
Süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine giren yüzlerce tutsağın taleplerine karşı Türk Hükümeti ve medyası sessizliğini korurken, tutsak yakınları hem bu sessizliğe hem de kamuoyundaki duyarsızlığa isyan ediyor.
Giresun E Tipi Kapalı Cezaevi'nde süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan Ubeyit Şen'in annesi Hacire Şen gibi nice ana ve baba gün boyunca çocuklarıyla ile ilgili haber bekliyor. "Çocuklarımız öleceğine bizler ölelim" diyen Hacire Şen, analara şu çağrıyı yaptı: "Bir an önce hep beraber Ankara'ya gidelim ve Meclis'in önünde bizler de açlık grevine girelim. Çocuklarımızın talepleri kabul edilene kadar bizler de eylemlerimize devam edelim. Çocuklarımızın tabutlarına değil, canlı bedenlerine sarılalım."
Ölünce mi haber yapacaksınız?
Baba Hasan Şen de, tutsakların eylemini görmezden gelen Türk medyasına tepki göstererek, "Açlık grevlerine neden sessiz kalıyorlar. İnsanlar öldükten sonra mı haber değeri olacak” diye sordu.
"Üç maymunu oynuyor" dediği Hükümete, "Neden cezaevlerine müfettiş gönderip, bu insanlar ne istiyor diye sormuyorsunuz? Neden görmezlikten geliyorsunuz" diye soran Hasan Şen, denenmeyen tek yolun barışçıl çözüm olduğuna dikkat çekerek, "Artık insanlarımız ölmesin. Her evlat kendi anne ve babasının gözünde en büyük sermayedir. Bir evlat gitti mi daha o evlat gelmez. Bir an önce bu sorunu çözün" çağrısında bulundu.
Gözümüze uyku girmiyor
Kadriye Yiğit'in cezaevindeki 3 çocuğundan ikisi açlık grevinde. Acısı ve kaygısı ikiye katlanan Kadriye Ana, "Çocuklarımız içerde yemek yemiyor, biz de dışarda. Biz de çocuklarımızla birlikte eriyoruz. Gözlerime geceleri uyku girmiyor" diyor.
Anayız biz içimiz yanıyor
Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'ndeki eylemcilerden Semra Tekin'in annesi Nizbet Tekin, Kürt halkını Öcalan'ı ve tutsakları sahiplenmeye çağırarak "Çocuklarımız açlık grevinde, içimiz yanıyor. Bunu yaşayamayan bilemez. Gücümüzü ve birliğimizi bir yapıp Öcalan'ı ve tüm siyasi tutsakların özgürlüğü için mücadele etmeliyiz" dedi.
Ölüm orucu dayatıyorlar
Aynı cezaevindeki Hanım Çelik'in annesi Emine Çelik de, çocuklarına para yatırmak istediklerini; ancak kabul edilmediğini söyledi. Cezaevi idaresinin uygulamalarıyla çocuklarına ölüm orucunun dayatıldığını vurgulayan Çelik, "Yıllardır bizi eziyorlar artık yeter bizler de boyun eğmeyeceğiz. Kanımızın son damlasına kadar çocuklarımızın verdiği mücadelede destek vereceğiz" şeklinde konuştu. Emine Çelik, kendilerinin de cezaevi önünde açlık grevine başlayacaklarını dile getirdi.
Kimsenin yüreği yanmadan
Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'ndeki eylemcilerden Nurcan Can'ın annesi Feride Can ise, "Çocuklarımız önderleri ve dilleri uğruna bedenlerini açlığa yatırmış. Bizler de onların ve açlığa bedenlerini yatırdıkları talepleri için elimizde geleni yapmaya devam edeceğiz" dedi. Hükümete çağrıda bulunan Can, "Tutuklu çocuklarımızı ve milyonların önder dediği Sayın Öcalan'ı serbest bırakın. Biz anneler artık kimsenin yüreğinin yanmasını istemiyoruz. Kaybetmeye tahammülümüz kalmadı" diye konuştu.
Direnişleri kutsaldır
İzmir Şakran 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki eylemcilerden Kamil İke’nin kardeşi Mustafa İke ise, “Direnişleri kutsal bir direniştir. Umut ediyoruz ki açlık grevi ölümlerle sonuçlanmaz. Biz de dünyadaki bütün halklar gibi dilimizi, kültürümüzü ve özgürlüğümüzü yaşamak istiyoruz” dedi.
Kaygı duyuyoruz
İzmir Şakran 4 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki eylemcilerden Ziver Mete’nin ablası Zeynep Mete ise, “Kardeşim ve arkadaşları, açlık grevi eylemlerini şu an tek kişilik hücrelerde devam etmektedir. Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ve baskılar gün geçtikçe devam etmektedir. Tüm bu olup bitenlerden AKP Hükümeti sorumludur. Herkesin duyarlı olmasını istiyoruz”
Kırıklar 1 Nolu F Tipi Cezaevi’ndeki eylemcilerden Şiyar Alkan ise annesi Aytan Alkan, "Çocuklarımız için bizler de ölüme hazırız" diyerek, Kürtler ile tutsakların taleplerine kulaklarını tıkayan Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül’e seslendi: "Acaba dört duvar arasında açlık grevine giren sizin çocuklarınız olsaydı ne yapardınız? Elinizi vicdanınıza koyup bir çözüm bulun."
