Avrupa’ya 80’li yılların başından itibaren gelen ilk kuşak Kürtler, hep biraz birikim yapıp ülkeye dönme düşüncesi ile yaşadılar. Yaz tatillerinde imkanları olanlar memlekete, köyüne, akrabalarının olduğu yerlere giderek yaz tatillerini geçirirlerdi. Türk devletinin kirli savaşı ve göçertme politikası sonucunda Avrupa’ya çıkmak zorunda kalan ve esas Kürt göçünü oluşturan yüzbinlerce Kürdistanlı da, mültecilik koşullarında hep ülke, toprak ve eş, dost hasreti ile yaşadı. Geldikleri ülkenin vatandaşlığına geçen ya da geçerli bir oturum alabilen Kürdistanlıların ilk yaptıkları Kürdistan’a, yıllarca hasretini çektikleri topraklara ve yakınlarının yanına gitmek oldu. Ancak ikinci kuşak ve Avrupa’da doğup yetişen üçüncü kuşakla birlikte Kürdistanlıların tatil alışkanlıkları da farklılık göstermeye başladı.
Sadece Almanya’da sayısı 1 milyonu aşan ve artık büyük çoğunluğu yaşadıkları ülkede girişimci olan Kürdistanlıların değişen tatil alışklanlıkları ve alternatif tatil şekillerini, seyahat acentası işletmekte olan Evin Gedik ile konuştuk.

Almanya’dan ülkeye giden Kürdistanlıların tatil alışkanlıklarında nasıl bir değişim var?

Değişim şu şekilde var: Özellikle burada yetişen yeni kuşak yani 14 ila 20 yaş arası gençler, tatil deyince önce bir hafta ya da on gün deniz tatili yapıp ardından Kürdistan’a geçmeyi tercih ediyorlar. Ayrıca, yoğun Kürt göçünün olduğu Mersin, İzmir, Antalya şehirlerine gidip orada bir haftalık otel tutarak hem tatil yapmak, hem de metropoldeki akraba ziyaretlerini gerçekleştirip oradan Kürdistan’a geçiyorlar. Ama aile büyükleri varsa doğrudan Kürdistan’a gitmeyi tercih ediyorlar.

Yalnızca tatil yapmak için Kürdistan’a gidenlerin oranı ne kadar?

Son yıllarda insanların alım gücü çok düştü. Uçakla gidenlerin oranı eskiye göre azalsa da kendi arabaları ile gidenlerin oranları çok daha fazlalaştı. Kürt aileleri genelde kalabalık oldukları için 3-4 araba peşpeşe birlikte izine gitme yolunu seçiyorlar.

Kürdistanlılar tatil için daha çok nereleri tercih ediyorlar?

Kesinlikle önce kendi köylerine gitmeyi tercih ediyorlar. Eğer doğrudan ülkeye gidiyorlarsa köylerine gittiklerinde ya araba kiralıyorlar ya da akrabalarının arabalarını alarak mutlaka Hasankeyf, Mardin, Midyat, Diyarbakır gibi yerlere gidiyorlar. Yani sadece köyleri ya da denizle sınırlı kalmıyorlar.

Yani ülkesine yönelik turizm, Kürdistanlılar arasında da gelişiyor..

Kesinlikle. Bir örnek verecek olursam Nusaybin tarafında ki Dara antik kentini bir kaç yıl öncesine kadar bilmiyorduk. Ama şimdi sadece Dara’yı görmek için binlerce kilometre  yol alıyorlar. Yine Hasankeyf, Van, Amed Surları gibi yerleri mutlaka geziyorlar. Yani turizm kültürü Kürdistanlılarda da gelişiyor. Tabii öncelikle kendi ülkelerinin tarihi ve doğal güzellikerini görmek istiyorlar. Burada itiraf etmem gereken bir şey var: O da, Türklerin Kürdistan’da çevirdikleri dizi filmlerin ülke turizminde etkisi ve rolü çok fazla. İnsanlarımız o dizilerde gördükleri kendi ülkelerinin güzel yerlerini mutlaka gezmek, görmek istiyorlar.

Kürdistanlılar arasında yaygınlaşan farklı tatil biçimleri neler?

Artık eskisi gibi değil doğal olarak. Sadece Kürdistan’a gitmeyip, şimdi farklı yerlerde de tatil yapanların sayısında hayli artış var. Özellikle arabayla gidenler bir hafta Yunanistan’da -şu an krizden dolayı Yunanistan’da otel vb. fiyatlar çok düşük- tatil yapıp gemiyle Türkiye’ye geçiyorlar. Son iki yıldır bunda artış var. Orana vurursak yüzde doksan Kürdistan, yine Yunanistan, Tunus ve İspanya çoklukla tercih edilen ülkeler arasında bulunuyor.

Son iki yıldır Newroz turları vb. turlar düzenliyorsunuz? Bunların ülke turizmine ne kadar etkisi oluyor?

Bunların etkisi çok fazla oldu. İlk defa „Tura Newroz“ ile Kürdistan’da bir tur başladı. Tura gidip döndükten sonra küçük küçük gruplar kendilerini planlayıp yaz tatilinde tekrar o bölgelere, o tarihi yerlere kendi aile çevreleri ile gezmeye gidiyorlar. Ayrıca döndükten sonra çevrelerine anlatıyorlar. Daha sonra giden aileler de bunları esas alarak Kürdistan’ın o tarihi ve güzel yerlerini gezmeye gidiyorlar.

