Tayyip Erdoğan ve AKP’den, emekçi kesimlerden tutalım Türkiye’deki ‘kemalist-laik’ diye kendini tanımlayan egemen çevrelere kadar çok geniş bir yelpaze, değişik nedenlerle rahatsız. Rahatsız olanlar cephesinde ABD ve Avrupa devletleri de yer almaktadır.

Ezilenler açısından olaya bakıldığı zaman, durum çok daha farklı ve çok daha vahim görünmektedir. Böyle olmasına rağmen, hala sürecin yönünü tayin etme gücünde olmamaları, durumu daha da vahim hale getirmektedir. Bunu ayrı bir yazıda detaylı irdelemek gerekir.
Türkiye’de egemen güçler arasındaki kutuplaşmalar ve halkın egemen güçlerin bir kesimine yönelik rahatsızlıkları son derce arttı ve çatışmalar şiddetlendi. Bir taraftan Ergenekoncular, kemalistler, TÜSİAD çatısı altındaki sermaye güçleri, diğer tarafta ise, AKP, MÜSİAD çatısı altındaki İslami sermaye, bilumum İslamcı cemaat ve örgütler ile bu kutuplaşma içinde saf tutmuş MİT, polis teşkilatı, yargı sistemi gibi devletin kurumları bulunmaktadır. Ordunun AKP tarafında saf tutuğunu söyleyenlere katılmıyorum. Sadece şimdilik susmuş, sineye çekmiş vaziyette beklemektedir.
Kimi gözlemciler ABD ve AB’nin AKP’yi gözden çıkardığını belirtiyor. Ben aynı fikirde değilim. Eğer bir gözden çıkarma var ise bu AKP’nin değil Tayyip’in gözden çıkarılmasıdır. Çünkü, özellikle ABD açısından, Orta Doğu ve hatta Rusya ve Çin politikaları için hala çok etkili kullanabilecek bir partidir AKP. Bu politikanın özünü ise ‘medeniyetler savaşı’ diye formule edilmiş strateji çerçevesinde İslam’ın kullanılması oluşturuyor. Bu nedenle, AKP’nin tasfiye edileceği söylem ve beklentileri bana pek gerçekçi gelmemektedir.
BOP (Büyük Ortadoğu Projesi)’nin eşbaşkanı Tayyip Erdoğan yeterince kullanıldı. Hem içerde hem dışarda son derece yıprandı, itibarsızlaştı. Tayyip’in sahneden çekilmesini, artık ayak bağı olmamasını istemekteler. Fakat, Tayyip Erdoğan’ı bertaraf edeceğim diye de İslamcı AKP’yi bölmek, zayıflatmak uluslararası egemen batılı güçlerin işine gelmez, diye düşünüyorum.
Gelinen aşamada AKP’nin tedirginliği de artmış durumda. AKP, “oy kaybeder, iktidardan düşersem halim yaman; yiyip içtiklerimin, yaptıklarımın hesabını benden sorarlar” korkusu yaşamaktadır.
Bu kötü senaryonun gerçekleşmemesi için AKP gücünü, iktidarını korumalıdır. Zaten AKP, iktidarının elinden zorla alınmak istenmesi durumunda – Mısır’da olduğu gibi mesela – tereddütsüz buna direneceğini, çatışacağını çok açık ve net mesajlarla vermiştir ve vermektedir. Yani, kendi niteliğine yakışır tarzda, son dönemlerderki saldırgan tutumlarının dozajının giderek artmasının birinci sebebi bu kötü senaryonun gerçekleşme ihtimali ve bunun yarattığı korku psikolojisi iken, ikincisi ise karşısındaki güçlere ‘ayağınızı denk alın’ içerikli uyarı mesajıdır.
Tayyipsiz AKP zayıflar, belki de bölünür ve iktidarını da kaybeder. Bu AKP karşıtlarının arzuladığı bir senaryodur: Böylece AKP’den kolaylıkla da hesap sorabilirler. Uluslararası güçler için bu iyi bir senaryo değil. Türkiye istikrarsızlaşır. Diğer taraftan ise Tayyip Erdoğan’ın başbakan olarak devam etmesi de Türkiye’de bir istikrarsızlık sebebi haline gelmiş, getirilmiş durumda. Uluslararası güçler bununla, yani Tayyip üzerindeki baskıyı artırarak, aynı zamanda AKP üzerindeki kontrollerini yeniden yapılandırmak istiyor olabilirler. O halde tüm tarafları memnun edecek bir formül bulmaları gerekiyor. Bu çerçevede bakıldığında, AKP’ye zarar vermeden ve de Türkiye’yi istikrarsızlaştırmadan Tayyip’ten kurtulmanın en pürüzsüz yolu olarak Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı yapılacaktır.
Eğer AKP Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olmasına karar vermişse, elbette AKP’nin hem uluslararası güçlerle hem de Tayyip Erdoğan’a ve partisine karşı olan Ergenekoncu, Kemalist güçlerle bir anlaşmaya, uzlaşmaya varmış olmaları gerekir. Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olarak etkisizleştirilmesi karşılığında Tayyip ve AKP’den kimsenin hesap sormayacağının garantisinin de AKP’ye verilmiş olması gerekir.
Sonuç olarak, Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanlığına aday olacak mı olmayacak mı sorusuna yukarıda bahsedilen ihtimal dahilindeki anlaşma çerçevesinde ‘Tayyip cumhurbaşkanlığına aday olacaktır.’ diye cevap verebiliriz.