Tarihsel mirasa kulak verelim – Mazlum MAMXURÎ
Forum Haberleri —

Tarihte halkların yaşadığı toplumsal acılar anında çoğu zaman bu acıların mücadelesini veren Önder kişilikler her zaman çıkmıştır. Bu acıların giderilmesi yolunda bedel vermekten çekinmeyen bu şahsiyetler kurtuluşun adımları için kendilerine öncülük misyonunun yükünü yüklemekten geri durmamışlardır. Halklar bu değerlere çok şey borçludur.
Bu değerlerin tarih seyrinde coğrafyamızda da halkımızın bağrında yetişen ve filizlenen başta Başkan Apo ve ardıları olmak üzere devrim şahsında öncüler, mücadele ve direniş içerisinde doğmuş ve bu lokomotife katılmaktan geri durmamışlardır. Bundan ötürüdür ki bu coğrafyada da kurtuluş yolunda ilk doğuş gerçekleşmiştir. Bir ülkeye değil, coğrafyaya hatta ve hatta tüm dünyaya güneşin doğmaya başladığı ilk anlar canlanıyor ve güneşin bu coğrafyaya doğmasını sağlayan Önder bir kişilik adım adım yürümek deydi. Bin Yıllardır toplumların başına bela olmuş bu köreltici sistemin çarkına çomak sokacak olan ve aynı şekilde bağrına da saplanacak olan hançerin öncüsü bu coğrafyada sahneye çıkmak için doğmaktaydı. Bu hançeri saplayacak olan cesur bir insanın adı anılmaya başlanmalıydı artık. Halkımızın yaşadığı özgürlük ve kurtuluş sorunu vardı ve bu sorunun Kürdistan özgülünde bir daha kendisini kadim toprağımızda tekrarlamaması için engin güçlü adımların ayak sesleri duyulmaktaydı. Varolan sorun salt Kürdistan’ın kurtuluşu değildi, kurtarılması aynı şekilde ayakları üzerinde oturtulması gereken halkların devrim sorunu at başı gitmek deydi. Bu nedenle Başkan Apo’nun mücadele içerisinde devrim sahnesinde kendisini filizlendirmesi Kürdistan ve Türkiye özgülünde yaşanan toplumsal devrimsel v.b sorunlarının tahlilini birebir yaşamı ve mücadelesi ile yaptı. Bu hakikat bizler için bir miras niteliği taşımaktadır. PKK şekillenmesinin temel yapı taşları var olan sorunlara panzehir niteliği yüklediği inkar edilemez bir gerçeklik olduğunu geçmiş güncellik ve gelecek itibariyle kendisini kanıtladı.
Ortada kurtuluşun nasıl olacağı sorunu vardı bu kurtuluşun toplumun sadece bir bölümü ile yola çıkılamayacağını zamanın koşulları gösteriyordu. “Ya hep beraber ya da hiç” sözünün Türkiye gerçeğinde hayata geçirilmesinden başka bir şans yoktu önlerinde. Kurtuluş zamanı dediğimiz olgu direniş ve devrim hamurunun yoğrulması ve hamleye hazır hale gelmesinin sağlanması için zaman denen hakikatin değerlendirilmesi gerekiyordu ve bu gereklilik günümüz devrimsel yaşam birlikteliğinin harcını oluşturdu. Bu nedenle şuan Türkiye ve Ortadoğu hatta dünya devrim hedefi için dört bir yandan kadınlar erkekler bu tarihin bizlere miras bıraktığı mücadele kültür ve geleneğine sahip çıkmak için bedel vermekten çekinmediler ve hâlen de vermeye devam etmekteler. Kurtuluş temellerinin atılma mekanı tam da binlerce yıl önce insanlık tarihinde ilk toplumsal inşa ve devrimin köşe taşlarının oluştuğu bu topraklarda olduğu tarihin kendisini tekrarladığını biz insanlığa göstermiştir.
Toplum ve bizlerin tarihsel hayalleri var. Nedir bu tarihsel hayaller ve neden bu hayaller için bedel verildi ve verilmekte? Bu bedellerden ve bu bedellerin boşa gitmeyeceği gerçeğindendir ki bu coğrafyaya yakışır ve yaraşır bir birlikteliğin insanlığa kurtuluşu getireceği bir hakikat olduğu kabul görmüş bulunmakta.
