
"Zaten tahribat var. Tahribatı düzeltmek için çare ağaç dikmek değildir" diyen Ertekin, uzmanların gözetiminde yapulacak bazı çalışmalar sonucunda bölgenin ekosisteme en uygun olan Fırat kavağı dikilmesinin uygun olduğunu söyledi.
Dicle Üniversitesi ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından alınan ortak karar ile Dicle Vadisi içinde yer alan Hevsel Bahçeleri'nde 7 bin ağacın kesilmesi, yurttaşların ve çevre örgütlerinin günler süren tepkisine yol açmıştı. Gelen tepkiler sonucu ağaç kesimi durdurulsa da Dicle Üniversitesi Rektörlüğü, ağaç kesimini meşrulaştırmaya çalışmaya devam etti. Rektörlük, 'ağaç kesimi devam edecek' açıklamasının ardından BDP Gençlik Meclisi, MEGAM-DER ve DÜÖ-DER, "Ağacıma, toprağıma, tarihime, geleceğime dokunma", "Hevsel'den Gezi'ye Dicle direniyor" sloganı ile Dicle vadisinde nöbet eylemine başladı. 20 gün süren nöbet eylemi, ağaç kesiminin son bulmasıyla sonuç verdi. Eylemci gençler ile görüşen Diyarbakır Valisi, konuya ilişkin ilgili kurumlara bir yazı göndererek ağaç kesimini durdurduğunu açıklamıştı. Valilik yayınladığı genelge ile bölgenin yeniden ağaçlandırmasını da istedi. Ağaç kesimin yapıldığı alanda yeniden ağaçlandırma yapılması için hazırlanan genelge, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Dicle Üniversitesi Rektörlüğü, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ile Orman İşletme Müdürlüğü'ne gönderildi.
Konunun muhataplarından Dicle Üniversitesi Rektörlüğü konuya ilişkin açıklama yapmaktan kaçınırken, Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü ise, çalışma için sonbaharı gösterdi.
'Ağaç kesimleri doğa üzerinde büyük bir tahribata neden oldu'
Dicle vadisi'nin bir bütün olduğuna ve tüm bileşenleri ile birlikte ele almanın önemine vurgu yapan DÜ Biyoloji Ana Bölüm Başkanı Prof. Dr. Selçuk Ertekin ise, Hevsel Bahçeleri'nin birçok habitatı kendi içerisinde barındıran bir ekosistem olduğunu belirtti. Şehir kenarında olması nedeniyle büyük tahribatlara maruz kaldığını belirten Ertekin, "Tahribata uğramasının çeşitli nedenleri var. Örneğin, oranın yapılaşmaya açılması, kum ocakların açılması, kanalizasyon atıklarının oradaki nehre akıtılması ve en son yapılan ağaç kesimleri doğa üzerinde büyük bir tahribata neden oldu" şeklinde konuştu.
'Tahribatı düzeltmek için çare ağaç dikmek değildir'
Hewsel'in sazlıklar, yoğun çalılıklar, çayır ve steplerden oluşmuş bir habitat zenginliğine sahip olduğunu ifade eden Ertekin, buranın aşırı tahrip edilmesinden dolayı birçok canlı hayvan, kuş türü ve bitki türünün zarar gördüğünü söyledi. Hevsel bahçesinde tahrip edilen alanın gelişi güzel ağaçlandırılmasına karşı olduğunu söyleyen Ertekin, "Zaten tahribat var. Tahribatı düzeltmek için çare ağaç dikmek değildir. Öncelikle tahribatın boyutlarını belirlemek lazım. Çözüm sadece ağaç dikmek değil, oraya hangi ağaç türünün dikileceğini belirlemek daha bilimseldir. Orada o ağaçlarda yuva yapmış bir kuş yada bir böcek türü varsa muhakkak ki aynı ağaç türü üzerinde yeniden yuva yapacaktır" dedi.
'Fırat kavağının dikilmesi daha uygundur'
Vadide yapılacak her türlü ağaçlandırma çalışmasının mutlaka uzmanlara danışarak yapılmasını gerektiğinin altını çizen Ertekin, "Bu konuda diğer kurumların planı nedir bilemiyorum ama muhakkak bir yada birkaç ekologun yada uzmanın görüşünü almak gerekiyor. Evde televizyonun bozulursa herhalde televizyon tamircisine götürürsünüz. Ekosistemde bozulursa ekoloğa gidersininiz. Eğer o bölgede çam ağacı dikilecekse doğru değildir. Çünkü orası bozkır ve step alanıdır. Bu bozkır alanına cam ağacının dikilmesi yanlış bir uygulamadır. Oraya cam vb ağaçlar değil de Fırat kavağının dikilmesi daha uygundur" dedi.
'Tahrip edilen alan kendi özgü gelişimine bırakılmalı'
Valilik tarafından kendilerine ağaç kesiminin yapıldığı alana ağaçlandırılması için bir genelge yollandığını belirten Park ve Bahçeler Müdürü Abdulsamed Ucaman, o bölge için kendi aralarında bir değerlendirme yaptıklarını söyledi. Bu değerlendirmeye göre, o bölgenin kendi özgü gelişimine bırakılmasının daha uygun olacağına karar verdiklerini belirtti. Ucuman, "Orada ağaçlandırmanın nasıl olacağına ilişkin değerlendirmeler yaptık. Çünkü oranın endemik bitkileri mevcut, doğal yaşamla bütünleşmiş canlılar var. Oranın kendi doğasına özgü bırakılmasının daha uygun olacağını düşünüyoruz" dedi.
İlkbahar ile birlikte ağaç kesiminin yapılan alanda doğanın kendini yenileyerek yeniden yeşerdiğine değinen Ucaman, o bölgede sonbahar ile birlikte tahrip edilen alanın rehabilite edileceğini vurguladı. Ucuman, "O bölgede bir bitkilendirme çalışması yapacaksak bunu da bilimsel temellere dayandıracağız. Dicle vadisinde bir iyileştirme yapılacaksa bu ancak orada yetişen bitkileri esas alarak olmalı. Bu da bilimsel çalışma ile belirlenir" dedi. Bölgenin kendi doğallığını yüzyıllardır koruduğuna değinen Ucuman, "O bölgede yüzyıllardır tarımsal faaliyet yapılmamış. O bölgede yetişen saf tohum dediğimiz kendi doğallında yetişmiş bitkiler var. Birçok orjin bitki yetişmektedir" diye konuştu.
'Söz konusu Dicle Vadisi ise biz herkese açığız'
Ağaç kesiminin yapılacağı alanın yeniden hayat bulması için her kesimin desteğini beklediklerini belirten Ucaman, ancak henüz Dicle Üniversitesi'nden olumlu bir değerlendirme alamadıklarını söyledi. Ucaman, "O bölge Dicle Üniversitesi'ne ait dolayısıyla yetki onlarda, henüz bir talepleri olmadı. DÜ'deki tüm akademisyenlerin desteğini bekliyoruz. Eğer bize danışılırsa elimizden geldiğince yardımcı olacağız. Söz konusu Dicle Vadisi ise biz herkese açığız" şeklinde konuştu. O bölgede gelişi güzel ağaç dikmeyeceklerini belirten Ucaman, "Biz oradaki kıraç arazileri değerlendirmiyoruz, orada herhangi bir ağaç dikmiyoruz. Zaten kendi doğasında bitkisi olan ve canlılığı olan bir alandır. Dolayısıyla yaklaşımımız bu çerçevede olacaktır" dedi.
DİYARBAKIR / DİHA