TTB Açlık Grevi İzleme Heyeti Üyesi Cegerxwin Polat, Leyla Güven’ın sağlık durumunun bağımsız bir hekim heyeti tarafından tespit edilmesi için cezaevi savcılığına yaptıkları başvurunun Adalet Bakanlığı’nca reddedildiğini söyledi. Güven, ağırlaşan sağlık durumu nedeniyle avukat görüşüne çıkamıyor. Meclis, yargı, hükümet ve organları, tüm çağrılara kulaklarını kapatmış durumda.
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle 8 Kasım’da başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi 77. gününe girdi. 22 Ocak itibariyle 60 Türk cezaevinde 293 tutsak da Güven’e eşlik ediyor.
Koğuşta görüşmeye yanıt yok
Güven ile bulunduğu koğuşta görüşebilmek için 17 Ocak’ta cezaevi savcılığına başvuran avukatlarına, düne kadar bir cevap verilmedi. Güven, 10 Ocak’tan beri avukatlarının görüşüne çıkamıyor. Güvenin avukatı Cemile Turhallı Balsak, müvekkilinin refakatçisiyle yaptığı görüşmede, Güven’in düşük tansiyon ve boğaz ağrılarının son iki gündür ağırlaştığını aktardı. Güven, önceki gün ilk kez kızı Sabiha Temizkan ile görüşemedi. Güven, TTB doktorları dışında muayene olmayı reddediyor.
Bakanlık TTB’ye izin vermedi
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Açlık Grevi İzleme Heyeti Üyesi Cegerxwin Polat, açlık grevlerinin 60. gününden itibaren ölümlerin yaşanabileceğine dikkat çekerek, B1 vitaminin verilmesinin bile şu anda gelinen aşamanın kritik olmadığı anlamına gelmediğini vurguladı.
Güven’in 77. gününde olduğunu hatırlatan Polat, 250 civarında tutsağın da açlık grevinde olduğunu hatırlattı. Açlık grevi eylemcilerinin yoğun semptomlarının kendilerine ulaştığını belirten Polat, “Leyla Güven’le ilgili bize ulaşan bilgiler çok yoğun yorgunluk, bulantı, kusma, sıvı alamama durumu söz konusudur” dedi.
Tansiyon kalbi tetikler
Açlık grevlerinin kalp üzerindeki etkilerine dikkat çeken Polat, açlık grevinde yaşanabilecek sağlık sorunlarını şöyle dile getirdi: “Kişi yeterince gıda tüketemediği için tansiyon değerlerinde ciddi düşüklüler meydana gelir. Bununla beraber eğer varsa zeminde bir sorun tansiyon düşüklüğü kalbi daha da zorlayabilir ve çarpıntı tarzında yakınmalar meydana gelir. Eğer kalp sorunu da varsa büsbütün kalbi sıkıntıya sokacak bir sürece evirilebilir. Bu yoğun bir şikayeti de birlikte getiriyor. Özellikle mide bağırsak sisteminde sindirimle ilgili ciddi sorunları beraberinde getiriyor. Eğer katı bir gıda almazsanız, bağırsaklarınızı çalıştıracak gıdaları alamamış olurusunuz. Bu bağırsakta gıda emilimini sağlayan yapıların zaman içinde bozulması sindirim sisteminde ağır tahribatlara yol açabilecek sonuçları doğurabilir. Beraberinde vücut yeterli miktarda gıda tüketemediği için enerji metabolizmasını değiştirir. Yine diğer vitaminleri ve besin değerlerini de almadıkları için görme bozuklukları, baş dönmeleri, hafıza ve bilinç sorunları yaşayabilir.”
Adalet Bakanlığı uygun bulmadı
Diyarbakır E Tipi Cezaevi savcısıyla görüştüklerini aktaran Polat, “Leyle Güven için bağımsız bir hekim heyetinin oluşturulmasını ve sağlık durumuna dair tespitleri yapmasını talep ettik; ancak Adalet Bakanlığı tarafında ret cevabı aldık. Gerekçe olarak bunu uygun bulmadıklarını, gereken müdahaleleri kendilerinin yaptıklarını ifade ettiler” diye konuştu.
Adalet Bakanlığı’nın verdiği ret cevabının şaşırtıcı olmadığını belirten Polat, “Devletin, ne yazık ki geçmişten de bildiğimiz gibi tutumu belli, ancak biz TTB olarak bize yapılan başvuruları sonuçlandırmakla hükümlüyüz” dedi. Polat, hekimlerin, açlık grevi eylemcilerinin isteklerinin tersi olabilecek zorla müdahaleyi mümkün kılabilecek pozisyonlara girmesini istemediklerini söyledi.
