Açlık grevi ve ölüm orucundaki çocuklarının çığlığı olmak için polisin tüm engellerine rağmen 20 gündür Koşuyolu Parkı’nda oturma eylemi yapan annelerden biri olan Rabia Ataş, her gün yürüyerek geldiği eyleme dikkat çekerek, “Susarsak çocuklarımız ölür” diyor.

 

RUKEN DEMİR / ÖMER AKIN / MA /AMED

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle başlatılan açlık grevi ve ölüm orucuna dikkat çekmek için Amed’in merkez Bağlar ilçesi Koşuyolu Parkı‘nda beyaz tülbentli anneler, polisin engellemelerine rağmen 20 gündür oturma eylemini sürdürüyor. Bedenlerini açlığa yatırmış çocuklarını yaşatmak için günün erken saatlerinde hem kent merkezindeki hem de ilçelerdeki evlerden çıkarak kilometrelerce yoldan gelen anneler, Koşuyolu Parkı’nda çocuklarının sesi oluyor.

‘Direne direne kazanacağız’

Koşuyolu Parkı 5 Mayıs’tan bu yana polis ablukasında, her yanı bariyerlerle çevrilmiş. Her gün eylemden bir saat önce parkın içi tümden boşaltılıyor, kimsenin parka girip çıkmasına izin verilmiyor. Günlerdir kapatılan parkta oturma eylemi yapmakta kararlı olan anneler, polis engeline rağmen mücadelelerini parkın çevresinde farklı noktalarda sürdürüyor. Polisin hakaret ve müdahalesine maruz kalan beyaz tülbentli annelerin ağzından tek bir cümle çıkıyor: “Direne direne kazanacağız.”

Polisin yanıtı hiç değişmiyor

Her gün saat 12.00 sıralarında parkın çevresinde farklı noktalarda oturan anneler, kalkanlı polislerin ablukasına alınıyor. Çembere alınan beyaz tülbentli anneler, sık sık kendi anadilleriyle sloganlar atarak, şarkılar söyleyerek, seslerini duyurmaya çalışıyor. Bazı anneler slogan atıkları için ya darp ediliyor ya da polisin hakaretlerine maruz kalıyor. Bazı anneler kendilerine saldıran polislere dertlerini anadilleri olan Kürtçe’yle anlatıyor. Polisin yanıtı ise hiç değişmiyor: “Anladığımız dilden konuş.”

Mücadeleleri büyüyor

Polisin tüm müdahalesine rağmen her gün parka gelmeye devam eden anneler, yetkililere seslerini duyurmak için mücadele ediyor. Annelerin sesini çalıştırdıkları TOMA’larla kısmaya ve egzoz gazıyla da rahatsız eden polisin bu uygulamaları anneleri durdurmak bir yana mücadelelerini daha da büyütüyor. Beyaz tülbentli anneler polisin tüm engellemelerine rağmen bir saatlik oturma eylemlerini yaptıktan sonra polis ablukasını kırarak TUAD-DER binasına yürüyor.

   

Darp, gözaltı geri adım attırmıyor

Rabia Ataş, her gün Yenişehir’in Şehitlik semtindeki evinden yürüyerek Koşuyolu Parkı’na gelen annelerden biri. Ne polis darbı ne de gözaltı Ataş’a geri adım attırıyor. 3 yıl önce “örgüt üyeliği” iddiasıyla 15 yıl hapis ceza alan ve 1 Mart’tan bu yana Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde açlık grevinde olan kızı Şivekar Ataş’ın (23) sesi olmak için her gün Koşuyolu Parkı’na yürüyor. Saat 10.00’da oruçlu haliyle evden çıkan anne Ataş, saat 12.00’de yapılan oturma eyleminde yerini alıyor. Açlık grevcilerinin çığlığı olan anne Ataş, 4 saatlik eyleminin ardından tekrardan yürüyerek evine gidiyor.

Suskunluk öldürür

 Açlık grevcilerinin sesinin duyurabilmek için 2 aydır sokaklarda mücadele ettiğini belirten anne Rabia Ataş, talepleri olan tecrit kaldırılıncaya kadar mücadelesini sürdürmekte kararlı. Çocuklarının ölümüne göz yummayacaklarının altını çizen anne Ataş, “Susarsak çocuklarımız ölür” diyerek, daha fazla mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.