Almanya’dan Kürdistan’ın hangi illerine direk uçuşlar var?
Elazığ, Antep, Adana, Batman’a seferler var. Diyarbakır halen askeri havaalanı olarak görüldüğü için direk uçuş yok. Yine Van’a depremden dolayı talep azaldığı için direk uçuşlar yok. Bir de direk uçuş yapan firmaların fiyatları çok pahalı olduğu için daha çok aktarmalı uçuşlar tercih ediliyor.

Almanyanın bir çok eyaletinde tatil başladı ama hala başlamayan eyaletlerdeki Kürdistanlılara ne gibi öneri ve uyarılarınız olacak?

Bir çok aile okul tatilinden bir kaç gün önce  ucuz uçak bileti bularak uçmayı tercih ediyor. Ama havaalanlarında öğrencilere çok zorluk çıkarılıyor. Okuldan izin almamışlarsa, ellerinde bir belge yoksa öğrencinin havaalanından ayrılmasına izin verilmiyor. Yine okul idarelerinden (Schulamt), Gençlik Dairelerinden (Jugendamt) izin almadan izine giden öğrencilere büyük cezalar geliyor. Aileler bu konuda da dikkatli olmalılar.
Her şeyden önce aileler gitmeden önce pasaport sürelerini mutlaka kontrol etmeli, uçuşlarından en az iki üç saat önce bilet aldıkları acentaları arayarak saat ve tarih  kontrolü yapmalılar. Çünkü uçak şirketleri sürekli saat değişikliği yapabiliyor. Tatil zamanlarında uçuş oranı çok fazla olduğu için en az iki sat önce havaalanında olmaları gerekir.
Ayrıca özellikle ülkeden geri dönüşlerde beraberlerinde peynir, çökelek vb. yiyecekler getirmemeleri gerekir. Artık havalanında bunlar yakalandığı zaman sadece atılmakla kalmıyor. 500 Euro’dan başlayan cezalarla karşı karşıya kalınabiliniyor.


MURAT ALPAVUT/DÜSSELDORF




Okulda başarı aileye bağlıdır

Nihayet yaz tatili başladı. Çocuklarımız karnelerini aldı. Her anne baba tabii ki çocuğunun iyi bir karne ile gelmesini ister. Ancak karnelerden sonra bir çok veli kötü notlar karşısında çocukları suçlar. Kötü notlarda biz anne babaların katkısı nedir acaba?
Her anne baba çocuğu için iyi bir eğitim ister. Çoğumuz sadece okulda verilen eğitimi, eğitim olarak algılarız, ama çocuklarımızı okul dışında da eğitime teşvik etmemiz gerektiğinin ne derece bilincindeyiz?  Oysa en çok aile içinde öğreniyoruz.
Düzenli bir gün, belli gelenekler, yeteneklerin desteklenmesi, ailece düzenlenen etkinlikler, akşam yemeğindeki sohbetler ve birlikte oynanan oyunlar… Bütün bunlar çocuklarımızın gelişimi için önemlidir . Günlük hayatlarında kazandıkları genel bilgi ve donanımlar çocuklara okulda özgüven verir ve başarılı olmaya motive eder.
Özellikle çocuğunuzu başkalarının önünde sürekli eleştirmeyin. Onunla sakin bir ortamda yalnız konuşun ve bu esnada iyi taraflarını da dile getirin. Daha küçük yaşta ona saygıyla yaklaşmanız, çocuğunuzun özgüvenini ve başarısını artırır. Çocuklar çok meraklıdır ve soru ardına soru yağdırırlar. Her zaman sorunun cevabını bilemeseniz de, sorularıyla ilgilenmek için zaman ayırın.
Ona fikrini sorarak hoş bir sohbet başlatabilir ve bu şekilde çocuğunuzun iletişim ve dil becerisini teşvik edebilirsiniz. Çocuğunuzu sabırla dinleyin ve onu anladığınızı gösterin. Bırakın çocuğunuz kendi çözebileceği işi kendisi yapsın. Çocuğunuz sizi örnek alır; doğru olanı gösterip, yanlış olanı uygulamayın. Velilerin tutarlı yapıcı ve sevgi eksenli yaklaşımı çocuğun dengeli bir kişilik kazanmasını sağlar.
Yaz tatili denildiğinde seyehat etme ve gezip, dinlenme akla gelir. Oysa öğrenciler açısından yaz tatili okulda başarısız olduğu derslere daha iyi hazırlanabilme, değişik kaynaklar ve kitaplar okuyarak kendisini bir sonraki döneme daha iyi hazırlayabilmenin de yoludur.
Bu anlamda yaz tatilini daha verimli değerlendirme ve değişik kitaplar okumak çok önemlidir. Bu şekilde çocuklarımızın başarı grafiğini yükseltebiliriz.
Çocuklarımızın daha başarılı olabilmesinin diğer bir etkeni de anadili eğitimini alabilmesidir. Burada duyarlı velilerin ilkokullar için 15 ve diğer okullar içinse 18 velinin imzalı başvurusu ile anadilde eğitim hakkını alabilirler. Anadilini iyi konuşamayan çocukların başarı şansı da düşmektedir. Çocuğumuz anadilini iyi öğrenirse Almanca’yı öğrenemez diye düsünmeyelim. Aksine Almanca’yı daha kolay ve çabuk öğrenirler.

MARUF GÜRÜL / Öğretmen/Düsseldorf