İki hafta önce AP Dış İlişkiler Komisyonu’nda verilen 415 farklı önergenin siyasi grupların uzlaşma önergeleriyle birleştirildikten sonra yeni bir biçim alan İlerleme Raporu’na, İmralı’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile devlet arasında süren görüşme süreci ve AP’nin bu süreçten beklentileri de dahil edildi. Böylece söz konusu taslak rapor AP Genel Kurulu’nun onayına sunulması için Dış İlişkiler Komisyonu tarafından oy çoğunluğu ile kabul edildi.
Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye İlerleme Raporu 17 Nisan’da Genel Kurul’da tartışmaya açılıyor. Türkiye Hükümeti’nin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile başlatmış olduğu doğrudan siyasi diyalogun desteklendiği taslak raporda, yeni anayasa, Kürt sorununun siyasi çözümünde hükümet, siyasi partiler ve Meclis rolüne vurgu yapılıyor. Anadilde eğitim hakkı, KCK davaları, Roboskî Katliamı, Alevilerin ve diğer inanç gruplarının özgün hakları, bölgeler arası eşitlik, tutuklu gazeteciler, basın ve düşünce ifade özgürlüğü, kadın ve çocuk hakları, seçim barajı ve çevre sorunlarının da aralarında bulunduğu pek çok konuya dikkat çekilen raporda, Türkiye’nin yapması gereken ev ödevlerine işaret ediliyor.
Raporda 57 madde halinde işlenen ana konular şöyle detaylandırılıyor:

Barış görüşmelerine destek

“AP, Abdullah Öcalan ile Hükümet arasındaki müzakerelerin Kürt meselesine çözüm yolunda tarihi bir sözleşmeye yol açmalı çağrısını yapar” vurgusu yapılan taslak raporda, müzakerelerin Kürt sorununun demokratik çözümüne yol açacak tarihi bir sözleşmeye evrilmesi beklentisi dile getiriliyor.
Taslak raporda, barışın amacına ulaşması için bütün siyasi partilerin, medyanın, sivil toplumun yapıcı rol oynaması ve inisiyatif alanlara yardımcı olması gerektiğinin altı önemle çiziliyor.

Çoğulcu anayasa

Raporda, Türkiye’de bir süredir Meclis bünyesinde kurulan komisyon üzeri çalışmalarına devam edilen yeni anayasaya ilişkin “Temel hak ve talepleri karşılayacak, çoğulculuğu yansıtacak bir anayasanın Türkiye’de yapılması yolunda gerçek bir açılımın sağlanması ve buna uygun politik bir platformun oluşturulması” çağrısı yapılıyor. 
“Bütün siyasi güçleri Kürt meselesini olumlu bir şekilde tartışmaya devet ediyoruz” denilen raporda, “Bu anayasa tartışmalarında Kürt vatandaşların politik, kültürel, sosyal ve ekonomik kalkınmayı öngören bu sürece dahil edilmelerini sağlayacak ve de Türkiye’de bütün vatandaşların örgütlenme ve ifade özgürlüğü dahil kendilerini hakları ile birlikte bulabileceği bir sürecin anayasal bazda garanti edilmesine” vurgu yapılıyor.
Taslak raporda, yeni anayasanın güçler ayrılığı, din, devlet ve toplum işlerinin ayrılması, vatandaşların temel haklarını güvence altına alan kapsayıcı bir yönetim modeli ve kapsayıcı bir vatandaşlık tanımı ilkelerine uygun hazırlanmasının önemi belirtilirken, Kürt dilinin eğitimde kullanılması amacıyla, yeni yasalarda anadilin kullanımı denemelerine yol açma imkanı sunabilecek pozitif tartışmalar kutlanıyor.

Meclis’e çağrı

Taslak raporda belirtilen konularda sorumluluk alması için Meclis’e şu çağrı yapılıyor: “Bu vesileyle, başta ve özellikle TBMM olmak üzere, demokratik kurumlarda Kürt meselesinin tartışılması ve geliştirilmesi gerektiğini önemle altını çizmek istiyoruz. TBMM’deki yeni anayasa oluşum komisyonun yavaş çalışmasından duyduğumuz endişeyi belirtmek istiyoruz.”

KCK davaları

8 bini aşkın olduğu sanılan KCK davası tutukluları konusunda ise taslak raporda, bu tutuklama furyalarının Kürt meselesinin demokratik bir şekilde tartışılmasına engel olduğundan hareketle endişeler söyle ifade ediliyor: “Kürt meselesinden dolayı yazan yazarların, gazetecilerin, pek çok Kürt siyasetçinin, belediye başkanlarının, yerel seçilmişlerin, sendikacıların, avukatların, protesto eylemi yapanların, insan hakları savunucularının KCK davalarından tutuklanmış olmasından endişe duyuyoruz.”
Taslak raporda devamla “Kürt meselesinde gerçek siyasi bir çözümün ancak gerçek demokratik bir ortam ve tartışma ile olacağından hareketle, KCK davalarında tutuklu olan çok büyük sayılardan dolayı endişe duyduğumuzu belirtmek istiyoruz” denildi.

