“Bu devletin de ne çok düşmanı varmış, ne içinde ne dışında bir gerçek dostu yokmuş” diyor musunuz siz de? Bu paranoyayı; toplumda kutuplaşma yaratmak, pek çok toplumsal sorunu perdelemek, toplumsal talepleri ötelemek, kendi politikalarını uygulama zemini yaratmak için kullandı devlet aklı ve iktidarlar bugüne kadar. Ancak yaratılan bu paranoya, kaos ve istikrarsızlık ortamı ile birleşerek nihayetinde; halkın iktidara, devlete, geleceğine hatta kendisine bile güvenini yitirmesine neden olmuş durumda. Kürdistan, referandum, Kerkük, Musul, savaş ve derken; son vergi zamları, işsizlik oranları ve gelir dağılımı sorunları ile ülke ekonomisi hakkında yapılan kriz yorumları; halkın güvensizliğini büyük bir moral çöküntüsü ile buluşturdu ve bundan sadece AKP değil devlet de payını alacak görünüyor.
Bu paranoya meselesi yeni değil biliyorsunuz; kendimizi bildik bileli düşmanın adı zaman zaman değişse de aynı hikaye; içerden Komünistler, Kürtler, Şeriatçılar, Cumhuriyetçiler, Ergenekon, Fetö, hatta Tayyip karşıtları, dışarıdan Yunanlılar, Rusya, İran, Suriye, Almanya, ABD vs. tost etmişler koca Osmanlının torunu Türkiye’yi. Irak Kürt Bölgesel Yönetiminin (IKBY) yaptığı bağımsızlık referandumu da bu paranoyaya tüy dikmiş oldu.
İddia o ki düşmanlar muhtelif; bizi bölmek parçalamak isteyen mi dersiniz, sınırlarımızı değiştirmek isteyen mi, toprağımızdan toprak isteyenler, devleti zaafa düşürmek isteyenler, devletin, kurumlarının ve memurlarının manevi şahsiyetine zarar vermek isteyenler, anayasayı değiştirmek isteyenler, cumhurbaşkanına hakaret edenler mi dersiniz? Vatan haini, devlet düşmanı, teröristler doldurmuş memleketi. Sırf Fetö ile ilişkili olmakla suçlanıp tutuklanan kişi sayısı yaklaşık 60 bin ama açıklamalara göre örgüt üyeliğine en ağır delil sayılan bylock programını kullanan kişi sayısı 240 bin.
AKP iktidarının 15 yıllık iktidarında bu düşman paranoyası giderek büyüdü, çeşitlendi, dengesizleşti. Dünkü Esad kardeş bir sabah Esed düşmana dönüşüverdi; “Van minüt” diye dünyanın kulağı dibinde azarladığımız İsrail’le sonrasında kan parasında anlaşıldı, hatta aynı günlerde gizli silah ve savunma anlaşmaları yapıldı vs. liste uzar gider. Fethullah Gülen ile ilişkiler meselesine hiç girmeyeyim isterseniz. Hatta Barzani ile ilişkiler de de öyle değil mi? PKK’yi zayıflatmak adına işbirliği yapacağım derken kırmızı halılar sermişlerdi yollarına, şimdi düşmanın alası. Yarın kim ne olacak Allah bilir.
Halkın iktidara güveni tamken, devletinin gücüne inanırken göz ardı ettiği gerçekler bu günkü güvensizlik koşullarında etkisini katlanarak göstermeye başladı. Ekonomiye de yansıyan son gelişmeler, krizin giderek derinleşmesi ve saklanamaz boyutlara varması, eğitimden sağlığa hatta çevre sorunlarına ve insan ilişkilerine kadar her alanda büyüyen istikrarsızlık, kalite yitimi ve bunların toplum psikolojisine yansımaları; büyük bir moral sorunu yaratmış durumda. Toplum umudunu giderek kaybediyor. Ortadoğu’da yaşanan değişim, Suriye savaşı ve Kürtlerin durumu ekseninde hesapları şaşan iktidarsa, yine çareyi düşman paranoyasında arıyor. Ancak; savaş tamtamları ile sahneye fırlayan AKP’nin, Nasreddin Hocanın Filler ve Timurlenk hikayesindeki gibi yalnız kalması söz konusu olabilir.