Gözü kulağı haberlerde

Her gün eşinden ve çocuklarından helallik isteyerek eyleme geldiğini kaydeden anne Ataş, “Eve geldiğimde oruçlu olmama rağmen boğazımdan bir şey geçmiyor. Çocuğumun boğazından bir şey geçmiyor, benimkisinden nasıl geçsin” dedi. Eve geldiği gibi Kürtçe yayın yapan TV’leri açarak haberleri izleyen anne Ataş, gözü kulağı açlık grevcilerden gelen haberlerde. Günlük gazetelerinde açlık greviyle ilgili haberleri de çocukları ona okuyor. Anne Ataş, olası gözaltı ve tutuklamalara karşı da tedbirli eyleme gidiyor. Yedek kıyafet yanına aldığını söyleyen Ataş, “Hazırlıklı olmak iyidir” diyor.

Hep beyaz tülbentli

15 yaşından beri başına barışın simgesi olan beyaz tülbenti taktığına işaret eden anne Rabia Ataş, barışlara vesile olan beyaz tülbentin önemini anlatarak, son söz babından “Savaşı durdurmak için varız” diyor.

 
 

‘Tecrit son bulana kadar direneceğiz’

   

İmralı tecridine karşı 1 Mart’tan bu yana açlık grevinde olan 26 yıllık tutuklu Mustafa Umutgan’ın eşi Remziye Umutgan, 12 gündür sürdürdüğü nöbete dikkat çekerek, “Tecrit son bulana kadar direneceğiz” dedi.

“Ağırlaştırılmış müebbet” hapis cezası verilen ve 26 yıldır cezaevinde olan Mustafa Umutgan, 1 Mart tarihinden bu yana Urfa T Tipi Kapalı Cezaevi’nde açlık grevi eylemini sürdürüyor. 12 gündür HDP Urfa il binasında nöbet eylemini sürdüren Mustafa Umutgan’ın eşi Remziye Umutgan, hayatı sürekli mücadele içerisinde geçen Mustafa Umutgan’ı şöyle anlattı: “Yokluk içerisinde büyüdü. Hilvan’da amcasının yanında büyüdü. Kardeşlerinin hepsi küçüktü. Çalışarak kardeşlerinin hepsine baktı. Hepsini büyüttü. Tek başına çalışıyordu, başka da çalışanları yoktu. İnşaatlarda çalışırdı, balık satardı. Her zorluğu çekti. Pamuk yüreklidir. Kimseyi kırmaz.”

 26 yıldır eşinin arkasında

26 yıldır eşinin arkasında durduğunu dile getiren Umutgan, “O bugün açlık grevinde, ben de evde açım. O yatmıyor, bende yatmıyorum. Her zaman onunlayım. Bütün tutuklularla birlikte ben de direneceğim. Onlar rahat etmezlerse ben de rahat etmeyeceğim. Her zaman aklımızda zindandakiler var. Amacımız bu tecridin kalkmasıdır. Başka da bir şey istemiyoruz” dedi.

‘Hepimiz tecrit altındayız’

Umutgan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son görüşmemizde, ‘Gerekirse ölüm orucuna da gireceğim’ dedi. Sayın Öcalan üzerindeki tecrit son bulsun. O bir halkın önderi, bunu kabul etsinler. Bundan ötesi var mı? Eğer Öcalan üzerindeki tecrit kalkarsa herkesin üzerindeki tecrit kalkar. Çünkü hepimiz tecrit altındayız.”

 
 

Qamişlolu annenin mesajı: Yalnız değilsiniz

   

Açlık grevi ve ölüm orucu eylemcileri ile dışarıda direnen annelere destek amacıyla Qamişlo’da yapılan açlık grevi 2’nci gününde. Greve katılan anneler, “Yalnız değilsiniz” mesajı verdi.

Açlık grevi çadırındaki 154 eylemci arasında yer alan Şehit Aileleri Kurumu ve Kongra Star üyesi Henîfa Hesen’in bir oğlu, bir kardeşi ve bir kuzeni şehit. Henîfa Hesen, “Leyla yoldaşımıza, ‘yalnız değilsin, biz senin yolunda ilerlemeye devam edeceğiz’ diyoruz. Biz Kürtler oturmayacak, durmayacak ve yorulmayacağız. Önderliğimiz, zindanlarda tutulan kızlarımız ve oğullarımız üzerindeki tecrit son bulana kadar dört parçada da durmayacağız. Hangi parçada olursak olalım biriz” dedi.

Annelerin yüreklerinin evlatları için yandığını kaydeden Hesen, şöyle konuştu: “O çocuklar sadece sizin ciğeriniz değil, biz Rojavalı anaların da ciğeridir. Önderimiz özgürleşmeden, o anaların yüreğine su serpilmeden bizlere de durmak yok ve onların yanında olacağız. O anaların yüreği ferahlamayana kadar bizimki de ferahlamayacaktır.”