Tarih tekerrür etmemeilidir! Tekerrür etmemesi içinde tarihten ders çıkarmak gerekiyor.
Geçen hafta sizlere iki sömürgeci (TC ve Irak) devletin tarih boyunca zor günlerinde Kürtler’in temel insan haklarına saygı duyacaklarını açıklayıp Kürtleri kandırdıklarını, güçlenincede Kürtler’in temel haklarını tanımayı bir tarafta tutalım, Kürtler’e karşı soykırım suçları işlediklerini örnekleri ile anlatmıştım. Bu haftada diğer iki sömürgeci (Suriye ve İran) devletinin katagullilerinden bahsedeceğim.
1930’lı yıllarda Suriye’de Arap milliyetçiliğinin geliştiği yıllardır. Fransız Manda rejimine karşı Arap milliyetçiliği yükselmektedir. Xoybûn etrafında toplanan Kürtlerde de ikili düşence oluşmuştur. Birinci düşünceye göre Fransız Mandacılığına karşı Arap milliyetçileri ile birlikte mücadele etmek gerekir. Bir diğer grub ise Cezire mıntıkasında Kürtler ve Hıristiyanlardan oluşan bir özerk bölgenin kurulmasını savunuyorlar. 1937’lerde Fransızların Arap milliyetçilerine karşı Kürtlerle işbirliği yapma teklifi Cemilpaşalar ve Bedirxanlar tarafından geri çevrilince Fransızlar kendileri ile işbirliği yapmayanları Tedmür çölüne sürüyorlar. Arap milliyetçilerinin iktidarda olduğu Suriye hükümeti ise Cezire’deki özerklik istemine karşı çıkıyor, bölgeye Arap aşiretlerini yerleştirmeye başlıyorlar.
Uzun lafın kısası Kürtler G.Batı Kürdistan’da Fransız mandacılığına karşı birlikte mücadele ediyorlar. Fransızlar Suriye’den çekildikten sonra Kürtler, Arapları desteklemenin bedelini aynen Kuzey Kürdistan’da olduğu gibi çok ağır bir biçimde ödüyorlar. Kürtlerin varlığı kabul edilmiyor, yüzbinlerce Kürt yakın zamana kadar Suriye vatandaşı olarak kabul edilmiyor. Arap kemeri politikası ile Kürtler Cezire’de çıkartılıp orta bölgedeki çöllere sürgün ediliyor, Kürt siyasi partilerinin yönetici ve üyeleri tutuklanıp yıllarca sorgusuz, sualsız zindanlarda çürütülüyor, Kürt şehir ve köylerinin isimleri Arapça’ya çevriliyor, Kürtçe basın-yayın yasaklanıyor.
Kürdistan’ın doğusunda 1947 yılında Mehabbad Kürt Cumhuriyeti’nin yıkılmasından sonra Kürtler üzerinde koyu bir baskı politikası uygulanıyor. İran şahı Rıza Pehlevi döneminde Kürtler Şah rejimine karşı İranlı demokrat ve komünistlerle birlikte mücadele veriyorlar. 1979 İslam Devriminin hazırlanmasında Kürtler ve partileri önemli rol oynuyorlar. İmam Humeyni ortalık durulduktan sonra Kürtlerin özerklik taleplerine karşı yan çiziyor. Kendisi ile görüşmeye giden şehit Evdırahman Qasımlo’ya verdiği cevap enteresandır; “Qasımlo’dur Kur’an-ı Kerim’e bakalım eğer Kürtlere otonomiden bahsediyorsa, bizde Kürtlere otonomi verelim”.
Kürtlere otonomi verilmeyince Kürtler de zorunlu olarak silaha sarıldılar. Humeyni özgürlük isteyen Kürtleri dinsizlikle suçladı ve onların katledilmesi yönünde fetva verdi. Kürdistan’ın doğusu Pasdarlar (devrim muhafızları) ve İran ordusu tarafından yeniden işgal edildi. Kurulan Sahra mahkemelerinde kırkbin Kürt infaz edildi. Sahra mahkemeleri sorumlusu Ayettullah Halhali infaz edilenlerin hepsi mi suçluydu diye soranlara “eğer içlerinde suçsuz insanlar var ise bunlar cennete gidecekler, eğer suçlu iseler bunlar zaten cehennemliktir. Bunların cezasını bu dünyada vermek bizi sorumluluk altına sokmaz” diyordu.
Görüldüğü gibi sömürgeci sistemler ideolojisi ne olursa olsun selamete çıkıncaya kadar Kürtler’e hep güler yüzlü görünmüşlerdir. Selamete çıktıktan sonrada Kürtlere kanlı yüzlerini, dişlerini, pençelerini göstermişlerdir. Bu Kürdistan’ın her dört parçasında da böyle olmuştur.
Bugünde Kürdistan’ın güneyinde sırtını İran’a dayayan Nuri Maliki ondört madde üzerinde anlaşmaya varan Bağdat-Kürt heyetinin mutabakat belgesini kabul etmeyerek geri çevirmiştir. Dicle Operasyon güçlerine ilaveten yeni güçlerin sorunlu bölgelere gönderilmesini emretmiştir.
Sayın Mesut Barzani biz” Maliki’nin önünde diz çökmeyiz, ancak Allah’ın önünde diz çökeriz” diyor. PKK, “Kerkük’e müdahale olursa biz Kerkük’ü savunuruz” diyor. G.Batı Kürdistanlılar müşterek bir ordu kurma üzerinde anlaştılar. PYD temsilcisi Xelil Adar “bizi en iyi anlayan M.Barzani’dir” diyor. Kürtler sömürgeci güçlere karşı birlikte hareket etmelidirler. On yıl önce yazdığım KSK (Kürt Silahlı Kuvvetleri) kurulmalıdır önerimin on yıl sonrada olsa gündeme gelmesi sevindiricidir. Kürtler bundan böyle sömürgecilerin çirkin yüzlerini çok net görecek biçimde uyanık olmalıdırlar. Gün birlik ve beraberlik günüdür...
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 3 Aralık 1994 tarihinde Özgür Ülke gazetesinin İstanbul Kadırga’daki merkez bürosuna yapılan bombalı kontgerilla saldısında bina havaya uçuruldu. Ersin Yıldız şehit düştü.
* Kürt dil bilimci, siyasetçisi ve yazarı, Paris Sorbonne Üniversitesi Kürdoloji Enstitüsü kurucusu Mir Kamuran Ali Bedirxan 6 Aralık 1978 tarihinde aramızdan ayrıldı.
* 8 Aralık 1966 tarihinde PKK esir aldığı altı askeri Türkiye’den gelen heyete yapılan protokol gereği teslim etti.