, o bohçasını hazırlayarak mücadeleye daha aktif katılmanın hazırlıklarını yapardı. 2001 ile 2004 yılları arasında Malatya’nın Yazıhan ilçesi, Yukarı Boyaca köyünde Özgür Halk dergisi ve Yeni Bakış gazetesini dağıttı. 2004’e ilk olarak Malatya’ya, sonra Amed’e geçti. Artık Sonay için yeni bir sayfa açılmıştı. 

“Sonay, 2000’li yıllarda sıklıkla Malatya’ya gitmeye başladı. Sonrasında Özgür Halk dergisiyle tanıştı ve her ay köye dergi ve kitaplar getirir, gençlere dağıtırdı. Burada da oda sohbetleri bitmemişti. Hatta daha da sık yapılan tartışmalarda eski hikâyelerin yerini gerilla anıları almaya başladı. Bu da bana göre Sonay için yeni bir süreç ve yeni bir başlangıçtı. Bu başlangıç daha politikti. Yürütülen tartışmalar da toplumsal sorunları içeren bir boyuta evriliyordu. Artık Kürt ve Kürdistan sorunlarını konuşmayı geride bırakıp pratik hizmet yaklaşımına geçti” diyerek Sonay’ın yaşamındaki bu dönemi anlatıyor. 

Kardeşinin köyden ayrılmasına rağmen sık sık Yağızan Köyü’ne dönüp şehit mezarlarını ziyaret ettiğini belirten Naki, “Bu şehadetler Sonay için farklı bir anlam taşıyordu. Aynı zamanda onun için ulusal çapta bir mücadelenin varlığını hissettiriyordu” diyerek Sonay’ın şehit ziyaretleriyle mücadeleye ve şehitlere bağlılığını hatırlatıyor. 

Dergi dağıtımcılığından özgürlük dağlarına

Devamla, “Sonay’ı aktifleşme sürecini biraz geciktiren cezaevinde olan erkek kardeşimdi. Onun tahliyesini bekliyordu, yoksa çoktan aktifleşecekti. 2004’te kardeşim tahliye olunca artık onu kimse durduramadı. Özgür Halk dergisinde çalıştığı dönemlerde Amed’in kavuran sıcağında sırtında dergi yüklü çantayla sokak sokak gezerdi. Genelde emekçi yönüyle bilinirdi. Bu süreçte İstanbul’a da geldi, orada da dergi çalışmalarında bulundu” diyerek Sonay’ın hayatının dönüm noktalarından birini yaşadığına dikkat çeken Naki Engin, “Daha sonra da ayrılık vakti geldi. Bir gün yanıma gelerek vedalaştı. Sonra Amed’e, oradan da özgürlük dağlarına gitti” diye aktarıyor. 

Amed Serhildanı’na da öncülük etti

Ben de Sonay ile 2001’in çetin kışlarından birinde tanışmıştım. Malatya’da Özgür Halk’la başlayan hikayesi Amed’de de devam etti. Amed’de bulunduğu yıllarda emek ve fedakarlık söz konusu olunca herkes Sonay’ı parmakla gösterirdi. Özgür Halk dergi çalışmalarını yürüttüğümüz sıralarda karşılık beklemeden bu zorlu süreçte emek ve fedakârlık gösteren Sonay heval, artık Kürdistan’ın kalbi olan Amed’de Özgür Halk dergisi dağıtarak daha aktif sorumluluk aldı. 
2006 Amed Serhildan’ında da yer aldı. Bir hafta boyunca Şehit Ergin Güven ile birlikte sokaklarda direndi ve serhildana öncülük etti. Kısa bir süre için İstanbul’a geçti. Orada da dergi çalışmalarında yer aldı. 

Sonay’ın en belirgin özelliği, yoldaşına değer veren ve asla yorulmak nedir bilmeyen bir emekçi olmasıydı. Kapı kapı dolaşarak dergi dağıtırdı. Bu yüzden aileler onu o kadar çok severlerdi ki Sonay’ı bir gün görmezlerse hemen dergiye gelir, onu sorarlardı. Yoldaşlığına en çok ihtiyaç duyduğum istisna arkadaşlardan biriydi. Ne zaman anlatmaya yeltensem sözcükler boğazımda düğümleniyor, sonrasını getiremiyorum. 

2009’da özgürlük saflarına katıldığında, küçüklüğünden beri düşleyerek beklediği anın bu olduğunu biliyordum. O da Ergin Güven Heval’in izinden gitti. Ergin de onun gibi cesur ve fedakârdı. Sonay ve Ergin dergi dağıtımından döndüklerinde sırtları adeta terden sırılsıklam olurdu. İkisi de hafif ve mütevazı şekilde gülümser, asla yorgun olduklarını dile getirmezlerdi.