
BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, AKP hükümetinin açlık grevleri süreciyle artan müzakere ve çözüm taleplerine karşılık veremediği için dokunulmazlıkları gündeme getirdiğini kaydetti. Çözüm talebinin vazgeçilmez olduğunu kaydeden Kışanak, ''Ya çözecek, ya da çözümsüzlüğe girip biteceksiniz'' dedi.
BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, BDP Grup Başkanvekili ve Bingöl Milletvekili İdris Baluken, BDP Hakkari milletvekilleri Adil Kurt ve Esat Canan, BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, BDP Van Milletvekili Nazmi Gür, BDP Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu, BDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy ve BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü ve tutuklu BDP Urfa Milletvekili İbrahim Ayhan, BDP Şırnak Milletvekili Selma Irmak ve BDP Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım hakkında hazırlanan fezlekeler Meclis'e gönderildi. BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, Kürt sorununda gelinen süreci ve dokunulmazlıklara ilişkin tartışmaları değerlentirerek, Kürt halkının seçeneksiz olmadığını söyledi.
Kışanak, AKP'nin açlık grevleriyle artan müzakere taleplerini yerine getiremediği için dokunulmazlıkları gündeme getirdiğini kaydetti. Kışanak, "Bunu hem BDP'yi etkisizleştirmek, hem de toplumda açığa çıkan müzakere talebini ötelemek için yaptı. Bunun açlık grevlerinin hemen ardından gelmesinin böyle bir önemi var. Çünkü bütün toplumda hükümetten bir adım beklentisi vardı. Basında da böyle bir algı oluştu. Herkes yeniden müzakere sürecinin başlamasını bekliyordu. AKP hükümeti Erdoğan'ın yürüttüğü siyasi operasyon ile bunu dağıtmaya çalışıyor. Ama bu boş bir taleptir. Bu talep artık vazgeçilmez bir noktadadır. Bu tek çıkar yoldur. Kürt sorununu çözecekseniz, müzakere sürecine girerek Öcalan'ın koşullarını yaratacaksınız. Ya da çözümsüzlüğe girip biteceksiniz. AKP şimdi bununla yüz yüzedir. Ya çözecek ya bitecek " ifadesini kullandı.
Şiddet ve çözüm karşı karşıya
Sorunun Kürt sorununun diyalog ve müzakere ile çözülüp çözülemeyeceği veya "devlet terörü" politikasının sürdürülüp sürdürülemeyeceği olduğunu belirten Kışanak, "Aslında konuşulan şey birkaç milletvekilinin dokunulmazlık meselesi değildir. Kürtlerin hak ve özgürlüklerini ve iradesini temel alarak mı sorun çözülecek, yoksa devlet şiddeti ile mi olacak? Bu ikisinin çatışması bu yolla dışarıya çıktı. Erdoğan'ın söylemlerinde, medyada hem de yargıda bunu görebiliyorsunuz. Bu operasyonu beraber yürüttüler. Ulusalcı Ergenekon çizgisi ile Gülen çizgisinin işbirliğini tablonun bütününde görüyoruz. Zaten Erdoğan'ın zihniyeti de buna uygundu" ifadesinde bulundu.
'Planlı bir andıç var'
Türkiye'de Erdoğan'ın emrine itaat eden bir yargının ve medyanın olduğuna işaret eden Kışanak, geçmişte Kürt halkının iradesini tasfiye etmeye yönelik uygulanan projenin devamının uygulandığını vurguladı. Kışanak, "Ortada bir konsept yani bir andıç var. Herkesin görevi belirlenmiş. Bunu servis ediyorlar ve orada tanımlanan rolleri herkes oynuyor. Kürt hareketini nasıl çalışmaz hale getirir ve taleplerini boğarız diye bir proje hazırladılar. Hepsinin görevi belli ve hep beraber bunu işletiyorlar" diye konuştu. Kışanak, oluşturulan andıçın amacının Kürtlerin Parlamento'da mücadele etmesini engellemek ve siyaseten etkisiz kılmak olduğunu belirtti.
Kürtlere kölelik dayatılıyor
"Bu mücadele bire bir halkın mücadelesidir. Tartışılan da milletvekilleri değildir bu halkın mücadelesidir" diyen Kışanak, Kürt halkının geleceğinin tartışıldığını kaydetti.