HABER MERKEZİ
41. gün: Hayati eşik
Cezaevlerindeki açlık grevleri bugün 41. gününe girdi. Eyleme 12 Eylül'de başlayan ilk gruptaki 63 tutsak için bu tarih hayati eşik. 40. günden sonra B vitamini alınmazsa tutsaklarda en iyi ihtimalle vücut fonksiyonlarını işlemez kılan ve hafıza kaybına yol açan Wernicke Korsakof hastalığının meydana gelme olasılığı çok yüksek.
Milletvekilleri, belediye başkanları, gazeteciler ve avukatların da aralarında bulunduğu eylemciler için ölümcül sınır başlamış durumda. Hekimler, bu günden sonra geri dönüşü olmayan sağlık sorunlarının başlayabileceğine dikkat çekiyor. Çok sayıda tutsakta bunun ilk belirtileri olan; aşırı kilo kaybı, kanama, mide ağrısı, şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, diş etlerinde iltihaplanma ve konuşma zorluğu gibi rahatsızlıklar başgösterdi. Hekimler, "Açlık grevi yapan tutuklu ve hükümlülerin şeker, su, B1 vitamini almaları engellememelidir. Evrensel hukuk kuralları ulusal ve uluslar arası sözleşmelere uyulmalıdır" çağrısı yapıyor.
Göz kararması, baş ağrısı, halsizlik...
Avukatlarından alınan bilgiye göre; Bakırköy Kadın Cezaevi'nde tüm tutsaklar uyku sorunu yaşamaya başlarken, tutsaklardan Nurcan Can'ın yüzünde alerjiler nedeniyle lekeler çıkmaya başladı. Göz kapaklarında morarmalar, algılama problemleri oluşmaya başladı. Semra Tekin, gün içinde halsiz düşerken, uyku sorunu yaşıyor. Hanım Çelik, halsizlik ve algıda problem yaşamaya başladı. Çimen Türk, halsizlik, parmaklarda morartılar, uyku problemi yaşıyor ve kalp ritimleri düzensiz. Midesinde ağrılar oluşuyor. Canan Güler'in baş ağrıları başladı, idrar yollarında sorun yaşıyor.
Kandıra 1 No'lu F Tipi Cezaevi'ndeki ilk grupta yer alan tutsaklarda da sağlık sorunları başladı. İstanbul Üniversitesi'nde bilgisayar mühendisliği öğrencisiyken tutuklanan Hakan Yalçınkaya, son günlerde mide ağrıları, baş dönmesi sorunu yaşıyor. Son 3 gündür özellikle akşam saatlerinde halsiz düşerken, hareket edemez hale geliyor ve gözlerinde kararmalar oluşuyor. Mahmut Gücin, tansiyon düşüklüğü, halsizlik ve yorgunluk yaşıyor. Eklem ve kemik ağrıları çekerken, gözleri kararıyor. Gücin, açlık grevinin 28. gününde durumunu anlatmasına rağmen zorla mahkemeye çıkarıldığı, cezaevinin revir raporu vermediği öğrenildi.
BDP Bağcılar İlçe Yöneticisi Cevdet Alim ise diş etlerinde ciddi iltihaplanmalar yaşıyor. Fehmi Aslan'ın da diş etlerinde iltihaplanmalar meydana gelirken, baş dönmesi sorunu da yaşıyor. İbrahim Aykurt, son bir haftada yoğun halsizlik yaşarken, ciddi baş ağrıları çekiyor. Nihat Baran, sürekli baş ağrısı çekerken, halsizlik ve görme kaybı yaşıyor. Kaburga ve kollarında eklemlerde ciddi ağrılar, son 10 gündür uyku problemi yaşıyor.
Necat Saci, kaburga ve eklemlerinde ciddi ağrılar yaşarken, baş dönmesi sorunu var. Görme sorunu yaşayan Saci, sürekli halsiz ve tansiyonu düşüyor.
Aydın Tunç, tansiyonu düşerken, baş dönmesi, göz kararması ve görme sorunu yaşıyor. Midesinde yoğun ağrılar bulunan Tunç'ta yorgunluk ve halsizlik had safhada.
Gazeteci Ömer Faruk Çalışkan, sürekli halsizlik ve titreme yaşarken; Yusuf Keskin'in sağlık durumu ciddiyetini koruyor. Siyasi tutsaklara destek için açlık grevine giren adli tutuklu Murat Çeliktepe de ciddi halsizlik sorunu yaşıyor.
Tükürük ve idrarda kanama
Kandıra 2 No'lu F Tipi Cezaevi'nde Şeyhmus Öncel, tuvalet ihtiyacını giderirken kanamalar meydana geliyor. Mide ağrısı yaşayan Öncel, 20. günden sonra baş dönmesi ve tansiyon düşüklüğü başladı. Geceleri ise ışıkta gözleri yanıyor. Emrah Kaplan, gözde kararmalar yaşıyor. Herhangi bir ışık baş ağrısına yol açıyor. Erol Şen, sabahları tükürdüğünde kan akıyor. 10 kilo vermiş durumda. Nazmi Doğan kilo kaybı yaşıyor. Suphi Yalçınkaya, ciddi halsizlikler ve baş dönmeleri; Abdullah Rüzgar baş ağrıları yaşıyor.