Can kaybı yaşanmadan
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) de konuyla ilgili genel merkez binasında basın toplantısı düzenledi. SES Eşbaşkanı İbrahim Kara, sendikalarına ulaşan bilgilere göre; 22 Ocak tarihi itibari ile 60 cezaevinde 293 kişinin açlık grevi eyleminde olduğu bilgisini paylaştı. Açlık grevlerinin kritik aşamaya geldiği uyarısında bulunan Kara, “Özellikle Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde tutuklu olan ve süresiz dönüşümsüz açlık grevinin 77. gününde olan Leyla Güven’in bitkin ve yorgun olduğu, ciddi kilo kaybı yaşadığı, görme bozukluğu olduğu, tansiyon düşüklüğü yaşadığı, eklem ve kas ağrıları çektiği, bulantı nedeniyle sıvı almada zorlandığı, ses ve gürültüye karşı hassasiyetinin olduğu ve özellikle son bir hafta içerisinde enfeksiyon bulgusu olabilecek ateş yüksekliği şikayetlerinin olduğu, avukat ve ziyaretçi görüşmesine çıkmakta zorlandığı ifade edilmektedir” diye konuştu.
Malta Bildirgesi’ne uyulsun
Açlık grevi eylemine başvuran tutuklu ve hükümlülerin başta sağlık hakkı olmak üzere, yaşam haklarının korunması için tüm yetkililerin gerekli duyarlılığı göstermesi gerektiğini söyleyen Kara, Adalet ve Sağlık Bakanlığı’nın Malta Bildirgesi’ne uygun bir hassasiyet gözetmesi çağrısında bulundu. “Sağlıkçılar, mesleki değerler ve etik ilkeler dışında davranmaya zorlanmamalıdır” diyen Kara, şunun vurguladı: “Sendika olarak etik ve mesleki değerlerimizi ve ilkeleri her koşulda savunacak ve bunları savunan sağlık emekçilerinin yanında olacağız.”
Hekim seçme hakkı
Tutsakların hekim seçme ve ikinci bir görüş alma hakkının kullandırılmasını talep eden Kara, sendika olarak böyle bir talep olması halinde sorumluluk alacaklarını söyledi.Cezaevinde kalanların onurları, insan hakları, yaşam hakkı ve sağlık hakkının korunmasının devletin sorumluluğunda olduğunu belirten Kara, şöyle devam etti: “Açlık grevlerinin herhangi bir aşamasında cezaevi kurumlarının olası şeker, tuz ve vitamin yasağı, yaşam hakkı bağlamında zamana yayılmış işkence ve kötü muamele olarak ele alınabilecek bir tutumdur. Bu ve benzeri tutumlar ne yazık ki, geçmiş yıllardaki açlık grevlerinde sakat kalma ya da ölümle sonuçlanabilecek ağır sonuçların yaşanmasına neden olmuştur.”
Tuz ve şeker kritik önemde
Açlık grevindekilerin sağlık çalışanları tarafından düzenli takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Kara, “İhtiyaçları olan su, tuz, şeker ve B1 vitamininin sağlanması, kendilerine bakamayacak duruma geldiklerinde refakatçilerinin olması, zor kullanmaktan kaçınılması gibi konular ek sağlık sorunları ortaya çıkmasını engelleyecektir. Açlık grevlerinde ‘sıvı, B grubu vitamin, tuz, şeker ve karbonat’ alımı yaşamsal olduğu kadar, eylem sonlandıktan sonra kalıcı beyin hasarlarının önlenmesi açısından da kritik önemdedir” ifadelerini kullandı.
Diyalog zemini için adım
Açlık grevindekilerin durumlarının tespiti için sağlık örgütleri ve insan hakları örgütlerinden oluşan bir heyetin cezaevlerini ziyaret etmesine izin verilmesini isteyen Kara, sağlık emekçileri olarak sürecin takipçisi olacaklarını söyledi. Kara, son olarak tutsakların kalıcı zarar görmemesi ve can kayıplarının yaşanmaması için Adalet Bakanlığı’nı ve Sağlık Bakanlığı’nı diyalog zemini oluşturarak gerekli adımları atmaya davet etti.
AMED