Kürdistan ve Türkiye mücadele hattı için rol ve misyonlar nettir. Şekli şemalı iskeleti ruhu ve bu rol ve misyonların gelecek için neler vaddettiği dâhi bilinmektedir. Herkes yani ezilen, mücadele veren Türkiye toplumunun belli bir bölümü eksisi ve artısı ile bir şekilde sisteme karşı bütünlüklü bir mücadele yolunu her ne kadar izlemiyor olsa bile kimi durumlarda sistemi sorgular pozisyona da gelebiliyor. Bu konulardan asgari veyahutta azami düzeyden dolayı yol ve yöntem ile kendi rol ve misyonlarını bilse ortada sistem sorunu diye bir şey kalır mı? Sadece var olan sistemi aşmadaki yaşanılan sorun değil, asıl olan bu mücadele sisteminin ayaklarını değil oturtmak yerlerine yerleştirmek için taşımakta dâhi ya zorluk çekiliyor ya da bazen bu zorluğu aşmadaki sorunlar hep ayağın takılmasına sebep oluyor. Türkiye özgülünde sistem muazzam saldırı halinde. Sistemin pençe darbelerinin mevzisinde olduğumuz bir gerçek ve duruşlardan dolayı kimi araçlar eksik kalıyor diye bu sisteme cesaret vermekte. Siyaseten saldırılara karşı elimizde savunma araçlarını kullanacak cesaret düzeyimizi sorgulama durumumuz ne seviyede sormak ve sorgulamak gerekir.
Farklı kimliklerden bireyler bu sistemden öyle ya da böyle nasibini almış ve bu nedenle bizler ile yola çıkmada karar kılmış olan bir irade eksiliyor ise bu tarihsel mirasa sahip çıkma düzeyimizi sorgulamaya neden olmaz mı? Hâlbuki Türkiye halkları içerisinde mücadeleye atılan ilk adımdan günümüze değin özgür Kürdistan ve akabinde demokratik bir Türkiye hülyası ve umudunu hangimiz taşımamaktayız. Hâlen bu coğrafyada insanlık mücadelesinde son damlalarına kadar direnen Hakilerin, Kemallerin, ve ezilen insanlığın çığlığını duyup buna kulak kabartan devrimci şahsiyetlerin, İbrahimlerin, Mahirlerin “Türk halkının özgürlüğü Kürt halkının özgürlüğünden geçer” tarihi sözü ve Denizlerin darağacına inançlı adımlar ile yürürken “Yaşasın Türk ve Kürt halkalarının kardeşliği” sözü ne anlamını yitirmiş ne de bizlerin kulağında çınlamaktan eksik kalmamıştır. Bu da bir gerçekliğimiz olduğuna göre mücadele harcının belli ve gayet şeffaf olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Başkan Apo “Mahirlerin mirasının sürdürürücüsüyüm” derken bu tarihsel mirasın halklar açısından ne denli can alıcı olduğunu ve aynı şekilde de günümüze kadar bu mirasın gerekliliklerine göre mücadele etmiş ve halen de bunun yılmaz direnişini vermektedir. Ayrıca da bizlere bu mücadeleyi emanet etmiştir. Siyaseten Kürt ve Türkiye toplumunun yaşadığı derin acıların hesabını sormak için çıkılan bu yola sadece bu ülkede yaşayan halkın bir bölümünü yanında bulundurmanın bu coğrafyaya ne kazandıracağını tarih bizlere acı biçimde gösterdi ve halen de bu tarih canlılığını koruyor.
Bir Mayıs ayının daha içerisindeyiz bu ay Kürdistan ve Türkiye halkları için direnişin her an yenilendiği bir ay olma ünvanına sahip. Bu gerçeklik ile beraber kahramanlık ayı bizler için birer mücadele, direniş, kurtuluş ve bağlılığın hiçbir şekilde inkar edilemez bir gerekçesidir. Bu duygular ile kahramanlık ayı münasebetiyle bir kez daha devrimci Önderlere, şahsiyetlere bu yolda can ve bedel vermiş tüm abideleri saygı ve minnetle anıyoruz. Bu amaçla sözümüzü tekrar yineliyoruz ki bütünlüklü olarak bu mirasa sahip çıkma ve yaşatma zamanıdır.