Aleviler ve dini azınlıklar

“Hükümet Türkiye’de Alevi azınlığın haklarını genişletmek için özellikle çok yavaş hareket ettiğini gözlemliyoruz” denilen raporda, dini inançların ibadet yerlerinin ibadethane olarak kabul görmesi için hayati olan reformların yapılması gerektiğine vurgu yapılıyor. Bu konuda AIHM’nin kararlarına atıfta bulunulan raporda, Türkiye’de nüfus cüzdanları üzerinde zorunlu din ibaresinin kaldırılması talebi dile getiriliyor. Asuri-Keldani halkının ibadet merkezi olan Mor Gabriel Manastırı’nın arazisine ve haklarına dokunulmaması, bu konularda ve buna benzer sorunlarda Türkiye’den AIHS, AGIT’te ve Venedik Komisyonu tavsiye ve kararlarına uyması isteniyor.

Roboskî Katliamı

28 Aralık 2011 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Uludere’de 34 Kürt sivil köylüsünün uçak bombardımanı ile öldürüldüğü katliama da değinilen raporda, katliamın aydınlatılarak sorumlularının adalete teslim edilmeleri istendi: “Türk makamlarına Uludere / Şırnak katliamının gerçekleşme koşullarının tamamen ve aleni olarak açığa çıkarılması ve sorumlu olanların adalete teslim edilmelerinin sağlaması için çağrı yapıyoruz.” 

Çocuk tutsaklar

Raporun çocuk haklarına ilişkin bölümünde ise özellikle kırsal kesimde çocuklar arasında yüksek yoksulluk oranı ve çocuk işçiliğinin endişe duyulacak boyutta olduğuna vurgu yapılarak bunun giderilmesi için kapsamlı bir stratejiye ihtiyaç olduğuna dikkat çekiliyor. Türkiye’de tutuklu çocuk sayısının çokluğuna işaret edilen raporda, çocuklara kapalı hapis cezaları verilmesi yerine alternatif merkezlerin arayışına gidilmesi çağrısı yapılıyor. Bu konuda Türkiye’deki mevcut durumdan endişe duyulduğu vurgulanan raporda, “Türkiye Hükümeti’ne çocuk haklarını korumak ve çocuklara karşı istismarı önlemek için bağımsız izleme ve koruma mekanizmalarının önemini hatırlatıyoruz” ikazı yapılıyor.

Tutuklu gazeteciler ve basın

Raporun basınla ilgili bölümünde ise tutuklu gazeteciler ile basının içinde bulunduğu durumdan duyulan endişelere yer verildi. AP’nin bu konuda görevlendirdiği özel ad hoc komisyonun tutuklu gazetecilerinin davaları ile yapılması beklenen yasal değişiklikleri takip etmeye devam edeceğini vurgulandı.
Raporda, AGIT’in Türkiye raporuna vurgu yapılarak, AGIT’in medya özgürlüğünün Türkiye’de kısıtlandığını ve çok sayıda gazetecinin tutuklu olmasında bunun yansıması olduğu yönündeki tespitlerine yer verildi. Türkiye’de ifade özgürlüğü ve çoğulcu medyanın temel Avrupa değerleri olduğu belirtilen raporda, doğru işleyen bir demokrasi için muhalif görüşlerin de dile getirilebildiği gerçek ifade özgürlüğünün vazgeçilmez olduğu vurgulanıyor.

Bölgeler arası eşitsizlik

Bölgeler arası var olan ekonomik dengesizliğin giderilmesi için Türkiye’nin az gelişmiş bölgelerde, yatırım yapması gerektiği ve ekonomik kalkınmayı artırmak isteyen teşvik paketlerinin önemine vurgu yapılıyor. GAP projesine de değinilen raporda, bölgeler ve kentsel alanlar arasındaki uyumun güçlendirilmesi, bölgeler arası eşitsizliğin asgariye indirilmesi için eğitim ve öğretim kurumlarının önemine vurgu yapılarak bunun teşvik edilmesi isteniyor.

Barajlar ve çevre
Danıştay’ın Ilısu Barajı konusunda çevreyi koruma endişesiyle verdiği baraj inşasını durdurma kararının dikkate değer bulunduğu raporda, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nden mahkeme kararını dikkate olmasını bekledikleri ifade edildi.
Baraj yapımı ile ilgili projelerde ekolojik ve sosyal açıdan sürdürülebilir, arkeolojik ve çevresel mirasın korunması, çevresel etki çalışmaları yapılarak izinlerin verilmesine vurgu yapılıyor.

HÜSEYIN ELMALI / ANF/STRASBOURG