Neredeyse bir ay geçti; ancak devlet hâlâ Şemzînan’da olup bitenlerin şokunu, şaşkınlığını üzerinden atmış değil. Suriye’deki Kürtlerin özgürlük bayraklarını çekmesini engelleme telaşı içerisinde oradan oraya koştururken, hemen yanı başlarında en çok karakol ve teknikle hakimiyet sağladıkları Şemzînan da kontrollerini yitirebileceklerini akıllarına getirememişlerdir muhtemelen.
Öyle görünüyor ki, hükümet yani devlet, çarşıya pirinç almaya giderken evdeki bulgurdan oldu. Şimdi etrafa tehditler savurarak, savaş naraları atarak kendini rahatlatmaya çalışan devletin yanı sıra, ilgili uzmanlar ve yazarlar da televizyonlarda Şemzînan’ı konuşuyor, gazetelerde Şemzînan'ı yazıyor ve olup biteni anlamaya çalışıyor.
Ancak bunca zamandır Şemzînan direnişinde netleştikleri tek konu “vur kaç” yerine “vur kal” taktiğinin uygulanması oldu. Sanki Amerikan kurgu-gerilim-polisiye filmlerini yorumluyorlar, demekten kendini alamıyor insan. En son Hillary Clinton da “taktik değiştirmiş olabilir” yorumunda bulunarak kervana katılmış oldu. Elbette hayatı boyunca bir kez olsun halkı için, başka insanlar için şahsi hiçbir kaygı duymadan, kendinden bir şeyler vermemiş insanlardan Şemzînan’daki direnişin özünü anlamalarını beklemek zor olacaktır.
Elbette orada taktiksel bir sıçrama var; hem de bu taktik profesyonelce kullanılıyor. Sayıca fazla olan orduya, haddi hesabı olmayan teknik canavarına karşı insanın nelere kadir olduğunun göstermektedir; ancak 30 yıldır her türlü zorluğu aşıp, zirvelerde yaşamını sürdürebilen, her türlü yönelime karşı varlığını koruyan ve halkı için yaşayan direnişçiler için bunu çok görmemek gerekir. Yani taktik oldukça güçlü. Bu yüzden, güçlü taktik kullanıldığı analizlerine katılmamak mümkün değil.  Ancak Şemzînan direnişini salt bununla sınırlı tutmak çok sığ kalır ki özünü yansıtmaktan uzaktır. Kafayı sadece taktiklerle yoranlar hakikat aşkıyla da çıkmış, yürek ve beyinlerinde insanlığa dair en güzelini ve anlamlısını yapma dışında hiçbir şey taşımayan ve bunun için hiç tereddüt etmeyen, kendini özgürlüğe adayan insanların olduğunu akıllarına bile getirmek istemezler.
Oysaki taktiksel başarı, eğer inançta zirveleşme olabilirse yaşanıyor. Özgürlük umudu tazeliğini koruyor ve büyük bir aşkla özgürlük tutkusunu yaşıyorsa mümkün olabilir. Tarihsel ve toplumsal bilinçle “mevcut yaşam” denileni yüreğine sindiremez olunca ve özgürlük sınırlarını aşma gerçeğiyle taşınırsa, hakikat arayışı güçlenir ve direnişe dönüşür.
Şemzînan bugün daha iyinin güzelin doğrunun ve özgürlüğün arayışında olan insanların direnişine tanıklık etmektedir. Orda sadece yeni bir taktik yok, özgürlük aşkı, inancı, umudu ve insan sevgisiyle taşan yürekler var. Orada güneş yeniden doğup, bütün insanları aydınlatsın diye, gün be gün, an be an ateş çemberinde yanmayı ibadet sayan insanlar var.
İşte devletin gücünü aşan, çaresiz bırakan en yalın gerçek! İşte 30 yıldır dokunulamayan gerçeklik! Şemzînan’da yaşananlar anıların taktiklerle başladığı bin yıllara cevap, anlamlı yaşam stratejileridir!

Siirt E Tipi Cezaevi