Tahran’ın iç çemberindeki sızıntı
Forum Haberleri —

İran/foto:AFP
- İsrail’in gündüz vakti düzenlediği hassas saldırı, İran liderliğinin kalbinde bir gedik açtı. Tahran’da yaşanan yalnızca bir saldırı değildi; en üst düzeyde bir sızmanın ifşasıydı.
JASIM AL-AZZAWI - Çeviri: Yeni Özgür Politika
Tahran’a başlayan yeni hava harekatı, İsrail ile İran arasındaki uzun gölge savaşında sıradan bir karşılıklı hamle değildi. Bu, İran’ın en üst düzey liderliğinin nadiren bir araya geldiği ana denk getirilen hassas bir operasyondu. Olağanüstülüğü yalnızca gündüz vakti yapılmasındaki cesaretten değil, aynı zamanda ABD ve İsrailli yetkililerin İran’ın herhangi bir doğrulama yapmasından önce bile başarı konusunda gösterdikleri kendinden eminlikten kaynaklanıyordu. Bu kendinden eminlik, askeri hassasiyetten çok daha derin bir şeyi işaret ediyor: rejimin iç çemberindeki yıkıcı bir sızıntı.
İsrail’in gündüz vakti gerçekleştirdiği hassas saldırı, İran liderliğinin kalbine doğrudan bir gedik açtı. Operasyon, Tahran’ın yönetici elitini küçülttü, istikrarsızlaştırdı ve güvensizlikle sardı. Bu gedik, şans eseri bir yakalama veya sinyal istihbaratındaki tesadüfi bir başarı değildi. Aylar süren titiz insan istihbaratı çalışmaları, elektronik gözetim ve en önemlisi de İslam Cumhuriyeti’nin en üst düzey liderliğinin en sıkı korunan programlarına erişim sayesinde mümkün oldu. Karşı istihbarat dilinde, Tahran’da yaşanan yalnızca bir saldırı değildi; en üst düzeyde bir sızmanın ifşasıydı.
Yıkıntılar arasında teyit
Saldırının hemen ardından havadan gözetim, yıkımı teyit edebildi, ancak İran iktidarının merkezindeki kişinin akıbetini doğrulayamadı. Buna rağmen İsrailli yetkililer, 12 saat içinde görsel doğrulama elde etti. Yıkıntıların içinden çekilen bir fotoğraf, Kudüs ve Washington’daki karar vericilere ulaştı. Böylesi bir erişim sıradan siviller için imkânsızdı. O görüntüyü çeken kişi, 'dini lider'in kendisine çok yakındı. İki olasılık ortaya çıkıyor; ya fotoğraf üst düzey İranlı yetkililer arasında paylaşıldı ve elektronik olarak ele geçirildi ya da doğrudan İran devletinin en üst kademelerinde görev yapan bir devşirilmiş ajan tarafından iletildi. Her iki senaryo da rejimin en korunaklı çemberinde feci bir sızmayı işaret ediyor. Her ikisi de saldırının ötesinde uzanan sonuçlar taşıyor.
Eski CIA Direktörü Michael Hayden bir zamanlar istihbarat kaynakları ve yöntemlerinin ifşa edilmesinin “düşmanlarımızın izlerini örtmesine ve uygulamalarını değiştirmesine izin verdiğini” uyarında bulunmuştu. Bu dinamik şimdi tersine dönmüş durumda. Tahran’ın rakipleri bir yöntemi ifşa etmedi; onu sessizce aylarca kullandı ve maksimum etki anında devreye soktu.
Doktrini kırmak ve çürüme
Aylar süren gözetim, binlerce saatlik ele geçirilen sinyaller ve titiz istihbarat çalışmaları tek bir değişkende birleşti: Dini lider ve İran’ın askeri üst kademesinin aynı odada nadir bir araya geldiği an. Bu an, sabah 08.15’te geldi. Önceki her İsrail saldırısı, karanlıkla örtülmüştü. Haziran 2025 operasyonu gece gerçekleşti; Ekim 2024 saldırısı gece yarısından sonra oldu. İran’ın hava savunma doktrini, İsrail’in gölgelerde saldırdığı varsayımına dayanıyordu. Gündüz vakti saldırmakla İsrail, hedefin altyapı değil toplantının kendisi olduğunu; istihbaratın karanlığı gereksiz kılacak kadar kesin olduğunu işaret etti.
On yıllarca sızıntıların kurumları nasıl dağıttığını inceleyen eski MI6 Başkanı Sir Richard Dearlove, bu tür ihlallerin psikolojik sonuçlarını çarpıcı biçimde tanımlamıştı. Cambridge Beşlisi ifşa edildiğinde, zararın yalnızca operasyonel olmadığını; asıl kalıcı olanın kurumsal güvenin çöküşü olduğunu belirtmişti. Tahran şimdi aynı hesaplaşmayla karşı karşıya. Soru yalnızca kimin rejimi sattığı değil, çürümenin ne kadar derine yayıldığı. Operasyon, aylar süren ortak planlamanın zirvesiydi; zamanlama her şeydi. Çekiç değil, neşter. Sabır bir silah olarak kullanıldı.
Güven enkaz altında
Sonuçlar derin ve kalıcı. İran liderliğinin bundan sonraki her toplantısı şu soruyla gölgelenmiş olacak: İsrail bu toplanmadan da haberdar mı? Tahran’a çağrılan generaller görev ile hayatta kalma arasında tartacak. Devrim Muhafızları komutanları yüksek düzey bir oturuma katılmanın hayatlarını riske atıp atmadığını sorgulayabilir. Rejimin kurumsal bütünlüğü kırıldı. İstihbarat servisleri uzun zamandır bilir ki; bir sızmanın en yıkıcı sonucu, düşmanın ne öğrendiği değil, geride bıraktığı paranoyadır. James Angleton, CIA’de karşı istihbaratı yönetirken Sovyet köstebeklerine olan saplantısı, kurumunu yıllarca felç etti; sadık subaylara yönelik yanlış şüpheler ve kariyerlerin yok edilmesiyle sonuçlandı. İran şimdi kendi Angleton anıyla yüzleşiyor, tek fark ise sızıntı gerçek görünüyor.
Önleme zorunluluğu
Operasyonel güvenliği değil de sadakati önceleyen her rejim, felakete davetiye çıkarır. İran liderleri fiziksel güvenliğe öncelik verdi, ancak toplantıdan haberdar olan veya orada bulunan birinin sızdırılmış olabileceği ihtimalini göz ardı etti. Böyle sızıntıları önlemek, yalnızca titiz tarama ve bölümlendirme değil, her organizasyon düzeyinde ihanet ihtimalinin ciddiye alındığı bir kültür gerektirir. Tahran saldırısı, bir nesil boyunca istihbarat akademilerinde incelenecek. Öncelikle askeri bir operasyon olarak değil, kapalı bir sistemin içe kapanıklığı güvenlikle karıştırmasının neye yol açtığına dair bir ders olarak.
* Middle East Monitor’den çevrilerek düzenlendi.







