Hacı Lokman Birlik, Şırnak'ın Dicle Mahallesi'nde polisler tarafından yaralı halde yakalandıktan sonra infaz edilip zırhlı aracın arkasına bağlanıp sürüklenerek Emniyet Müdürlüğü'ne götürülmüştü. Emniyet önünde ise özel harekat polisleri Birlik'in cenazesi etrafında 'toplu fotoğraf' çektirmişti. Otopsi raporuna göre Birlik'in vücuduna 28 mermi isabet etti, en az 17 tanesinin öldürücü nitelikteydi. Birlik'e yönelik vahşetin görüldüğü fotoğraf ve video ardından arkasına bağlanarak sürüklendiği zırhlı araçtaki polislerin telsiz konuşmaları da basına yansıdı. Konuşmalar, 3 Ekim'de yaşanan vahşetin organize, emir komuta zincirinde hayata geçirildiğinin de açık kanıtı. 

Birlik ailesinin suç duyurusu üzerine ‘kişinin hatırasına hakaret’ suçuyla Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmış, videoyu yayınlayan iki polis İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılmıştı. İsimleri açıklanmadan görevden uzaklaştırılan 2 polis ile Birlik'in yerde sürüklendiği zırhlı araçta bulunan diğer polisler hala ifade vermezken, Birlik ailesinin avukatların talebi üzerine polislerin o güne ait telsiz konuşmaları dosyaya eklendi. 


Telsiz üzerinden talimat 

Telsiz konuşmaları, Kürdistan'da devreye konulan kirli savaş konseptinin merkezi ve hiyerarşik bir şekilde uygulandığını da ortaya koyuyor. Birlik'in zırhlı aracın arkasına bağlanılıp Emniyet Müdürlüğü'ne kadar sürüklenmesi, fotoğraflarının çekilmesinin talimatı telsiz üzerinden veriliyor. Birlik için ağır hakaret ve küfürler de ediliyor. 


Organize suç

Hacı Lokman Birlik'e yönelik vahşetin organize bir suç olduğunu belirterek, suçu işleyen ve talimatı veren telsiz konuşmalarındaki tüm polislerin belirlenmesi ve haklarında dava açılması için Şırnak Cumhuriyet Başavcılığı'na başvuru yapıldı. Başvuru dilekçesinde, "Telsiz görüşmelerinde Birlik'in cesedinin Emniyet tarafından organize şekilde araca bağlanarak sürüklendiği ortaya çıkmaktadır. Bazı görüşmelerde 'efendim, müdürüm' şeklinde ibareler geçmektedir. Bu durum, suçun üst kademelerde görev yapan emniyet görevlilerince organize edildiğini göstermektedir" denildi. 

Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı bunun üzerine İl Emniyet Müdürlüğü'nden bu emri veren ve yerine getiren polislerin açık kimliğinin belirlenip gönderilmesini istedi. 


İfade vermediler 

Gazetemize konuşan HDP Şırnak Milletvekili ve infaz edilen Hacı Lokman Birlik'in yengesi Leyla Birlik, "Savcı, zırhlı araçta bulunan 4 kişi ve görüntüleri yayınlayan 2 kişiyi şüpheli olarak çağırdı. Ancak şimdiye kadar daha hiçbiri ifade vermeye gitmedi" dedi. Yasal sürenin tamamlanmasını beklediklerini ifade eden Birlik, tekrar başvuru yapacaklarını söyledi. 


Konuşmalar kanıtlıyor 

Birlik ailesi, polislerin "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "ölünün hatırasına hakaret", "görev esnasında işlenen suçu bildirmemekten" ve "görevi kötüye kullanmak"tan yargılanmasını talep ediyor. 

Vahşetin her aşamasında yer alan tüm polislerin ve amirlerin yargılanmasını talep ettiklerini belirten Leyla Birlik, şöyle dedi: "Burada örgütlü bir durum var, organize olunmuş, anlaşılmış, telsiz konuşmalarıyla da bu tamamıyla anlaşılıyor. Görüntülerde 30 yakın polis görülüyor ve bunlardan hiçbirisi bu duruma ilişkin suç duyurusunda bulunmamış. Şikayetemiz 6 polisle ilgili değil orada var olan bütün kişilerin yargılanmasıdırd. Bu işi organize eden, talimat veren, yönlendiren bir amir de var orada. Tüm bunların yargılanmasını istiyoruz."


İlk kez yaşanmadı

Hacı Lokman'a yönelik vahşete ilişkin "Hacı lokman'ın sürüklenmesi Kürdistan'da ilk kez işlenen bir suç değil. Daha önce de buna benzer bir çok suç işlenmiştir ama açığa çıkmamıştır. Suçlular cezalarını çekmemiş, yargı görevini yerine getirmemiştir" diyerek, hukuki süreci zorlayacaklarının altını çizdi. 


