Xarpêt’in (Elazığ) Qowanciyan (Kovancılar) ilçesine bağlı Wayisan köyünde geçmişin izlerine rastlamak mümkün. Hemen her evin önünde bulunan buğday öğütmeye yarayan değirmen taşları, bulgur öğütme taşı ile birlikte her evin toprak damının üzerinde bulunan bargiranlar dikkat çekiyor. Uzun yıllar o köyün ve çevre köylerin ihtiyaçlarını karşılayan taş ustası Eşref Sertkaya (85) büyük bir titizlikle yıllardır yaptığı işini 3 yıl önce bıraktı. 

Ermenilere ait yıkık büyük su değirmeninin yıkıldığı alanda topladığı düzgün taşlar ve yine arazide bulduğu kayaları balyoz ve mucla büyük bir titizlilikle şekillendirdiğini anlatan Sertkaya, daha sonrasında kucakladığı taşları eşek sırtında eve getirdiğini söyledi. 


‘Her bir taş bir altın değerindeydi’

Boş bir tarlada yine bir gün kayaları ayırarak taş çıkarırken yanına bir turistin geldiğini söyleyen Sertkaya, turistin “Ne yapıyorsun?” diye sorduğunu, ona “Altın çıkarıyorum” diye cevap verdiğini söyledi. Hazırladığı kayalardan birini çıkarırken “Bak bir altın çıktı” dediğini anlatan Sertkaya, turistin ise “Ne altını bu kaya” dediğini, ona her bir kayanın altın değerinde olduğunu söylediğini aktardı. 

Okuma yazması olmadığını, bu nedenle mezar taşları üzerine isimleri önceleri kazıyamadığını söyleyen Sertkaya, askerlikte okuma yazma öğrendiğini söyledi. Yazı yazmayı öğrendikten sonra mezar taşı yapamaya da başlayan Sertkaya, balyoz ve çekiç ile taşa şekil verdiğini, büyük demir makasları ikiye ayırarak makas başlığıyla ise ince işlemeciliği yaptığını kaydetti. 


‘Yeni ürünler asla el değirmeni gibi olamaz’ 

Elektrik enerjisi olmadığından ötürü yaptığı taş işleme sanatının çok zor olduğunu ve o taşlar üzerinde buğday, arpa, susam, bulgur öğüten köylülerin bir araya gelerek komünal çalıştıklarını ve o günleri özlediğini dile getiren Sertkaya, teknolojinin gelmesi ile birlikte her şeyin makinelerde hazır üretilmesiyle insanlar arasındaki birlikteliğin de zayıfladığını söyledi.


 XARPÊT