• Demokrasi güçlerinin tecrit politikası karşısında mücadeleyi yükseltmesi gerektiğini belirten HDP Milletvekili Musa Piroğlu, “Artık bizim talebimiz tecridin kaldırılması olmamalı, talebimiz doğrudan Sayın Öcalan’ın özgürlüğü olmalıdır” dedi.

 

FERHAT ÇELİK / MA

Milletvekili Piroğlu, Kürt Halk Önderi Öcalan üzerindeki tecride, avukatlarıyla görüştürülmemesine tepki gösterdi. ”Tecrit politikasının ağırlaştığı her dönem, katliam siyasetinin yoğunlaştığı, baskının yoğunlaştığı dönemlerdir. Biz bunu 93 sürecinde çıplak bir şekilde gördük” diyen Piroğlu, İmralı’da özel bir hukuk uygulandığının altını çizdi. Uygulamaların doğrudan devlet siyasetinin yönelimiyle ilişkili olduğunu söyleyen Piroğlu, tüm bunların devletin olağanüstü hamleleriyle gerçekleştiğini ifade ederek şöyle dedi: “Sıradan bir telefona görüşmesinden, sıradan bir avukat görüşmesinden ya da hapishanedeki herhangi bir uygulamadan söz etmiyoruz. Bir devlet siyasetinden ve bu devlet siyasetinin Türkiye haklarından, Kürt halkı üzerindeki yönelimden söz ediyoruz. Şimdi ne yazık ki insanlar özellikle sosyalist hareketin içerisinde belli grupların, demokrasi güçlerinin okumakta bazen eksik kaldığı, kavramakta da eksik kaldığı şeylerin başında bu özel hukuk geliyor. Bu özel hukuk aynı zamanda bir özel politikanın yansımasıdır. Bu özel politikada devletin Kürt halkına yönelik savaş politikasıdır.”

Sıradanlaştırma çözümsüzlüktür

Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan’la yaptığı telefon görüşmesinde verdiği mesajlara değinen Piroğlu şöyle konuştu: “Devlet bu tür görüşmelerle İmralı tutsaklığını sıradanlaştırmaya çalışıyor. Bu sıradanlaşmanın politik karşılığı şudur; Öcalan’ın çözüm üzerindeki etkisini, ağırlığını silikleştirmektir. Tutsaklığının normalleşmesi bu olağanüstü hukuk dayatmasının olağanlaşması anlamına gelir. Devlet açısından bunun anlamı şudur: Çözümün yegane adresini silikleştirmesi ve yok etmesi demektir. Bu aslında çözümsüzlüğü de beraberinde getiren bir şeydir. Buna izin vermek ise korkunç yanlış bir şeydir. Bu sıradanlaşmayı kabul etmek demek, aslında tecridin son bulması için yürütülen mücadeleyi aksatmak ve akamete uğratmak demektir. Tecridin kaldırılmasından vazgeçmek, çözümden vazgeçmek demektir. Öcalan’ın ifade ettiği ‘iki tarafta yanlış yapıyor’ söylemi, bununla alakalıdır.”

Savaş bloğu yıkılmalı

Öcalan ile görüşmenin ”Türkiye’deki savaş siyasetinin geriye püskürtülmesi ve devletin hukukunun sınırlarına geri çekilmesi anlamına” geleceğinin altını çizen Piroğlu, ”Bu nedenle görüşmeye izin verilmiyor. Çünkü devlet bunu yaptığı andan itibaren kendi savaş hukukundan geri adım atmaya başlar. Bu da onun için yıkıcıdır. Bu savaş bloğunun varlığı ve karakteri yıkılmadan, Türkiye’deki demokrasi güçlerinin de önü açılmaz” dedi. Demokrasi güçlerinin tecrit politikası karşısında mücadeleyi yükseltmesi gerektiği çağrısında bulunan Piroğlu, “Artık bizim talebimiz tecridin kaldırılması olmamalı, talebimiz doğrudan Sayın Öcalan’ın özgürlüğü olmalıdır. İmralı siyaseti özel bir hukuk alanı ise bu özel hukuk sürdüğü sürece cezaevi politikaları da sokaktaki devlet terörü de devam edecektir. Bunu kırmak bizim ortak mücadelemize bağlıdır” mesajı verdi.