Gözaltındaki darbeci askerlerden birini 10 aylık bebeğine tecavüz etmekle tehdit eden, darbeci askerlerin eşi olan kadınları, "ganimet" sayan bir aklın ürünü olarak sokakları dolduran 'demokrasi nöbetçileri' kadına tacizi meşru hale getirirken, kadınlar ise duruma tepkili. 


Şaşırtmıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla sokağa çıkan erkeklerin demokrasinin gerçek anlamını bilmediğini söyleyen Ankaralı kadınlar, "Eğer demokrasi kadın-erkek eşitliğini savunuyorsa, bu yaşananların demokrasi ile hiçbir alakası yoktur" dedi. Sokağa çıkan kitlenin kadını hedef alan tavrını şaşırtıcı bulmadığını belirten Özge Altınyayla, "Çünkü en başta bu kitlenin kimi temsilen sokakta olduğunu biliyoruz ve temsil ettiği tarafın kadına karşı her geçen gün artarak devam eden baskısına yıllardır tanık oluyoruz" dedi. 


Demokrasi yürüyüşü değil, faşizm

Sokaktaki erkek kitlesinin tacizci tavırlarını pervasızca sergilediğini söyleyen Altınyayla, akşamları sokakta olan bir kadın olarak korku hissettiğini dile getirdi. 

Yaşanan durumu, "Akşamları bir kadına iki tacizci düşüyor" sözleriyle özetleyen Altınyayla, şöyle devam etti: "Sokağa çıkan bu gruplar, kadınların bu toplanmalara gelmelerinin doğru olmadığına, evlerinde kalarak destek vermeleri gerektiğine dair bir açıklama yayınladılar. Bu durumda sokakta olan kadınlar onlar için 'ortalık malı' haline geliyor. Ve bu yaklaşımı yasallaşmış bir meşrulukla yaşıyorlar. Aslında demokrasi yürüyüşü adı altında faşizmin her yüzü can buluyor" diye konuştu. 


Devlet tacizciyi meşrulaştırıyor

Sokağa çıkan grupların kadınlara tacizde bulunma gücünü devletin tacizciyi meşrulaştırmasından aldığını belirten Başak Karaçay ise, "Vatanı kurtardık duygusu erkekleri daha da bir erk hale getirmiş durumda. Kendilerini güçlü hissettiler ve o kendilerini güçlü hissetme durumu içlerindeki erkek duygularını daha cesaretli bir biçimde ortaya çıkardı. Bu erk duygusunu da sokağa, hatta evlerimize kadar taşıdılar" şeklinde konuştu. 

Kendisi de sözlü tacize maruz kalan Karaçay, "Kadınları gerek sözlü gerek fiziksel taciz ettiler. Güvenpark'tan evime giderken 'Senin niye bayrağın yok?" denilerek tacize maruz kaldım" dedi.


Kadınlar sokakları doldurmalı

Kendini güvende hissetmediğini, kadınlara yönelik bu tutumun bir an önce son bulması gerektiğini söyleyen Karaçay, "Evime giderken tedirgin olur hale geldim. Yaşanan kaosa bir an önce son verilmesi gerekiyor. Sokakları kadınlar olarak dolduramazsak gerçek demokrasiyi getiremeyiz" diye konuştu.

Gündelik yaşamını dahi sürdüremez duruma geldiğini anlatan Zişan Ataman Çelik ise sokağa çıkarken tedirgin olduğunu söyledi.

Hilbin Zeylan ise, 'demokrasi yürüyüşü' adı altında yaşanılanların üzerinin kapatılmak istendiğini söyledi. Kadınların kendilerini hedef alan erkek aklına karşı bilinçlenmesi gerektiğini söyleyen Zeylan, "Önce kadınlara derdimizi anlatmamız lazım. Bu kitle düşünen bir kitle değil. Kadının özgürleşmediği bir toplum bitmeye mahkumdur" diye konuştu. 


  DİHA/ANKARA