Renksiz, dilsiz, fikirsiz ve sessiz Kürtler istiyor TC. Ölü Kürtler istiyor. Kürtler, modernitenin tüm kültürel bombardımanına karşı hala yerel kültürel giysilerini giyiyor. Kürdistan coğrafyasının yarattığı kimi giysi biçimleri gerillanın da giydiği giysilerdir. Kültürel soykırıma uğrasa da özgürlük mücadelesi sayesinde kendi ulusal kıyafetleriyle tanışan bir halk gerçeği oldu Kürt olgusu. Kendi giysilerinin geriliğin değil onurun ve direnişin sembolü olduğunu gerilla ile gördü, öğrendi ve kabullendi. 

Bugün giysilerimiz silah gibi ele alınıyor, yasaklanıyor, tutuklama vesilesi yapılıyor.  

Cumhuriyetin bebeklik yıllarına özenen AKP’liler şapka devriminin üzerine yeni bir devrim yapmak istediler. Türk devletinin Kürt düşmanlığı şal şapik düşmanlığında somutlaştı ve pantolon devrimine soyundular. Artık cumhuriyetin bu yaşlı haliyle yaptığı bebeklikler faşizmin ötesine de geçmiş durumdadır. 

Küçük çocukların dahi ne giyeceğine karışsanız oturup ağlar, ısrarla istediklerini giymek isterler. Ama AKP’nin Kürt düşmanlığı iktidar olmayı Kürtleri hizaya çekmekle görüyor. Kürt düşmanlığı TC tarihinde hükümetlerin en çok esas aldığı ve üzerinden varoldukları yöntemdir ve AKP de bunu yapıyor. İnkar imha politikası temel devlet politikasıdır ve en iyi uygulayan ayakta kalabiliyor inancındadırlar. Kürt giysileri, kefiyeler, renkler, şalvarlar ve tilililer yasaklanıyor birer birer. Faşist rejimin yasaklayacağı tek şey hayaller olmadan, bu yasaklardan kurtulmak gerekiyor. 

Ne yapmalı?

“Bir şey yapmalı” diyor sanatçı. Tüm Kürtler kendi yerel kültürel giysilerini giymelidir. Şal şapik giyerek sokakları her an kendi doğallığını yaşayarak faşist rejimi protesto etmenin mekanına çevirmelidir halkımız. Aynı zamanda kültürel soykırım siyasetini uygulamalarını protesto etmek, hem de kendi olmanın bir gereği olarak giymelidir. Sadece Newroz kutlamalarında ya da başka festivallerde değil yaşamın her anında, her yerde şal û şapik ve kiras û fistan giymek lazım. TC’nin faşist yasaları böyle boşa çıkarılmalıdır. Çözümü tartışıp çözmeye ve eritmeye çalışmak, olmuyorsa bastırmak, inkar edemiyorsa imha etmek TC’nin karakteridir. Bir yandan Osmanlı oyunlarına başvuran hükümet, bir yandan sokak infazlarına çocuk katliamlarına devam ediyor, bir yandan zindanlarda çocuklara tecavüz ederek bir nesli bitirmeye çalışıyor, bir yandan da kültürel imhayı sürdürüyor. Tecavüzcü bir hükümetin polisi de, gardiyanı da sistemin kendisinden kaynaklı tecavüzcüdür. Kürtçe televizyon açıp Kürtçe şarkı söylemeyi ve Kürt ulusal kıyafetlerini giymeyi yasaklayan tutarsız bir hükümet var karşımızda. Bu inkarcı, soykırımcı devlet uygulamaları karşısında varoluş dilini konuşmak lazım. Bunlardan biri de kendi ulusal giysilerini giymek, kefiyelerini takmakla oluşur. Giyim tarzı da dile benzer. Bedenin dilidir renkler. Biçim, bedenin dilidir. 

Sadece festivallerde Kürtçe konuşamayız ne de olsa. Öyleyse tüm Kürtler, yaşamın her anında Kürt kültürel yöresel kıyafetlerini giymeli, bunun dışındaki moda adına giyilen giysileri bir soykırım silahı bir asimilasyon aracı saymalı ve karşı durmalıdır. 

Gençlik Kürt kültürel giysilerini salt yaşlıların giydiği giysiler olarak görmekten vazgeçmelidir. Kuzey Kürdistan ve TC metropollerinde yaşayan milyonlarca Kürt kendi tarihine, kültürüne, diline anlayış biçimine sahip çıkmayı, ona göre konuşmayı, ona göre düşünmeyi, ona göre yiyip içmeyi ona göre giymeyi bir varoluş şartı bilmelidir. Kofi ve şalvar giymeyi gerilik olarak görme hastalığına karşı bir mücadeleyi, her Kürt genci önce kendi kişiliğinde vermelidir. 

Kürtlük siyasal olduğu kadar kültürel bir olgudur. Bu noktada kimliğini doğru temsil etmek bir varoluş şartıdır. Tüm Kürdistanlılar Kürt yerel kültürel giysilerini giyerek TC’nin faşist yasalarını protesto etmelidir. Kendi giysilerimizi kapitalist modernitenin moda adı altındaki yozlaştırmalarından kurtarmak da öncelikle gençlerin temel görevidir. 

Biçimciliğe düşmeden kendi kültürüne göre yaşamanın özgürlük olduğunu bilerek, kapitalist modernitenin çirkinleştiriciliğine karşı demokratik modernite çağının Kürt güncelleşmesinde giyimin de önemi bu tarz eylemlerle herkese anlatılmalıdır. 

Herkesi, özellikle gençleri gerilla kıyafeti olarak somutlaşan ve suç sayılan şal û şapik giymeye davet ediyorum. 

TC devleti gerilla kıyafetini, atalarının şalvarını kentlerde giyemeyen gençlerin dağlarda aynı kıyafetleri giyeceğini unutmamalıdır.