Deliller saklanıyor

Dosyanın çok ağır işlediğine vurgu yaparak, delillerin emniyet tarafından saklandığına işaret eden Birlik, şu bilgileri paylaştı: "Basın yansıyan sürüklenme görüntüleri bizim ortaya çıkardığımız görüntülerdir. Bunun dışında bize verilen dosyaya eklenen bir görüntü yok. Sürüklemeye dönük ne karakoldaki ne hastanedeki görüntülere ulaşabildik. Mobese kayıtlarının olmadığı, kameraların bozuk olduğu, esnaflardan hiçbir görüntü olmadığı ileri sürüldü."



Telsiz konuşmaları!



Birlik'e yönelik vahşi saldırıya ilişkin soruşturma dosyasına giren telsiz konuşmaları dakika dakika şöyle:


A telsizi 00:24:17  

Asayiş anlaşıldı fotoğraf çekebilirsiniz, fotoğraf çekin. 


A telsizi 00:48:14 

Asayiş doğru değil, şahsı alamadık, ona kanca takalım mı müdür?


B telsizi 00:48:20 

Asayiş doğrudur. Şu an kanca geçmiş olması lazım, kanca vasıtası ile sürükleyip çıkartalım oradan.


A telsizi 00:48:26 

Asayiş anlaşıldı. Şu an seyyar kancası olan ekip var mı?


C telsizi 00:49:00 

Asayiş bende bunu çekecek ip halat var. Sen de… Ben bunu çeke çeke götürürüm. 


A telsizi 00:49:07 

Asayiş anlaşıldı. Biz ön tarafa geçiyoruz. Siz o kancayı takın.


C telsizi 00:49:16 

Asayiş tamam abi sen öne doğru çık, onu sütreye ben arabayla yanaşacağım, ipi bağlayacağım tamam mı?


A telsizi 00:52:52

Asayiş çıkış yapıyorsun diye anlaşıldı. Çekiyor musun yani?


C telsizi 00:52:57 

Asayiş şimdi çekmeye başlayacağım abi. Arkamdan siz de kontrol edin tamam mı?


A telsizi 00:53:38 

Asayiş efendim güvenlik açısından uygun olursa en son siz terk edin burayı.


C telsizi 00:54:09 

Asayiş efendim bu p... nereye götürelim.


D telsizi 00:54:39

Asayiş Emniyet Müdürlüğüne götürün.


E telsizi 00:55:28 

Asayiş bu çeken ekip karakolun önüne alalım. Bunu alalım etrafa görüntü vermeyelim. Arkanda duruyorum. Kapatıyorum yolu. Bunu alalım öyle içerde götürelim.




Birlik'ten suç duyurusu 


1 Aralık'ta polislerin suikast girişiminde bulunduğu Leyla Birlik, bu konuyla ilgili de dün Şırnak Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Mardin-Amedr yolu üzerinde, Amed girişindeki kontrol noktasında aracıyla seyir halindeyken saldırı girişiminde bulunulan Birlik, Diyarbakır Emniyeti'nin 'rutin kontrol' açıklamasına tepki göstererek, "Namluları farketmesek, araç taranacaktı, bu konuda netim" dedi. 

Söz konusu kontrol noktasından daha öncede defalarca geçiş yaptığını belirten Birlik, şöyle konuştu: "Her zaman geçtiğim yol, ancak bu kez terkedilmiş, kullanılmıyor görüntüsü vardı. Normalde kontrol noktasında ne olur; resmi polis, bir araç ve dur ihtarı olur. Orada kesinlikle dur ihtarına ilişkin bir ibare yoktu. 20'ye yakın kolluk kuvvetinin yüzleri kapalıydı, mevziye yatmışlardı. Eşim kontrol noktasına yanaştığımız için hızını düşürdü. Mevzilerden bize doğrultulan namluları farkettiler, el frenini çekmeden araçtan indik. Ben vekil olduğumu söyledim, sıkmamaları yönünde dakikalarca telkinde bulundum. Benim üzerime doğrultulan namlularla bana yaklaştılar ancak ondan sonra diyalog gelişti."


Elçi'ye gönderme yaptılar

Aracının Kandil'den bu yana takipte olduğunun söylendiğini aktaran Birlik, "Benim aracım Güney Kürdistan'a hiç giriş yapmamış, Meclis'te kayıtlı bir araçtır. Madem ihbar vardı, 5 saattir yoldayım neden durdurmadınız, burada durdunuz neden dur ihtarı yok?" diye sordu. 

"Ben durmasaydım tarayacak mıydınız" sorusuna karşılık Tahir Elçi'ye gönderme yapıldığını ifade eden Birlik, "İçlerinden birisi 'Biz geçen gün Sur'da durdurduk, siz iki tane polisimizi öldürdünüz' dedi. Tepki gösterince 'öldürüldü' diye düzeltti. Orada şunu açıkça itiraf ettiler 'biz dur demeyecektik size'." 

Bu saldırıların Kürdistan'da yaşanan savaş konseptinin bir parçası olduğunun altını çizen Birlik, "Sadece şahsıma değil HDP'li olmama dönüktü" dedi.  n HABER MERKEZİ