Almanya Gündemi
Otoriter /totaliter rejimlerle yönetilen ülkelerde‚ ’yüzleşme’ edimi oldukça sıkıntılı bir kavramdır. Bu gibi ülkeler tarihleriyle yüzleşemezler. Yapılan zulüm ve zorbalıkları kabul etmek, özür dilemek, telafi etmek, gelecek nesillere yapılan yanlışlıkları kavratmak gibi sonuçlara tahammül edemezler. Yalanlar ve inkar üzerine kurulu bir tarih yaratır, hüküm alanlarına dahil insanları, artık kendilerinin bile gerçekliğinden şüphe etmedikleri bu uydurma tarihe inandırmaya çalışırlar. Yetmez; hafızayı köreltmek adına, geçmişe ait ne kadar argüman varsa yakıp, yıkıp yok etmeye meyillidirler. ‘Yüzleşmek’ bu ülkelerde yenilgi olarak kabul edilir, zira tarih inşalarında abartılı kahramanlıklara ihtiyaç duyarlar. Bu gibi ülkelerde şimdi, ‘dün’ün tekerrürüdür. Demokratik ülkelerde ise yüzleşme süreci daha verimli geçer.
Geçenlerde bir Alman devlet radyosunda, Köln’de inşaatına start verilen ve bir Yahudi müzesine (ArchäologischeZone/JüdischesMuseum) dönüştürülmesi düşünülen arkeolojik alan için kamuoyunun katılımıyla isim arandığı haberini dinledim. Haberde bu projeye isim aranmasının demokratik mi, yoksa utandırıcı mı olduğu irdeleniyordu. Zira hala Yahudi müzesi ismi tartışmalı. Radyoya konuk olan uzman aynı zamanda 1349 yılında Yahudilere yapılan soykırımın da izlerini taşıyan arkeolojik alanın Alman tarihinin bir parçası olduğunu, insanların bunu kabul etmesi gerektiğini vurguluyordu. Bu kesitin diğer kültürel birikimlerinin yanında şehre entegre edilmesinin önemini belirtiyordu.
Ayrıca belirtmek gerekir; Köln Yahudiliğini şimdiye taşıması planlanan müzenin inşaatına başlanması o kadar kolay olmamış. 2000 yılından itibaren Köln kent konseyinde gündeme getirilen bu kültürel proje başından bu yana birçok tartışmayı da beraberinde getirmiş. 18 Mayıs 2006 tarihinde, kent konseyinde SPD, Yeşiller, Sol parti ve FDP’nin oyları ile arkeolojik alanın içinde Yahudi kültürünü yansıtacak bir müzenin oluşturulması kabul edilmiş. 61 milyon 500 bin Euro’ya mal olacağı tahmin edilen müzenin 2019 yılında açılması planlanıyor.
Peki nedir bu kadar tartışma yaratan: Köln Yahudiliğinin tarihi, bulunan veriler ışığında 321 yılına dayandırılıyor, (321 yılında Köln'de yaşayan Yahudiler, Roma İmparatoru Konstantin'e bir mektup yollayarak kent konseyine kabulünü istemişler) ve Yahudilerin yaşadığı en eski şehirlerden biri olarak görülüyor. Söz konusu alanda yapılan arkeolojik kazılarda ise 1200'lü yıllar ile 1349 yılları arası kullanılan bir sinagog ve Yahudilere ait yaşam alanları bulunmuştu. Bölgeye de yansıyan; 1095 yılında Haçlı seferlerinin başlaması ile gerilen Yahudi Hıristiyan ilişkileri 1235 yılında doruğa çıkar. 1349 yılı ise önemli bir tarih. Büyük bir veba salgınının yaşandığı 1349 yılında gergin ilişkiler nedeniyle, kuyulara zehir atmakla ve vebanın daha da yayılmasına katkı sunmakla suçlanan Yahudiler katliamdan geçirilerek şehirden kovulurlar.
İşte oluşturulacak müze aynı zamanda bu soykırımla da yüzleştirecek. Yeri gelmişken vurgulayalım; Aleida ve Jan Assman'ın bellek çalışmalarında kültürel belleğin sadece bireylerin hatırlatmalarından değil aynı zamanda metinler, semboller, görüntüler ve olgulardan oluştuğunu belirtirler. Kültürel bellek kütüphane, kilise, cami, sinegog gibi kurumlara, ve bu kurumun temsilcilerine ihtiyaç duyar. Geçmişi şimdiye taşıyan müzeler ise kültürel belleğin önemli bir aygıtıdır. Toplumların gelenekleri hakkında detay sunmanın yanında, tarihle yüzleşme imkanı da sunar.
Bildiğiniz gibi 1933-1945 yılları arasında Nazi Almanya'sında Hitler tarafından gerçekleştirilen soykırımla milyonlarca Yahudi katledildi. Hitler’in kan donduran katletme metotları dünyanın en karanlık tarihlerinden biridir. Almanya hala bu karanlık tarihi ile yüzleşme çabası veriyor. Nürnberg Mahkemeleri’nde Holokost failleri yargılanmış, başbakan Willy Brandt 7 Aralık 1970 yılında Varşova'da soykırım anıtı önünde diz çökerek özür kültürüne yeni bir boyut katmıştı. Yine geçtiğimiz günlerde 1915 Ermeni Soykırımı mecliste tanınmış ve Alman askerlerinin de bunda sorumluluğu olduğu kabul edilmişti.
Evet; bu kadar çabaya rağmen Almanya hala tarihi ile yüzleşme sınavı veriyor. Zira yüzleşme edimi devletler için bir yana, bireyler için bile oldukça meşakkatli bir süreçtir. Yüzleşme koşulları demokratik sistemlerde dahi kolay kolay sindirilemez. Güçlü irade ve kararlılık gerektirir.