TC’de kriz

Forum Haberleri —

26 Kasım 2020 Perşembe - 23:00

  • TC’nin kuruluşunda var olan yapısal sorunlara çekilen cila artık özelliğini kaybetmiştir. Konjonktürel olarak da yaşanan krizsel durumun da bu yapısal krizden kaynaklandığı bilinci giderek güçlenmektedir.

ŞİYAR PİR

 

Kriz, toplum sorunlarının ayyuka çıktığı, sistemin kendisini sürdüremez duruma geldiğinin bir ifade düzeyidir.

Türkiye’deki gelişmeleri hepimiz ibretlikle takip ediyoruz. Kendi tarihini uygarlık tarihinin derinliklerine götürerek büyüklüğü ile övünen TC’nin içinde bulunduğumuz süreç içerisinde kuruluş yapısında var olan yapısal krizi ile cebelleştiğini daha net olarak görüyoruz. Gelinen aşamada yapısal kriz ile konjonktürel krizlerin iç içe geçtiğini rahatlıkla belirtebiliriz. Bu da TC faşizminin çözülüşünü hızlandıracak olan krizsel durumu ifade eder. Her fırsat bulduklarında kendi devlet büyüklüğünden dem vurarak kendi kendini kandırıyorlar. Tüm övgülerinin safsatadan başka bir şey olmadığını insan rahatlıkla anlayabilir. Belki günlük olarak bu övgüleri, methiyeleri kendi kendilerine dizerek birkaç saat rahat uyuyabilirler, ama artık uykuları kaçmış kendi can derdine düşmüşlerdir. Daha doğrusu ele ayağa düşmüşlerdir.

TC’de yaşanan toplumsal sorunlara çözüm getireceğini iddia eden güruh, artık çözüm getirmesi mümkün değildir. Peki neden mümkün değildir? İnsanlığın tarihsel gelişimine bakıldığı zaman bunun mümkün olamayacağı kesin ve nettir. Çünkü varlığını baskıyla, zor araçlarıyla örenlerin getireceği her çözüm yeni bir çözümsüzlük demektir. Bu noktada tarihte hegemonya örmek isteyen İmparatorluklar, Krallıklar, yine yakın tarih içerisinde adeta günlük olarak tetik çekmeden-çektirtmeden yaşayamayan diktatörlerin hepsi içine girdikleri krizleri aşmak, kendi hegemonyalarını sürdürebilmek için hep ‘toplumların yararına çözüm geliştiriyorum’ kandırmacasıyla kendilerine nefes borusu açmak istemişlerdir, ancak hepsinin sonu da hüsranla sonuçlanmıştır, getirdikleri her çözüm yeni bir çözümsüzlüğe yürümüştür. Bu noktada TC açısından ‘tarih tekerrür ediyor’ denirse yerinde bir tespit olacaktır.

TC’de kriz derindir ve çöküş aşamasına girmiştir. Artık toplumun bütün sorunları ayyuka çıkmıştır, takke düşmüş kel görünmüştür. Bu da TC faşist zihniyetinin kendisini sürdüremez duruma geldiğinin bir ifadesidir.

Günlük olarak insan kanı akıtarak ayakta kalabileceğini sanma gibi bir gaflet içerisine de girmiştir. Her gün istatistikler vererek ne kadar insan katlettikleriyle övünen bir durum söz konusudur. Bir çılgınlık alameti var, insanları katletmekle övünenler çözüm için var olan nüveleri de bir bir günlük olarak tüketiyorlar. Adeta insanlığın soyunu kurutmak istercesine bir saldırı içerisindeler.

Peki bu katletme psikolojisi nereden ve hangi sebepten ileri geliyor? Bu sorulara kısa kısa ana başlıklar halince cevap vermeye çalışırsak, şöyle bir tabloyu ortaya çıkartabiliriz: Bir, TC’de toplum artık kandırıldığını somut olarak görüyor. İki, yoksulluk diz boyuyken kendi emeği üzerinden şatafatlı yaşayanları toplum artık kabul etme noktasından uzaklaşıyor. Üç, on yıllardır örülmüş olan korku duvarından günlük olarak büyük parçalar kopartılıyor. Dört, toplum, şimdiye kadar sergilenmiş olan pratiklerin bir aldatmacadan ibaret olduğunu görüyor ve sunulmak istenen yeni seçeneklerin çok daha tehlikeli, çok daha sorun çıkarıcı olduğunu görüyor. Beş, AKP’nin iktidarda olduğu süre içerisinde var olan toplumsal değerlerin, toplumsal ahlakın çürütüldüğü görülüyor, dolayısıyla çürüyen toplumsal değerlerin aslında çürüyen insan-toplum olduğunun farkındalığı gelişiyor. Bu belirlemeleri her okuyucu kendisinden bir madde ekleyerek çoğaltabilir, çünkü TC’nin sicili kabarıktır, sadece birkaç madde altında ifade edilmesi TC’nin seri katil psikolojisini ifade etmeye yetmeyecektir.

TC faşizmi, içinde bulunduğumuz günler içerisinde reform tartışmalarını da çok iyi hesaplayarak ve kurgulayarak gündeme getirmiştir. Bunu da yeni bir icatmış gibi toplumun güzünün içen baka baka yalan söyleyerek yapmaktadır. Toplumun dikkatini buraya çekerek, gündemi saptırarak, zulüm cenderesini devreye koyarak kaybettiği mevzileri güçlendirmek istenmektedir. Bir yandan ‘hukukta reformu yapılacak’ derken günlük olarak tam bir hukuk katliamı yapılmaktadır. Seri katil psikolojisi burada da devreye girmiş bir değirmen gibi insanlar öğütülmeye çalışılmaktadır.

TC’nin kuruluşunda var olan yapısal sorunlara çekilen cila artık özelliğini kaybetmiştir. Konjonktürel olarak da yaşanan krizsel durumun da bu yapısal krizden kaynaklandığı bilinci giderek güçlenmektedir. Çünkü insanlık karşıtı, kadın karşıtı, demokrasi karşıtı, eşitlik karşıtı olan sistem deşifre edilmiş gerçekler açığa çıkartılmıştır.

Gelinen noktada TC günlük yaşanan kriz haliyle ayakta durmaya çalışıyor. Artık yolun sonuna gelinmiştir, ne yaparsa yapsın uçurumdan yuvarlanmasını önleyemeyecektir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.