
Çoğu dilde yeni yıl, yeni gün manasına gelir ve uyanışı, tazeliği çağrıştırır. Kürtler, 70’lerden itibaren asimilasyona ve diğer devlet politikalarına karşı Newroz’u her sene kutlamaya başlar; fakat 90’lardan sonra Newroz, bir halkın karşı koyuşunu ve direnişini aktarır hale gelir. 18 Mart’ta Tophane Tütün Deposu’nda açılışı yapılan “Tanımlanamayan Ateş: Newroz” sergisi anaakım medyanın 90’lardan itibaren Newroz’u nasıl gördüğünü ve gösterdiğini ele alan bir sergi. Bir asimilasyon politikası olarak Newroz’un Türkleştirilmesi ve bir şekilde Türklere mal edilmesi süreci, 90’lardan itibaren 10 anaakım yayın organının gözünden ele alınıyor. Kürtlerin kitlesel olarak alanlara çıkıp bugünü kutlaması devleti rahatsız ettiği için medya da bu politikaya ortak oluyor.
Sergi boyunca “bu kadar ahmaklık olamaz” dediğiniz her olayı, durumu belgeleri görüyorsunuz. Bir karşı koyuş ve başka bir varoluş olarak devletin “Nevruz” kutlamalarına tanık oluyorsunuz. Ateş üzerinden atlamaya çalışan Tansu Çiller, hâlâ kabul görmeyen “W” harfinin tarihselliği bile pek çok şey anlatıyor. Meydanlara çıkan insanları gözaltına almak, halay çeken insanların üzerine ateş açmak, evlerinin önünde kutlamaya çalışan insanlara dahi tahammül edememek ve bunların hepsini bir devlet politikası olarak göz etmek pek çok şey anlatıyor.
Atılan manşetlerden bazıları şöyle: “Nevruz, Türk Bayramı”, “Orta Asya’da Bahar Bayramı”, “Nevruz Türk Geleneği”, “Nevruz, Hiçbir Kökene Ait Değil”, “Genelkurmay: Nevruz Kürtlere Ait Değil”. Görseller keza, manşetleri destekleyen ve “Baharın gelişi de bizden sorulur,” diyen politikacılarla desteklenmiş. Bir konuyu veya olayı ifade edişimiz, onunla ilgili ne düşündüğümüzdür; kurduğumuz cümleler ve dolayısıyla kullandığımız dil de öyle. Dil, düşüncedir. Manşetlerden dahi Kürt coğrafyasının, Kürt halkının maruz kaldığı zulmü görebileceğiniz bir sergi bu sergi. Sistematik bir psikolojik, fiziksel şiddet, ezen- ezilen ilişkisi ve “haklı olan benim”in temsilleriyle dolu, görsellerle desteklenmiş bir asimilasyon temsili. Mutlaka gidin, görün. Hem belki Batı’daki herkesin evinden dışarıya adım çıkmaya korktuğu şu günlerde Amed’deki kutlamanın hıncahınç dolu olması da anlaşılır. Pîroz be.
TUÐÇE YILMAZ