İstanbul gibi okuma yazma oranı yüksek olan bir kente karşın, zalimin zulüm dilinde alfabesiz olan çok sayıda Kürdistanlı kadının milyonlarca oylarının büyük bölümünü isabetli şekilde bağımsız adaylarına vermeleri hayran kalınan bir mucize olup tarihe yazılan büyük bir destandır! Onlar sistemin, en başta da AKP ve Kürt halkının temel hak ve özgürlüklerine karşı yeminli yandaşlarının baskı, sindirme ve hokkabazlıklarla hak gaspetme oyunlarını altüst ederek siyasi alana onurlu bir abide diktiler.
O hünerli parmakları öpülecek kadınlar başta olmak üzere Kürt halkı ve topyekun Türkiye Demokrasi Güçleri son 20/30 yıldır Kürt coğrafyasında binlerce cinayet işleyen ruhsatlı katillerin zehir yüklü panzerleri gölgesinde demokratik siyasi alanda kendilerine tercüman olacak, gerçek demokrasi kanallarını açacak vekillerini seçmek için insanüstü bir çaba/emek sergilediler. Başta Avrupa’dan gidenler olmak üzere tarafsız gözlemciler ve vicdani olan herkes bunun, bu seçim barikatlarını aşmanın ne kadar zor olduğuna bizzat tanık oldu.
Türkiye demokrasi güçleriyle birlikte kazanılan bu büyük zafer başta AKP olmak üzere sistemi bir kez daha sarstı. Kör zindanlara meydan okuyarak “Beton duvarlarınız bize vız gelir, vız!!” diyen devrimciler gibi onları doğuran analar da “Sizin hileleriniz bize vız gelir vız!” dediler! Gerçekten onlar tarihe dünyada benzeri görülmemiş bir destan kazandırdılar. Bu şanlı destan, sistemi ve yeminli bekçilerini çılgına çevirtti. Başarılarının zaferini alanlara taşıyan halka Sultan’ın ruhsatlı zorbaları kadın/erkek, genç/yaşlı, çocuk/bebek, engelli ve hasta demeden yerden/gökten zehir yağdırdılar. Arkasından da siyasi ganimet başlatarak Blok Adayları’nın oylarını yandaşlarına peşkeş çekmeğe başladılar. Göz göre göre hırsızlık yaptılar. Çalıntıların büyük payının kadın cinsinden bir siyasi köleğe verilmesi sisteme teslim olmuş kadının ne kadar düşürüleceğinin işareti olmaktadır.
Mayası hile, yalan/dolan ve haram üzerine kurulu sistem bekçileri hukuk katliamcılarını devreye sokarak halkın seçilmiş temsilcilerinin yoluna kalın duvarlar çekmektedirler. Seçilmiş halk temsilcilerini zindanlarda tutmaları bunun göstergesidir. Asıl amaçları ise Hatip Dicle örneği Blok’un/halkın kazanımını gasbederek dikta iktidarlarını devam ettirmektir. Erdoğan’ın muhalefete rest çekmesi bunun ifadesidir.
Hukuk cellatlarının destek sunduğu bu haramiliğe en güzel cevabı; Blok seçmenlerine tercüman olarak “Öyle iş yok Bay Erdoğan! Ben çalışacağım, alınteri dökeceğim, ama Sen bu emeğimin karşılığı olan hakkımı/paramı siyasi kölelerine ikram edeceksin! Bunu yapamazsın Bay Erdoğan!” diyen Kürt kadını vermekterdir. Bu oylar o anaların kutsal memelerinden akan ak süt gibidir. Ve bir ateş topudur. Haram yemeğe alışık boğazınızla bu ateş topunu yutamazsınız, sadece boğazınızı değil sizi de yakar beyler, beyefendiler!