Nuda YÜKSEL
Tarih boyunca zamanın akışını değiştiren, tarihin oluşumuna yön veren birçok felsefik, dinsel, düşünsel, bilimsel gelişmeler yaşanmıştır. Bunun yanı sıra bazen de hiç beklenmeyen, kestirilemeyen tarihin sürprizi ya da mucizesi denilebilecek olay ve olguların da tarihi bambaşka bir yöne taşıdığı bilinmektedir.
Tarih bu anlamda, hakikatin farklı biçimlerde kendini ifade ettiği alan olmuştur.
Bu anlamda 21. yüzyıl hakikat savaşının derinleştiği, çelişki ve çatışmaların zirveye ulaştığı bir yüz yıl olma özelliğini taşımaktadır. Yine 21. yüzyıl, hiç bir çağın yaratamadığı kadar alternatif sistemi inşa etme şansını ve imkânını insanlığa vermektedir.
Kuşkusuz yaşadığımız zamanın, anın hakikat savaşçılığını demokratik modernite güçleri vermektedir. Tarihsel toplumun çarpıtılmış yok sayılmış gerçeğine karşı toplumu kendi öz değerleriyle buluşturarak doğal olanın, doğru olanın iyi ve güzel olanın ne olduğu sorularını sorarak toplumsal hafızayı canlandırmaktadır. Canlanan ruh kazanan toplumsal yapılar muazzam bir enerji potansiyelini içinde taşımakta, sürekli bir oluşum haline geçerek değişme, farklılaşma eğilimini ortaya koymaktalar.
Modernite sistemi binlerce yıldır toplumda ve insanda olan yaratıcı dönüştürücü enerjiyi iktidar formunda tutarak katılaştırmış, toplumu ve insanı kapalı devreler haline getirmiştir. İnsanı en yaratıcı değeri olan iletişime, etkileşime ortak eyleme potansiyeline yabancılaştırmıştır.
Kapitalist sistem tarihi şimdiye, insanı biyolojiye yani bedene, toplumu mekanizmaya, doğayı metaya indirgeyerek tarihin en büyük sapmasına neden olmuştur. Bugün yaşadığımız toplumsal siyasal krizin yaşanan bu sapma ile ilgili olduğu herkesin kabul ettiği bir gerçekliktir.
Ancak gelinen aşamada toplum olarak sıkıştırıldığımız, kapatıldığımız bu sistemin içine sığmadığımızı hepimiz bu son günlerde daha fazla hissederek anlamaktayız. Toplumlar, topluluklar bireyler olarak yaşadığımız bu derin krizden çıkmanın yolunu bulmaya çalışıyor, düşünce üretiyor tartışıyor, alternatifler üzerine kafa yoruyoruz. Bütün dünya bir çıkış arasa da ironik de olsa Koronavirüs bize çıkışın toplumsal kimliğimize sıkı, sıkı sarılmaktan geçtiğini göstermesidir.
Kapitalist modernite için artık çanlar çalarken tarihte belki ilk kez bu çanın sesi dünyanın her yerinde tüm insanlar için tek bir anlama gelmektedir. Bu ses insanları aynı ritimde hareket etmeye, ortak duyguları yaşamaya, sevginin dostluğun anlamını keşfetmeye itmiştir.
Süreç tıpkı evrenin ilk oluşum sürecine benzemektedir. Nasıl ki çok küçük bir noktada sıkışan sınırsız ve sonsuz enerji büyük patlamayla özgür kalmış ve muhteşem bir evrenin oluşumuna yol açmışsa, toplumun da içinde taşıdığı özgürlük enerjisi ile büyük bir patlama düzeyine gelmiştir.
Mesele doğru zamanda bu patlamanın nabzını doğru anda tutarak doğru eylem, doğru örgütlenme ve doğru söylemle enerjiyi toplumsal inşaya dönüştürmektir. Yine bu süreci tetikleyecek çok büyük olay ya da olguları beklememek gerek. Bazen çok farklı bir eylem biçimi yaratıcı bir biçimde ifade edilen bir söz ya da sanatsal bir üretim bu süreci tetikleyebilir. Bunun için evlerimize sıkıştırıldığımız bu zamanda yapılabilecek her şeyin dönüştürücü gücünün olduğunu bilmemiz gerek
Penceremizde, balkonumuzda söyleyeceğimiz direniş türküleri bizi ortak ruhta bir araya getirdiği gibi dayanışmaya ihtiyacı olan sokağımızla, mahallemizle, kentimizle kardeş aile olarak bu süreci hızlandırabiliriz. Tartışma platformları oluşturarak sürekli yeni yaratıcı düşünceleri ortaya çıkarabiliriz.
Her akşam evimizde bir mum yakarak yaşanan karanlığa bir ışık olduğumuzu ifade edebiliriz.
Zindanlarda yaratılmak istenen ölüm kamplarına karşı insan olmada, insan kalmada ısrar ettiğimizi, edeceğimizi, komşumuza akrabamıza kısacası insan olana sırtımızı dönmeyeceğimizi haykırabiliriz
21. asrın insanları olarak bizi yasadığımız çağdan utandırdınız diyerek ahlaki tutumumuzu şimdi ortaya koyarak tarafımızı belirlemeliyiz.
Özgürlük tüm potansiyelini harekete geçirmektir. O zaman öncelikle var olan potansiyelimizi harekete geçirerek, Nemrudun kulağındaki sinek misali kapitalist modernite düzenini felç edelim, serseme çevirip tarihin çöplüğüne atalım. Boşuna dememişler tarihi bazen bir sinek de değiştirebilir.