Savaş-barış meselesinde “oyalanmak” tehlikelidir.

Hele, muazzam bir güce sahip olan devlet, karşısındaki gerilla gücüyle yaptığı ateşkesten sonra barış konusunda oyalanmaya başladığı zaman, bu gerilla için telafisi çok zor riskler doğurur.
KCK Yürütme Konseyi Başkanı Karayılan, dün yaptığı açıklamada, bu “oyalanmadan” ve bazı ciddi işaretlerden söz etti.  Şu anda, HPG güçleriyle TSK güçleri arasında bir “mütareke” var. Karşılıklı olarak “silaha başvurmama”, “çatışmasızlık” fiilen ilan edilmiş.  
Böyle durumlarda, “barış anlaşmasının” gereği olan adımlar atılmıyor, zaman geçiyor, karşı tarafta “oyalanıyor muyuz?” duygusu yaratılıyorsa ve geçirilen bu zaman zarfında, barış kesinleşene kadar “milim” kıpırdamaması gereken silahlı güçler sürekli hareket halindeyse, keşif yapıyorsa, operasyon hareketleri icra ediyorsa, askeri mevzilerine tahkimat yapıyorsa, yeni mevziler inşa ediyorsa, bütün bunlar, karşılıklı güvene dayanan “çatışmasızlık” durumunu tehlikeye sokar.
Sokmuştur.
Ben askerlikten anlamam. Ama okuduklarımı hatırlayabilirim. Örneğin, Hitler ordularının Sovyetler Birliği’ne saldırıya geçmeden önceki dönemle ilgili yazılanları. Vereceğim örnek, istikrarsız “çatışmasızlık” durumunda, askeri güçlerin hareketlenmelerinin ne kadar tehlikeli olduğunu gösterecektir.
1939 “saldırmazlık anlaşması” gereği, Almanya ve Sovyetler Birliği, Polonya topraklarında karşılıklı olarak mevzilenmişti. Tanklar, uçaklar, topçular sabit bir şekilde yerlerinde hareketsiz duruyordu. Kim bir gücü hareket ettirecekse, diğerine bildiriyordu.   
Bu kesin bir kuraldı. Önceden bilinmeyen bir hareketlenme, karşı tarafta saldırı olarak anlaşılabilir ve bir anda savaş patlayabilirdi.
1939 yılındaki “saldırmazlık” durumu, iki yıl içinde değişti. Almanya büyük bir hızla Sovyetlere karşı çok gizli bir saldırı planını yürürlüğe koydu. Bu planın adı, bizim korsanlıktan dönme kaptan-ı deryamız Barbaros Hayrettin Paşa’dan mülhem “Barbarossa Operasyonu”ydu.
Bu operasyon hazırlanırken, yanılmıyorsam Almanya’nın içinden, “Kızıl Kapella”nın başındaki Trepfer ve Japonya’da, Alman elçilik basın ateşesi Richard Zorge, daha sonra da, saldırıdan bir gün önce aradaki nehri yüzerek geçen bir anti-faşist Alman askeri Hitler’in saldırı hazırlıklarını ve saldırı tarihini Moskova’ya bildirmişlerdi.
Stalin bu istihbaratı şüpheyle karşıladı. Bunları İngiltere’nin Rusya ile Almanya arasında savaş çıkartmak amacıyla yaptığı kışkırtmalar olarak yorumladı.
O nedenle, çatışmasızlık durumuna göre konuşlanmış Sovyet ordularını muhtemel bir savaşa göre hareketlendirmedi. Almanya’nın bunu savaş nedeni saymaması için, o meş’um Haziran günü bütün tank birlikleri, topçu birlikleri ve bütün savaş uçakları sessiz bir bekleyiş içindeydi. Ve Almanya saldırdı. Kısa zamanda savaş Moskova önlerine dayandı.
Stalin ordusunu, Almanlar saldırmasın diye yerinden bir milim bile oynatmamıştı.
Bu tarihi örnek gösteriyor ki, henüz barış mutlak bir güvence altına alınmamışken, o nedenle geçici olarak sağlanan çatışmasızlık durumunda, silahlar patlamasa da, askeri güçlerin hasmane hareketleri çok tehlikeli sonuçlar doğurur.
Karayılan, bu askeri analizi yaptı. Hükümeti uyardı…  Gerillanın çekilmesi devam ediyor. Çekilenler arkalarında “boşluk” bırakarak çekiliyor. O “boşlukların” ordu ve korucular tarafından doldurulması çözüm sürecine karşı yapılmış tehlikeli provokasyondur.
O halde, “oyalanmaya” derhal son vermek gerekir. İkinci aşamaya geçilmelidir.
“Oyalanarak” kazanılan zaman içinde ordunun mevzilerini güçlendirmesi, sürekli keşif uçuşları yapması, askeri açıdan kesinlikle “savaş hazırlığı” olarak yorumlanır. Belli ki HPG de böyle yorumlamakta.
Zaman uzadıkça ve bu zaman içinde tehlikeli askeri hareketlilik giderek yoğunlaştıkça, Kürt kamuoyunda bir “aldatılmışlık” duygusunun doğması kaçınılmazdır.
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Hükümet’le görüşeceklerini açıkladı. Umarız Hükümet, Gezi Krizi’ndeki “yenilgisini”, savaşı yeniden başlatarak aşma gibi bir maceradan uzak durur.
Bilmeli ki, bu defa Kürde karşı savaş Gezi saldırısıyla sarsılmış Ege’den de ve hatta ABD ve AB’den de eski desteği bulamayacaktır.
Oyalanmayın. Ve henüz dengeye kavuşmamış “çatışmasızlık durumuyla” oyun oynamayın…