Kışanak, şunları kaydetti: "Başbakan Kürt halkının köle bir halk olarak vesayetçi devlet sisteminin tebaası olarak yaşamasını istiyor. Dokunulmazlık konusu da böyle ele alınmalı. BDP'li bir milletvekili yolsuzluk yapsa halkın kendisi hemen ayaklanır ve bu vekili atar. BDP milletvekillerinin dokunulmazlığı niye tartışılıyor? Kürtlerin demokratik haklarını sahiplenmiş, halkıyla birlikte sokakta gaz yemiştir. Halkın evlatlarına ve mücadelesine 'terör' dememiştir. Bundan dolayı bu durum yaşanıyor. Bu siyasi bir durum ve Kürt halkının geleceğiyle ilgilidir."
Böyle bir durum yaşanması durumunda Kürt halkının tepkisini ortaya koyacağını belirten Kışanak, "Bunu kimsenin örgütlemesine gerek yok. Halk bu siyasal bilince sahiptir. Daha önce ortaya koyduğu gibi bu tepkiyi de günü geldiği zaman ortaya koyar" dedi.
Devlet terör uyguluyor
AKP hükümetinin BDP'lileri şiddet yanlısı gibi gösterdiğini vurguladığını belirten Kışanak, AKP döneminde sadece eylemlere katıldıkları için 65 kişinin devletin polisi tarafından öldürüldüğüne dikkat çekti. Kışanak, ''Erdoğan çıkacak parlak laflar edecek, halk da 'Bu BDP'liler şiddet yapıyor' diyecek diye düşünüyor. Oysa senin askerinin, polisinin yaptığı şiddeti bu halk iliklerine kadar yaşadı" şeklinde konuştu.
Roboski katliamı üzerinden bir yıl geçmesine rağmen hiçbir sorumlunun yargı önüne çıkarılmadığını söyleyen Kışanak, " Başbakan Roboski'de 34 kişiyi katledenlere teşekkür etmiştir. Erdoğan savaşı yöneten askerlerle birlikte mevzide fotoğraf verdi. Sırtlarını sıvazladı daha fazla öldürün dedi" örneklerini vererek, Erdoğan'ın şiddeti övdüğüne dikkat çekti.
Gerilla cenazelerine yapılan saldırıları "devlet terörü" olarak değerlendiren Kışanak, dünyanın hiçbir yerinde cenazelerin yasaklanmadığını söyledi. Kışanak, " Böyle bir devlet terörü uygulayan AKP kalkmış bize 'şiddete bulaşmışsınız' diyor. Erdoğan'ın bizzat kendisi bunu yapıyor. Bu nedenle bu operasyonların, milliyetçi, ırkçı, tekçi zihniyetin ürünü olduğunu görüyorum. Ama boş bir çabadır" ifadesini kullandı.
'Öcalan'ın özgürlüğü kaçınılmaz'
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın Kürt sorunu açısından en önemli aktör olduğuna işaret eden Kışanak, "Bunun gereğini yerine getirecek özgürlük koşullarına da sahip olacaktır. Bu kaçınılmaz. Bunu bugün kabul etmeyenler ve engellemeye çalışanlar bu ülkeye kötülük yaparlar. Olsa olsa bu süreci uzatırlar ve bedel ödenmesine neden olurlar; ama bunu engelleyemezler" dedi.
BDP'ye ambargo uygulanıyor
Kışanak, yürütülen konseptin en önemli ayaklarından birisinin de medya olduğunu ve medyanın BDP'ye yönelik her zaman ambargo uyguladığını kaydetti. Türkiye'de sistem ile medya arasında Kürt sorunu konusunda göbek bağı olduğunu vurgulayan Kışanak, Erdoğan'ın sınırsız bir hakimiyetten yana olduğu için medyanın bu durumunu dahi beğenmediğini söyledi. Kışanak, "Zaten yandaş bir medya yarattı. Diğerlerini baskı altına aldı ve kendi istediği politikaya yürüttü. Zaten ulusalcı bir medya var, onlar bize karşı. Arada birkaç tane demokrat olan çıkınca bunlara da tahammül etmiyor. Başbakan sınırsız, mutlak bir egemenlik istiyor. Sadece kendisinin olmasını istiyor. Bu otoriterlik hastalığıdır. Sonsuz bir tatminsizlik hali var. Erdoğan'ın yaptığı her konuşma aynı anda 10'dan fazla kanal tarafından canlı veriliyor. Küfretse bile bunu veriyorlar. Ama 10 dakika farklı görüş eden birini gösterdiklerinde buna ise tahammül edemiyor" dedi.
ALPER ATALAY / DİHA/ANKARA